Anlamayanlara neyi anlatayım?

Anlamayanlara neyi anlatayım? Kelimeler bazen en güzel elbiselerini giyer, cümleler en içten hâliyle yüreğimden dökülür; ama dinlemeye niyeti olmayanın kulağına hiçbir ses ulaşmaz. İnsan, kendisini anlamak istemeyenlere ne kadar konuşursa konuşsun, sonunda yalnızca yorgunluğunu büyütür. Çünkü bazı insanlar duymak için değil, cevap vermek için dinler; görmek için değil, yargılamak için bakar.

Her yaranın bir hikâyesi vardır. Kimi gözyaşını içine akıtır, kimi geceleri sessizce sabaha kadar dertleriyle konuşur. Dışarıdan güçlü görünen nice insanın içinde kopan fırtınaları kimse bilmez. Gülümseyen yüzlerin ardında saklanan acıları, yalnızca aynı acıyı yaşamış olanlar hissedebilir. Anlamak istemeyenler ise sadece gördüklerine inanır; yaşanmayan bir yaranın sızısını hiçbir zaman anlayamaz.

Bir gönlü kırmanın ne kadar kolay, onu yeniden onarmanın ise ne kadar zor olduğunu bilmeyenlere neyi anlatayım? Vefayı menfaatle ölçenlere, sevgiyi çıkarla değiştirenlere hangi sözü söylesem boş değil mi? Kalbi kapalı olanın kapısını ne söz açabilir ne de gözyaşı. Çünkü insanın kulağı duymak istemeyince, en doğru söz bile ona yabancı gelir.

Hayat bana çok şey öğretti. En büyük derslerden biri de herkese kendini anlatmaya çalışmanın boşuna olduğuydu. Rüzgâra iz bırakmaya benzer bu çaba; ne kadar uğraşırsan uğraş, geriye yalnızca yorgunluk kalır. Oysa seni gerçekten tanımak isteyen, suskunluğunun içindeki çığlığı da duyar. Bir bakıştan koca bir ömür okur. Anlamak istemeyen ise bin cümleden tek bir hakikat çıkaramaz.

İnsan bazen en büyük yalnızlığı kalabalıkların içinde yaşar. Çevresinde onlarca insan olur ama derdini paylaşacağı tek bir gönül bulamaz. İşte o zaman sessizlik en sadık dost olur. Konuşmaz ama dinler, yargılamaz ama yükünü hafifletir. Geceler uzar, düşünceler çoğalır; insan kendi kendine dertleşmeyi öğrenir. Çünkü bazı acılar anlatılmaz, sadece yaşanır.

Beni yanlış anlayanlara artık kırgın değilim. Herkes karşısındakini kendi yüreğinin aynasında görür. İçinde sevgi taşıyan sevgiyi görür, içinde kin taşıyan ise her sözde bir kusur arar. Ben artık kimsenin gözündeki eksik resmi tamamlamaya çalışmıyorum. Beni gerçekten tanıyan biliyor; tanımayanın hükmü ise yalnızca kendisini anlatıyor.

Bir gün gelir de yokluğum hissedildiğinde, belki söylediklerimin değeri anlaşılır. Belki o zaman suskunluğumun nedenini merak ederler. Ama bazı fark edişler çok geç gelir. Geç kalan pişmanlıklar, kırılan gönülleri eski hâline getiremez. Zaman, geri vermediği şeylerin kıymetini insana en ağır şekilde öğretir.

Artık kimseye kendimi ispat etmeye çalışmıyorum. Beni olduğum gibi kabul edenler başımın tacıdır; etmeyenlere ise söyleyecek yeni bir sözüm kalmadı. Çünkü insanın gerçek değeri, herkese kendini anlatabilmesinde değil; kendisini anlayan birkaç güzel yürekte yer bulabilmesindedir.

Bu yüzden susuyorum. Kırgınlığımı da, özlemimi de, içimde büyüyen sessizliği de zamana bırakıyorum. Gün gelir, hayat herkese hak ettiği dersi verir. O vakit anlatamadıklarımı belki vicdanları onlara anlatır. Ben ise geriye dönüp hesap sormak yerine, yoluma devam etmeyi seçerim. Çünkü bazı cevapları insanlar değil, zaman verir.

Anlamayanlara neyi anlatayım? Gönlü kapalı olana söz, gözü kapalı olana ışık fayda etmez. Ben artık kelimelerimi beni anlayanlara saklıyorum. Çünkü gönülden çıkan söz, ancak gönle ulaşır. Taşa çarpan yağmur nasıl çiçek açtırmazsa, sevgiden nasibini almamış yüreklere de en güzel cümleler ulaşmaz.

Belki de hayatın en büyük huzuru, herkese kendini anlatmaya çalışmaktan vazgeçtiğin gün başlar. O gün anlarsın ki gerçek değer, seni gerçekten anlayan insanların varlığıdır. Geriye kalanlar ise yalnızca gelip geçen birer gölgedir.