Belçikalı Türkler, Belçika- Türk dostluğuna büyük değer katıyor (Özel Röportaj)

Belçikalı Türkler, Belçika- Türk dostluğuna büyük değer katıyor (Özel Röportaj)

Belçika’da yaşayan Gazeteci Yazar, Inter-Media Bruxelles Yayınları Yönetmeni Yusuf Cinal, Belçika, Belçikalı Türkler, Belçika-Türkiye dostluğu hakkında görüş ve düşüncelerini İGF Haber Koordinatörü Mehmet Çetinkaya ile paylaştı. Aynı zamanda İGF Belçika Temsilcisi olan Cinal, Belçikalı Türklerin, Belçika-Türk dostluğuna büyük değer kattığını belirterek, Belçikalı Türklerin Türkiye’yi artık bir tatil ülkesi olarak gördüğünü söyledi.RÖPORTAJ: Mehmet ÇETİNKAYA / BURSA (İGFA)

Yusuf Cinal, Belçika’ya ne zaman, nasıl geldi?

Belçika’ya gelmek gibi bir fikrim hiç oluşmamıştı. Zira, gazetecilik mesleğinden önce sporcu, öğretmen, yönetici bir kişiliğim vardı.
Akyazı Lisesi Müdür vekili ve edebiyat öğretmeni olarak görev yaptığım dönemde yapılan bir teklifi kabul ederek meslekten ayrılarak ‘gazetecilik’ mesleğine adım attım.
Aslında ‘gazetecilik’ mesleğini amatör olarak sürdürüyordum. Bu manada Akyazı ilçesinde ‘Akyazı’nın Sesi’ adlı bir tipo baskı gazetede çıkarmayı başarmıştım.
Kısacası ‘gazetecilik’ mesleğine ilgim, beni profesyonel manada "Sakarya" adlı gazetenin Sorumlu Müdürlüğü'ne taşıdı.
Sakarya’da ilk ofset gazete olma niteliği taşıyan Sakarya Gazetesi, Günaydın Gazetesi ortaklığındaydı.
Gazetenin sermayeleri, gazeteyi satma kararı alınca arayışlara başladım. ‘Gazeteyi satın alalım’ fikri kabul görmedi. Ben de bu durumda ya İstanbul’da mesleği sürdürecek ya da yurtdışına gidecektim. Gazeteden izinli olarak Avrupa’ya çıkma kararını 1985 yılında uygulamaya koyarak, Almanya, Hollanda, Belçika’da gezilerde bulundum. Benim için en uygun ülke Belçika idi. Zira, burada lojistik destek alacak yakınlarım vardı. Bu Belçika’da kalmam da ve gazetecilik mesleğini Belçika’da sürdürmemde en önemli etken oldu.

Yolculuğunuz nasıl geçti? Avrupa’yı nasıl buldunuz? O yıllar Türk vatandaşlarının durumu nasıldı?

1985 Yılı Ekim ayı sonlarıydı. Rahmetli eniştem Hasan Şimşek ile İstanbul Erenköy’den yol hazırlıkları yaptık. Eniştem Hasan Şimşek’in şu sözleri halen hatırımdadır. "Yusuf, erken yatalım yarın trafik yoğunlaşmadan köprüden geçmemiz gerekecek" diyerek yolculuğun gerçekten zor geçeceğini haber veriyordu.
Bir Mercedes minibüs ile yola çıktık. Dediği gibi köprüden erken saatlerde geçtik. Tabi vatandan, eşimden, çocuklarımdan ayrılmak benim için zordu. Büyük bir hayal kırıklığı içinde gelecek arayışıyla yurtdışına çıkıyordum.

O yıllar Bulgaristan’da despot Jivkov rejimi karayüzünü gösteriyordu. Eniştem Hasan Şimşek Bulgaristan’ı da gündüz gözüyle geçmek istiyordu. Nitekim, büyük korku ve dikkatle Bulgaristan’dan geçtik. Yollarda Sovyetlerden kalmış eski püskü otomobiller at arabaları tarlalarda birlikte çalışan insanlar görmek mümkündü.
Bulgaristan’dan sonra Yugoslavya topraklarına girdik. Buralarda da durum farklı değildi. Yoksulluk ve geri kalmışlık her haliyle gözümüze yansıyordu. Ama şunu söylemeliyim ki Avrupa, Yugoslavya’nın LoupLiyana kentinden başladığını söylesem yalan olmaz. Sonra Avusturya, Almanya, Belçika ve Hollanda kalkınmışlığı tüten fabrika bacaları otobanları ve insanların kullandığı lüks otomobiller ile kendini gösteriyordu.

IGF Haber Koordinatörü Mehmet Çetinkaya ( sol başta), Gazeteci Yazar Yusuf Cinal ( soldan 2. ), Brüksel Bölge Parlementosu Üyesi Şevket Temiz ( soldan 3. ), Brüksel Schaerbeek Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Bilge ( soldan 4. ) ve İş insanı Erol Özen ( sağ başta) ile birlikte görülüyor.

