Bu coğrafyada ateşten günler

Bir dönem Türkiye’ye gelen ABD’nin dışişleri bakanı Condoleezza Rice “Bu coğrafya artık Ulus devlet modelinden çıkıp koloni devletler” haline gelmeli şeklinde bir ifade kullanmıştı.

O günlerde biz bu ifadeyi tam olarak anlayamamıştık.

Ancak “Arap baharı” çerçevesinde bu coğrafyadaki ülkelerin önce yöneticileri sonra da yönetim modelleri değişip ülkelerin içerisinden bir kaç devlet çıkınca işin şakaya gelir tarafının olmadığını anlamış olduk.

Hafta sonu İran’a başlatılan yok etme saldırıları aslında tehlikenin boyutlarını da iyiden iyiye gözlerimizin önüne sermiş durumda.

Emperyalist güçler bizimde sınırları içerisinde yaşadığımız bu coğrafyada ki ulus devletleri ortadan kaldırmak, o devletler küçük koloni devletler haline getirebilmek için tüm silahları ile durmadan saldırıyorlar.

İktidarlarını dolayısı ile varlık sebeplerini başta ABD olmak üzere diğer emperyalist ülkelere teslim etmiş olan Arap devletleri de olup bitenleri seyretmekten başka bir işe yaramıyorlar.

An itibarı ile İran’ın nüfusu 92 milyon.

Çok eski bir devlet geleneğine sahip olan İran’ın ABD ve İsrail tarafından başlatılan bu saldırıyı nasıl savuşturacağı merak konusu.

İran’da yaşayan 92 milyon nüfusun büyük bölümü mevcut rejimin yönetim anlayışını benimsemiyor.

Bu durumu yıllar yılı takip eden ABD ve yanındaki ülkelerinde iştahını kabartıyor.

İslam coğrafyasında hepimizin bildiği mezhepçilik ve bu mezhepçiliğin beraberinde getirdiği bölünmüşlük emperyalist ülkelerinde ekmeğine yağ sürüyor.

Dikkat edilirse bu coğrafyada kan-gözyaşı ve savaş bir türlü bitmiyor.

Dünyada yaşayan milyarlarca insan için lazım olan enerji kaynakları burada.

Her ülkenin ihtiyacı olan doğalgaz yatakları burada.

Yine olmazsa olmazımız petrol yatakları da bu bölgede.

Emperyalist ülkelere teslim olmuş Arap coğrafyası kendi iktidarını devam ettirebilmek adına hemen yanı başındaki devletlerin içerisine düştüğü zor durumlar ile kesinlikle ilgilenmiyor.

Birde işin içerisine yukarıda anlatmaya çalıştığımız mezhepçilik girince Emperyalist ülkelerin ekmeğine yağ sürülüyor.

İran’ın parçalanmasını istemek son derece berbat bir talep.

Zira İran’ı parçalama niyetinde olan ülkelerin bize yada başka bir ülkeye acıyacaklarını düşünmek saflık olur.

Yanı başımızdaki ülkelerin toprak bütünlüğünü korumaya çalışmak aslında kendimizi de korumak anlamını taşımaktadır.

Gelişmelere baktığımızda bizim coğrafyamızdaki ülkelere yapılan saldırıların belli bir sıra dahilinde yapıldığı görülecektir.

Sıranın bize gelmesini bekleyeceğimize emperyalist ülkelere “dur” diyecek bir noktada olmamız gerekiyor.

Bu saldırıların artık yeni bir “Haçlı seferi” olduğunu çok net bir şekilde anlamamız için daha ne yapmamız gerekiyor?