Benimse alın yazım yokuşlarda susamak…
Düzlük bana hiç uğramadı,
gölge hep başkalarının yoluna düştü.
Ben yürürken güneş biraz daha yaklaştı omzuma,
her adımda boğazımda düğümlenen bir “ah” kaldı.
Hayat, bana suyu hep zirvelerde vaat etti
ama yokuş bitmeden hiçbir pınar akmadı.
Dizlerim titrerken öğrendim sabrı,
dudaklarım çatladığında tanıdım duayı.
Kimileri yokuşu manzara sandı,
ben orada nefessiz kalmayı öğrendim.
Benim susuzluğum sudan değildi aslında…
Bir el, bir söz, bir “yanındayım” eksikliğiydi.
En çok da kalabalıklar içinde susadım;
herkes konuşurken kimse anlamadı.
Bir yudum merhamet için
nice geceleri boğazımda düğümledim.
Ve kimse bilmez,
yokuşlarda susamak sadece yorulmak değildir.
İnsan bazen kendi içinden geçerken tükenir.
Her adımda geçmiş omzuna yük olur,
gelecek ise hep biraz daha yukarıdan bakar.
Ben nice kez vazgeçmeyi düşündüm,
ama vazgeçmek bile lüks geldi bana.
Çünkü düşersem tutacak bir dal yoktu,
kalkmazsam üzerimden geçecek hayat çoktu.
O yüzden dizlerimdeki yarayı sakladım,
yoluma devam ettim.
Bana “biraz dinlen” diyen olmadı,
ama çokça “neden hâlâ yürüyorsun” dediler.
Bilmezler ki durursam,
susuzluğum boğazımı yakacak.
Yürümek bazen çare değil,
mecburiyettir.
Bazı yokuşlar vardır,
ne tabelası vardır ne sonu görünür.
İnsan orada yol sormaz,
çünkü herkes kendi susuzluğuyla meşguldür.
Ben o yokuşlarda adımı unuttum,
ama derdimi ezberledim.
Ne zaman “bitti” desem,
hayat bir taş daha koydu önüme.
Ne zaman “dayanırım” desem,
bir sınav daha yazdı kader.
Anladım ki bana verilen güç,
rahat etmek için değil,
taşımak içindi.
İçimde bir çeşme var sandım uzun süre,
meğer kurumuş bir bekleyişmiş.
Sular başkalarına akarken
ben çatlak dudaklarımla şükretmeyi öğrendim.
Çünkü bazen insan,
hiçbir şey elde edemese bile
insan kalmayı kazanır.
Benim hikâyemde alkış yok,
tebrik yok, “helal olsun” diyen az.
Ama gecenin en sessiz yerinde
Rabbim biliyor adımlarımı.
Belki de bu yüzden
yokuşlar bitmiyor,
çünkü yalnız yürümüyorum.
Şimdi geriye baktığımda
her yokuşta bir parçam kalmış.
Gülüşüm bir yerde, umudum başka bir yerde…
Ama yine de pişman değilim.
Çünkü ben kolay yollarda kaybolmadım,
zor yollarda kendimi buldum.
Ve eğer bir gün suya kavuşursam,
ilk yudumu kendim için içmem.
Yolda susayanlara bakarım önce.
Çünkü susuzluk,
insana paylaşmayı öğretir.
Sorarlarsa kaderimi,
başımı eğmem.
Derim ki:
Benimse alın yazım yokuşlarda susamak.
Ama bilmezler…
Ben susaya susaya sabretmeyi,
sabrede sabrede insan kalmayı öğrendim.