Bana adımı veren yengem..

Bugün bana adımı veren ve ilkokul ikinci sınıf boyunca Fatih'te bana annelik edip çocuklarından ayırmadan bakan yengem sabah erken saatlerde yatmakta olduğu hastahanede vefat etmiş.

Sabah erken telefon çalmaya başladı yataktaydım ve bu saatte çalan telefonun hiçte güzel bir haber olmadığını düşünerek ısrarla açmadım.

Biliyordum birisi kötü bir haber verecek. Telefon çalma ısrarını hiç bırakmayınca mecburen içimden evet dedim kötü habere hazırlan.

İnsanın içine doğuyor kötü haber. Hemen telefonu açtığımda yengen vefat etti dedi amcaoğullarından birisi.

Ne kadar kolay "yengen vefat etti."

1969 yıllarıydı Fatihte karagümrükte oturuyorduk. Ben ilkokula gidiyordum. Beni çok seven yengem köyden yanında getirmişti beni.

Kemah tren istasyonundan bir sabah kara trenle üç gün boyunca yolculuk yaparak İstanbul’a Haydarpaşa’ya gelmiştik.

Anımsadığım kopuk kopuk film kareleri, kompartımanlarda beş kiloluk zeytinyağı tenekesi içindeki çok sevdiğim hiç bitmeyeceğini sandığım tel kadayıf, vagon aralarında piknik tüpüyle yemek yapmaya çalışan insanlar toz toprak kir yoksulluk sefalet.

Çok sonra büyük oğlu İstanbul teknik üniversitesinde okuyacak makine mühendisi olacak devlet demiryollarına genel müdür olup hızlı trenler, modern vagonlar, konforlu yolculuklar sunacaktır bizden çok sonraki kuşaklara.

Ve üç günlük yolculukları yarım günlere dönüştürecektir.

Ve birde aynı oğlunun boşuna gereksiz kullandığım teksir kâğıdına bakıp ağlamaklı bir sesle" o beş kuruş biliyor musun" deyişi hafızamda kalan.

Ailem İstanbul’a gelene kadar şehirde okutmaya getirmişti beni.

Okuldan dönünce çok sevdiğimi bildiğinden olsa gerek hadi nişancıdan francala al derdi bana elime bakır para tutuşturup.

O kar gibi bembeyaz ekmek pasta gibi gelirdi bana nedense.

Doğduğumda adımı o vermiş bana Radif belki de anlamını bile bilmeden.

Biri yitmiş o kaybolan ve bir daha dönmeyen adamın adını vermişler bana.

Bu kuşağın kadınları çocuklarına, onların eğitimlerine yetişmelerine adamıştır kendilerini ve kendi hayatları olmamıştır hiç.

Eyüp’te kaldırdık cenazeyi.

Namaz sonrası kabrine taşırken tabutu ilk defa o kadar ağırlığınca sırtladım.

İlk kez bir cenaze taşıdığımı hissettim

Mezarına kadar taşıdık. Düzenle toprak attılar bende düzelttim.

İnsanın annesini kaybetmesi zor olsa gerek.

Kimse çaktırmadı hüznünü.

Öylece yutkunup durdular.

Mezarı başında dualar edildi.

Zor bir zamandı bugüne değin belki iki üç kez görülen büyük bir salgın hastalık hüküm sürüyordu.

Kimse kimseye yanaşamıyordu.

Öyle uzaktan selamlaşmalar

O güne kadar görülmemiş bir uzaklaşma insanlar arasında daha hazin bir durumdu.

Kemah, Karatren, Fatih Karagümrük, francala, seksen yıldan fazla bir ömür

Mekânın cennet olsun güle güle uyu sevgili Naim’e anne.

YORUM EKLE
banner128

banner8

banner11

banner21

banner34

banner9

banner12

banner20

banner33