Bana ne bahardan yazdan


İnsanlara bahar geldiğinde içleri kıpır kıpır olur. Ağaçların çiçek açması, havanın ısınması, güneşin daha çok görünmesi çoğu kişi için umut demektir. Yaz ise ayrı bir sevinçtir; deniz, tatil, neşe, kalabalık sofralar… Ama herkes için böyle değildir. Bazı insanlar için mevsimler değişse de iç dünyada hiçbir şey değişmez.
Benim için de öyle. Dışarıda bahar açsa da içimde bir kış sessizliği vardır. Güneş ne kadar parlarsa parlasın, insanın içi karanlıksa o ışık bir yere ulaşmaz. Herkesin sevindiği o güzel günler, bazen insana daha fazla yalnızlığını hatırlatır. Çünkü mutluluk kalabalıkla değil, insanın içinde taşıdığı hislerle ilgilidir.
Yazın sıcaklığı bile bazı kalpleri ısıtmaz. İnsan bazen en güzel manzaraların içinde bile kendini eksik hisseder. Deniz kenarında otururken bile dalgaların sesi huzur değil, içindeki boşluğu daha çok büyüten bir yankı gibi gelir. Çünkü mesele mevsim değildir; mesele insanın içinde taşıdığı özlemdir, kırgınlıktır, kaybettikleridir.
Bazen insan geçmişte takılı kalır. Bahar gelir ama hatıralar kış gibi soğuk kalır. Bir zamanlar birlikte gülünmüş, yürünmüş sokaklar şimdi yabancılaşır. Aynı yerler, aynı yollar, aynı gökyüzü… ama eksik olan bir şey vardır. İşte o eksiklik, en güzel mevsimleri bile anlamsızlaştırır.
İnsan kalbi tuhaf bir yerdir. Herkesin gördüğüyle gördüğü aynı değildir. Bir başkası için umut olan bir gün, bir diğeri için sadece sıradan bir zaman dilimidir. Çünkü bazı duygular anlatılmaz, sadece yaşanır. Ve bazı acılar vardır ki, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, içte aynı tazelikte kalır.
Bazen de insan kendine yabancılaşır. Ne hissettiğini tam olarak anlayamaz, neye üzgün olduğunu bile anlatamaz. Sadece bir boşluk hissi vardır içinde. Ne tamamen karanlık ne de aydınlık… Arada kalmış bir hâl. İşte o zaman baharın da yazın da bir anlamı kalmaz. Çünkü insan kendi içinde kaybolmuştur.
Ama yine de hayat tek bir duygudan ibaret değildir. Her ne kadar insan “bana ne bahardan yazdan” dese de, bir yerlerde küçük bir umut hep varlığını sürdürür. Belki çok derinde, belki üstü örtülmüş ama tamamen yok olmamıştır. Çünkü insan, ne kadar yorulsa da içinde yeniden başlama gücünü taşıyan bir varlıktır.
Belki bir gün, hiç beklenmedik bir anda, bir söz, bir anı, bir karşılaşma ya da sadece içten gelen bir fark edişle her şey değişir. O zaman insan fark eder ki, aslında mevsimler değil, kalbin durumu belirler her şeyi. İçinde bir bahar başladığında, dışarıdaki mevsimlerin de anlamı olur.
O zamana kadar insan bazen sadece yaşar, bazen dayanır, bazen de susar. Ve içinde birikenleri tek bir cümleyle anlatır: Bana ne bahardan yazdan… Ama belki de o cümlenin içinde, henüz dile gelmemiş bir “bir gün” saklıdır.