Kazanmak gibi kaybetmek de bir alışkanlıktır ve CHP’de sayın Kılıçdaroğlu kaybetme alışkanlığının kanıksanmasına verdiği katkı ile hatırlanacaktır.
Tam 13 seçim kaybı yaşamış sadece partisi değil koskoca ülke bu kaybın bedelini ekonomi alanında, hukuk alanında, eğitim alanında, sağlık alanında olmak üzere tam 24 yıldır öderken, yerel seçimlerde yaşanan kazanımlar özellikle de İstanbul, Ankara, Bursa ve Balıkesir gibi büyükşehirlerde kazanılan seçim galibiyetleri ile tam kaybetme alışkanlığı acaba kırılıyor mu derken bu sefer de mahkeme kararı ile kaybetme alışkanlığı tekrar geri geldi.
CHP’li Belediyelere yapılan operasyon fırtınasının arasından adeta 38. Kurultay ile ilgili birkaç bireysel iddia üzerine giyindirilmiş pelerin ile kurtarıcı ve arındırıcı olarak Sayın Kılıçdaroğlu çıktı meydana.
‘’Arınacağız’’ diyerek yola çıkan sayın Kılıçdaroğlu daha mahkemelerden bir tane bile kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olmamasına rağmen yıllarca Genel Başkan koltuğunda oturduğu partisine daha önce ülke yönetimi için kullandığı ‘’Ben Kemal Geliyorum’’ sloganını revize ederek adeta yöneltilen tüm suçlamaları itiraz kaydı bile olmadan kabul edip partisini kirlenmiş olarak ilan ederek elinde mahkeme kararı yanında yüzlerce polis ile temizlemeye geldim! diyerek tozu dumana katıp geldi.
Geldi gelmesine de ‘’Arınacağız’’ dediği partiyi arınmanın ön şartı olsa gerek! İyiden iyiye karıştırdı ve işleri iyiden iyiye karmaşık bir hale sokarak iktidarın adeta ekmeğine yağ değil yağının üzerinde ekmek pişirdi.
Yıllarca kürsüden yaptığı ana muhalefete birkaç dakika yer vermiyor diye isyan ettiği ne kadar TV kanalı varsa saatlerce canlı yayınlar yaptı, kendisi ile ilgili tek olumlu cümle kurmayan basın mensuplarının satırlarca övgü dolu sözlerine mazhar oldu ancak ufak bir sorun vardı kendi partisi içerisinde ona sevgi ve saygı duyan milyonların önce tepkisini ardından da hızla nefretini kazandı.
En başta dedim ya kazanmak da kaybetmek de bir alışkanlıktır. Olaylı genel başkanlık makamına oturduktan sonra 6 beldede yapılan ilk seçimde de geleneği bozmadı 5 tane beldeyi kaybetmekten kaçamayan sayın Kılıçdaroğlu adeta bir kaybetme istikrar örneği gibi ışıl, ışıl parlamaya devam etmektedir.
Herkes bu akıl tutulması durumun bir kurultay tarihi açıklanarak sona ereceğini düşünürken ben ilk andan itibaren bunun asla olmayacağını düşünen azınlığın içerisinde oldum. Bunu düşünürken de kaybedilen 38. Kurultaydan hemen sonrasından başlattım kronoloji ve akla uymayan olayalar silsilesi ile sürecin sadece taşeronu olan sayın Kılıçdaroğlu’nun bir kurultay yapmaktan ziyade yapmamak niyeti ile bu koltuğa getirildiği fikrinde ısrarcı oldum ve bugüne kadar yaşananlar maalesef beni haklı çıkardı.
Ha bu arada unutmadan bir husus daha vardı yapılan kurultaylarda kurultayın sağlıklı bir şekilde yapılmasının sorumlusu mevcut yönetimken kurultay eğer iradesi sakatlanan ve söylendiği gibi şaibelerin olduğu bir kurultay ise eğer bu konuda o dönemin genel başkanı ve ekibinin hiçbir sorumluluğu ve bu sorumluluğun siyasi ve idari yaptırımı yok mu onu da merak etmiyor değilim.
Ez cümle Sarayın senarist ekibi tarafından yazılan yönetmenliğini adalet sisteminin içindeki özel hâkim ve savcıların yaptığı ve çekim mekânı olarak CHP GENEL MERKEZİ olan ARINIYORUZ hikayesinin kahramanları 13.mağlubiyeti 14.mağlubiyet ile bağladılar görünen o ki en kısa sürede yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi ile de 15.mağlubiyet ile taçlandırarak tarihe kendilerini altın harflerle yazdıracaklar!
Sürecin sonunda ARINMA olur mu bilmem ama MİLLETÇE AĞLAMA olacağı kesin.
Bu vesile ile sayın Kılıçdaroğlu ve ekibini de kaybetme istikrarları nedeni le tebrik ederken hiç de umurlarında olmayan bu milletin vebaline emanet ederken sizleri de Allaha emanet ediyorum.