“Çanakkale içinde vurdular beni”


Çanakkale içinde bir sabah uyandım,
Top sesleriyle titredi dağlar, deniz sustu aniden.
Gözlerimde ana ocağı, içimde yarım kalmış bir sevda,
Bir türkü düştü dilime… “Vurdular beni” diye başlayan.
Daha bıyığım terlememiş, umutlarım taze,
Elimde tüfek, yüreğimde vatan diye bir ateş.
Toprağa düşen her damla kan, bir dua gibi yükseldi,
Her şehit, göğe yazılmış bir destanın mısrası oldu.
Bir yandan korku, bir yandan gurur,
Siperlerde kardeş olduk, adımızı bile sormadan.
Yanımda düşen arkadaşın gözleri açık kaldı,
Belki sevdiğini düşündü son nefesinde.
“Çanakkale içinde aynalı çarşı…”
diye başlayan o türkü içimde yankılandı,
Sanki herkes aynı acıyı, aynı ayrılığı taşıyordu,
Bir kurşunla yarım kalan hayatlar gibi.
Ama bilmezler ki burada sadece bedenler düşmedi toprağa,
Hayaller de gömüldü sessizce siperlerin karanlığına.
Bir mektup vardı cebimde, yarım kalmış satırlarla,
“Anne merak etme” diye başlıyordu…
Devamını yazmaya ömrüm yetmedi.
Geceleri yıldızlar daha bir başka parlar burada,
Sanki her biri bir şehidin gözüdür gökyüzünde.
Rüzgâr esti mi usulca, bir türkü dolaşır tepelerde,
“Çanakkale içinde…” diye başlayan, bitmeyen bir ağıt gibi.
Kimi nişanlıydı, kimi baba olacaktı belki,
Kimi daha çocuktu, oyuncak yerine tüfek tutan.
Ama hepsi aynı duada birleşti o gün:
“Vatan sağ olsun” dediler, canlarını verirken.
Ben de düştüm bir vakit,
Toprağa sarıldım usulca…
Sanki anamın kucağıydı o serin toprak,
Ve ben, vatanın bağrında yeniden doğdum.
Yıllar geçti üstümüzden,
Toprak sustu sandılar, ama biz hiç susmadık.
Her bahar açan kırmızı gelincikler,
Bizim kanımızdan doğan sessiz hatıralardır.
Bir çocuk gelir bazen, elinde küçük bir bayrak,
Masum gözlerle bakar bu sonsuzluğa.
Anlamaz belki, ama hisseder…
Bu toprağın neden bu kadar ağır olduğunu.
Bir ana gelir sonra, elleri titreyerek,
Belki kendi evladını bulur gibi bakar taşlara.
Gözlerinden süzülen yaş,
Bizim yarım kalan hayatlarımızın devamıdır sanki.
Ve sen ey sevdiğim…
Belki bekledin yıllarca dönmemi,
Belki bir umut kapıya baktın her akşam.
Ama bil ki ben dönemedim…
Çünkü ben bu vatanın kalbinde kaldım.
Ne bir sitemim var, ne bir pişmanlığım,
Bir tek ukde kaldı içimde:
Sana söyleyemediğim son sözler…
Belki de en çok o vurdu beni.
Ama şimdi rüzgâr konuşur bizim yerimize,
Dalga dalga yayılır sesimiz kıyılara.
Ve her duyan bilir ki bu bir türkü değil sadece,
Bir milletin kalbinden kopan en derin yaradır.
Ben şimdi bir mezar taşında isimsiz bir hatırayım,
Ama bil ki unutulmadım, unutulmayacağım.
Her bayrak dalgalandığında, her ezan okunduğunda,
Ben yeniden can bulurum bu topraklarda.
Ve eğer bir gün yolun düşerse buralara,
Sessizce eğil ve kulağını ver toprağa…
Belki benim sesimi duyarsın derinden gelen:
“Çanakkale içinde vurdular beni…”
Ama sakın üzülme…
Çünkü biz ölmedik,
Biz bu vatanda sonsuza dek yaşamayı seçtik.
Unutma…
Biz burada sadece ölmedik,
Sizler rahat yaşayın diye
Zamana adımızı kazıdık.