Bir yaralı kuştur Çanakkale’den uçan,
Serin sularında üşengeç şakayıklar, uzak memleket martıları,
Rüzgârlı yamaçlarında sevda türküleri, yavuklu mendilleri ve ölüm.
Tarihlerden Şubat, yıllardan bin dokuz yüz on beş, yer Gelibolu.
Garbın çelik duvarlarında onca yalan dolan, Alman bizimle imiş!Miş!
Karşımızda Dünya, İngiliz Anzakları Fransız paşaları, destroyerler,
Uzaklardan gürültüleri heybetleri ile donanmalar, bataryalar,
Gelibolu’nun iffetli kıyılarında terbiyesiz, terli İngiliz askerleri,
Siperler arasında nefes sesini duyduğun ölümden bir öncesi,
Siperlerinde şehadetten öncesi, gözlerden dökülen sevda,
Ölürken asil, öldürürken merhametli, Anadolu çocukları.
Yıllardan on beş, aylardan Mart Curchill ve Fisher’in ukalalığı, on sekizinci gün,
Nusret gemisinin yerleştirdiği mayınlar ile batınca dibe İngiliz asaleti,
Bir devi doğurunca bağrından Türk yani Mustafa Kemal’i,
Purosu duman olup kaçtı bir yerlerine Cuchill’in, ben demedim kendi itirafı,
Ve o Curchill bu yenilgiyi ve Mustafa Kemal’i hiç unutmadı.
Bir yaralı kuş uçtu Çanakkale’den, sadece kuşlar geçebilir çünkü,
Sadece vatanını sevenin kolyesindedir o güzel boğaz,
Nice koca yürekli çocuklar gülümseyerek şehit oldu o güzel için,
Düşmanın gösterdiği saygıyla savaşmayı öğrendi anzaklar,
Siperlerden duyulan dualar, ölümden önceki son güzel kelimeler,
Ölümü bilerek üstüne giden cesareti yazdı duvarlara, kabzalara.
Hepsi birleşti, ölüm bile güzelleşti, Çanakkale oldu Geçilemeyen.