Batan Gemide ki değeriniz balıkların iştahı kadardır.!

banner101

Bir toplumun değer üretebilmesi ve değerlerine sahip çıkabilmesinin temel koşulu kendini bilmesi ve medeniyet kodlarına vakıf olmasından geçer.

Hiç bir derinliği olmayan günlük tüketim refleksleri her geçen gün gelişen fakat aynı oranda üretim noktasında kendini kasan ve kilitleyen bir insan modeli ile karşı karşıyayız.

Çevresine duyarsız, gündelik düşünen, duygularına itirazı olmayan, ictimai hayatın tüm doku ve olgularına karşı kaygısız anlamsız bir rehavet içerisinde nefes alan insanlardan bahsediyoruz.

Edilgen bir toplumun hammaddesini bu insanlar oluşturur.

Bu insanları yönetmek bu insanların bulunduğu alanlarda değerlerden bahsetmek beyhudedir. Bir termal kamera görüntüsü gibi çıkarları etrafında hareketlenmeler görürsünüz.

İsmet Özel’in deyimi ile "bunlar inanmışlar değil ikna edilmişlerdir". İkna kabiliyeti yüksek her söz ve fiilin arkasında saf tutup bir başka ikna söylemleri ile aniden makas değiştirebilen oynak tiplerdir.

Ne dün ne yarın bu tiplerin kapsama alanına girmez.

Hiçbir öz kütlesi olmayan bu insanlar hipnoz edilmeye müsait, sloganlarla cezbelenerek kendilerini kaybeden hoyrat tiplerdir.

Bu insanları şarj etmekte çok kolaydır.

Şunun da altını çizmekte fayda var bu insanların tahsil durumları sosyal statüleri ve ideolojik aidiyetleri ile ilgili değil tamamen sosyolojik iklimle alakalı bir durumdur.

Yaşadığımız çağın belki de en önemli vebası öz den uzaklaşıp yapaylaşmaktır. İnançta siyasette, ekonomide vatan sevgisinde ideallerimizde velhasıl hayatın bütününde yapaylığın tüm tonları hissediyor ve yaşıyoruz.

Belki de bu şekilde olmasını isteyen üst iradelere teslim olmuş durumdayız. Yapay bir dekor olarak oluşturulan kitleleri amaçlar doğrultusunda kanalize etmek bu şeklide daha kolaydır. Hatta bu kitleler üzerinde oluşturulmaya çalışılacak her algı ve manipülasyon rahat bir şekilde hedeflerine ulaşabilmektedir.

Bunun için tüm toplumsal mekanizmalar kusursuz çalıştırılmaktadır. Bu insanlar için ne evrensel bir ahlak ne de evrensel bir hukuk bir çerçeve oluşturamamaktadır.

Çünkü bu insanlardan değer kavramı çıkarılmıştır.

İşin tuhaf tarafı bireyleri eğitme ve sosyal dokunun deformasyonunu engelleme görevi olan Aydınlar ve Sanatçılar, asli yörüngelerinden uzaklaşmış taraf olmanın ötesinde bir taraftar psikolojisiyle toplumu halat yarışının içerisine çekmektedirler.

En önemli tehlikelerden biriside budur. Bir fanatizmin oluşturulması toplumu uçuruma sürüklemektir. Toplumun her alanında ve her oluşumunda bundan şiddetle kaçınılması lazımdır. Burada da en önemli sorumluluk o toplumun siyaset üstü aydınları ve sanatçılarına düşmektedir.

Yukarıda da belirttiğim gibi kendini aşamayan ve gündelik çıkarlara karşı misyonuna ucuz bir fiyat biçenler kendilerine ödenecek akçelerin gün geldiğinde tedavülden kalkıp geçersizleştiğini gördüklerinde artık kendilerinin de hiçbir değer ifade etmediklerini anlayacaklardır.

Büyük devlet ve toplumlar her zaman tarihin kritik dönemlerinde fırtınalı havalarda büyük dalgalarla boğuşan gemiler gibidirler.

Bu gemide yolculuk yapan tüm mürettebatın öncelikli hedefi o gemiyi o dalgalardan sağ salim sahile yanaştırmaktır. Aksi takdir de batan gemide herkesin ederi denizdeki balıkların iştahı kadar olacaktır.

Selam ve dua ile @musakartal41

YORUM EKLE
banner36

banner63

banner8

banner11

banner21

banner34

banner85

banner9

banner12

banner20

banner33