Belçika’yı ve Belçika’daki Türkleri nasıl buldunuz? Gazeteci meslektaşlarınızın yardımını gördünüz mü?

Eniştem Hasan Şimşek, Almanya’dan sonra Belçika’ya doğru yol alıyordu. Ben de minibüs penceresinden çevreyi dikkatle izliyor Avrupa ile ilgili bilgiler edinmeye çalışıyordum.
Bir ara eniştem gaza bastı aşağı yukarı 120 km ile Belçika sınırından içeri girdik. Minibüs içinde büyük bir gürültü koptu. Şaşırmadım değil bu sevinç Belçika topraklarına giriş sevinciydi. O zaman anladım ki, eniştem Hasan Şimşek, ablam Hatice Şimşek, çocukları çoktan Belçika’yı ‘ikinci vatan’ olarak kabullenmişlerdi.

Belçika’da o yıllar Türk nüfusunun 80-100 Bin civarında olduğu söyleniyordu. Türkler, özellikle maden bölgelerinde istihdam edilmişlerdi. Brüksel’de ise 1968’li yıllardan itibaren yaşam söz konusuydu. Maden ocakları yavaş yavaş kapanıyor, insanımız daha ziyade fabrikalarda tarım ve hizmet sektöründe iş tutuyordu. Büyük bir bölümü 'hemen Türkiye’ye dönecekmiş gibi' bir yaşam içinde yani yerleşik konumda değildi. Fakat maden bölgelerindeki insanımız kendilerine tahsis edilen evlerde yerleşik konumdaydılar.

1961’li yıllardan itibaren Belçika’ya iş göçü olarak gelen Türkler, birçok alanda başarı göstererek artık ülkede ev sahibi olmaya başlamışlardı. 1985’li yıllarda tek tük ev alanlar vardı. Onlara ‘ Gavurcu mu oldun?’ yaftası yapıştırılarak Belçika’da kalmaya niyetli olanlara tepki gösteriliyordu. Türkler, yavaş yavaş sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi hayatta da yapılanmaya büyük özen gösteriyorlardı.

Cebinde ‘sarı basın kartı’ olan bir gazeteci olarak, çalışmam elbette zordu. O yıllar Brüksel’de hemen hemen her gazetenin bir temsilcisi vardı. Benim ‘sarı basın kartlı’ olarak gelmem biraz kıskançlık oluşturmuştu. Ama rahmetli Hürriyet Gazetesi Brüksel Temsilcisi Şerif Sayın ve daha sonra merhum Tercüman Gazetesi Brüksel Temsilcisi Sıtkı Uluç’un büyük yardımlarını gördüm. Kısacası Tercüman’da 7 Yıl, 1 Yıl Sabah Gazetesi’nde ve 17 Yıl Hürriyet Gazetesi’nde muhabir olarak görev yaptım.

İGF Haber Koordinatörü Mehmet Çekinkaya, Gazeteci Yazar Yusuf Cinal’a Belçika Temsilciliği görevini tebliğ etti.

Bu zaman dilimi içinde yerel manada ‘Çark Europe, Hasret, Belturk, Yenihaber, Belgoturk’ yazılı gazetelerini yayını hazırladım. 2003 Yılında Avrupa’da ilk sanal gazeteyi yayına hayatına başlattım. Halen sanal ortamda iki gazetemiz ‘ www.belcikayenihaber.be, www.belcikabelhaber.be ‘ yayınlarını sürdürüyor. Ayrıca bazı görsel yayınlar da hazırlıyoruz.  Benim diğer meslektaşlarımdan farkım halkın içinde alanda oluşum ve onlara rehberlik yapmam kadar onlardan biri olarak onlara katkılar sunmamdı. Kaldı ki, bu yapılanma içinde Belçika Türk Spor Gençliği'ni bir çatı altında toplayan Belçika Türk Spor ve Kültür Federasyonu Başkanlığı'nı üstlendim.

Belçika- Türkiye ilişkileri ve Belçika Türkleri hakkında son olarak neler söylersiniz?

Belçika, 1831 yılında kurulmuş suni bir ülkedir. Ülkenin kuruluşuna Fransa, Hollanda, İngiltere ve Almanya katkı sunmuştur. Ülkede kraliyet ailesi söz konusudur. Yani Belçika monarşiyle yönetilmektedir. Son yıllarda yapılan reformlarla kraliyet ailesinin yetkileri sembolik düzeye indirgenmiştir. Ülkede meclis seneto ve federatif yapı içinde bölge hükümetleri yer almaktadır. Kısacası ülke, siyasi olarak üçe kültürel olarak dörde bölünmüş durumdadır. Bu bağlamda 11 milyon 500 bin nüfusu olan Belçika’da bir federal hükümet üç bölge hükümeti ve parlamentoları mevcuttur. Halen ülkede 6 Parti koalisyonunda bir iktidar iş başındadır. Belçika’da koalisyonlar demokrasinin bir gereği olarak uzlaşma rejimi olarak da görülmektedir.
Bu yapı içinde belediyeler de özerk bir yapı içindedir. Türkler 2000’li yıllardan itibaren Belçika siyaseti içinde yerlerini almaya başladılar. Bugün Belçika siyasi platformunda federal parlamentoda 4, Brüksel Bölge Parlamentosu'nda 4, Flaman bölgesinde bir Türk kökenli millet vekili görev yapmaktadır. Yerel yönetimler içinde 12 belediye başkan yardımcısı, 112 belediye meclis üyesi ve bir belediye başkanı ile Türkler aktif siyasetin tam içindedir.

Kaldı ki, Flaman siyasi partilerden ‘Grooen’ Yeşiller Partisi'nin Genel Başkanı Isparta ili Yalvaç ilçesi halkından Almacı ailesinin kızları Meryem Almacı’dır. Yine Flaman Bölgesi sosyalist parti ( SP.A ) eş başkanı Funda Oru, siyasete atılacak gençlere idol olarak gösterilmektedir.  Belçika’da Türkiye’den gelen direktifler paralelinde partileşme adımları atılmışsa da bu konuda başarı elde edilememiştir.

Belçika-Türkiye ilişkilerine gelecek olursak...

Belçika ile Türkiye arasında köklü bir dostluk işbirliği söz konusudur. Başta Belçikalılar her yıl tatil için Türkiye’yi tercih ettikleri gibi Türkiye’de ev sahibi olan Belçikalıların sayısı gittikçe artmaktadır. Belçikalı büyük ulusal firmaların Türkiye’de büyük ortaklıkları ve yatırımları da Belçika- Türk dostluğuna farklı bir ivme ve değer katmaktadır. Belçika ile Türkiye birçok alanda işbirliği yapmaktadır. Ayrıca, iki ülke arasında ‘terörle mücadele, teröristleri koruma ve kollama, kara para aklama, islamafobi, terörist Fehriye Erdal’ın Türkiye’ye verilmemesi, ırkçılık, ayrımcılık, ötekileştirme konularında karşılıklı şikayetler söz konusudur. Tüm bunlara son yıllarda Belçika tarafının din görevlisi ve Türkçe, Türk Kültür bilgisi dersleri öğretmenlerine de sınır getirilmesi eklenmiştir.

Türkiye’de estirilen ‘ batı düşmanlığı’ rüzgarlarının aksine Belçika’da yaşayan Türkler bu ülkeyi ikinci vatan olarak kabullenmiş ve burada yaşamaya karar vermişlerdir. 1974 yılında İslam dinini resmen tanıyan ikinci Avrupa ülkesi olan Belçika’da Türklerin kurum ve kuruluşları gittikçe çoğalmakta ve yukarıda söylediğimiz gibi artık Türkler her alanda başarı öyküleri yazarak Belçika- Türk dostluğuna da katkı yapmaktadırlar. Özellikle de yetişmiş çok dilli genç nesil kendilerini artık Belçikalı olarak görmektedirler. Bu manada yabancı evliliklerine de Türk gençleri sıcak bakmaktadırlar. Ülke genelinde kurulan camilere ibadethanelere ek olarak Müslüman mezarlıkları da istah edilmesi Türklerin Belçika’da kalıcı olduklarının göstergesidir.
Artık Belçikalı Türkler Türkiye’yi bir tatil ülkesi olarak görmektedirler.

Türkiye’den estirilen islamafobi, ırkçılık, ayrımcılık, dışlama söylemleri abartıldığı gibi Belçikalı Türkleri tehdit eder mahiyette değildir. Kaldı ki ülke siyaseti bu konularla mücadelede kurumsallaşmaya bile gitmiş bu suçları işleyenlere ağır cezai yaptırımlar getirmiştir.

Son olarak, şunu söylemeliyim ki, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna Belçika Dışişleri Bakanlığı Direktörü Luck Diplau davet edilerek üzerinde Belçika Türk bayrakları ile dostluğu temsil eden bir pasta birlikte kesilmiştir. Belçika-Türk dostluğunu pekiştiren bu pasta kesiminde Türkiye tarafında Bakan Yardımcısı Büyükelçi Faruk Kaymakçı ve Büyükelçi Dr. Hasan Ulusoy ve Türk Diplomat ve davetliler hazır bulunmuştur. Özetle; Türkiye Belçika dostluğuna büyük önem verdiği gibi Belçika’da Türkiye dostluğuna büyük önem vermiştir.

Sayın Cinal verdiğiniz bilgiler için teşekkür eder, çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

Sevgili Mehmet Çetinkaya dostuma bu röportaj için ben çok teşekkür ederim. Bizler İGF'ye ve bağlı kuruluşlarına her zaman katkıya, sizleri her zaman Brüksel’de görmeye, ağırlamaya hazırız.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner327

banner326