Çok yordun dünya… Omuzlarıma beni aşan yükler bıraktın. Daha çocukken öğrettin susmayı; daha gülmeyi öğrenmeden ağlamayı ezberlettin bana. Her sabah umut diye açtığım kapının ardına bir hayal kırıklığı koydun. Her güvendiğim elde biraz daha eksildim, her inandığım sözde biraz daha kırıldım.
İnsanların yüzüne tebessüm, kalbine hesap koymuşsun. Dost bildiklerimi imtihan, sevdiklerimi mesafe yapmışsın. Ben iyiliği seçtikçe sen beni sınadın. Ben sabrı kuşandıkça sen daha ağırını gönderdin. Ne zaman “tam oldu” desem bir şey eksildi; ne zaman “artık dayanırım” desem bir yerim daha kırıldı.
Bir yanım çocuk kaldı dünya… Oyun oynaması gerekirken hayatla boğuştu. Bir yanım erken büyüdü; masumiyetini erkenden toprağa verdi. Geceyi uzattın üzerime, sabahı geciktirdin. Bir mum ışığı kadar umut verdiğin yerde fırtınalar kopardın. Bazen bir kalabalığın ortasında en yalnız ben oldum. Sesim vardı ama duyan olmadı; gözlerim doluydu ama gören olmadı.
Bir selamın hatırını aradım, bir omuzun sıcaklığını… Ama herkes kendi yangınını taşıyordu; kimse başkasının dumanına bakmadı. İçimde biriken cümleleri yutkunarak sustum. Bağırmak istedim, “Ben de yoruldum!” demek istedim ama güçlü görünmek zorunda kaldım. Gülüşlerimin arkasına sakladım yaralı tarafımı. Kimseye yük olmamak için kendime yük oldum.
İnsan dediklerine inandım, kalbimi ortaya koydum. Kimi aldı sustu, kimi aldı gitti, kimi de emanet sandı kırdı. Çok yordun dünya… Ama bil ki; yıkamadın. Canımı acıttın ama vicdanımı alamadın. Beni ayakta tutan ne senin adaletsizliğin ne de insanların vefasızlığı oldu. Beni ayakta tutan, her düştüğümde içimden yükselen “Bir gün geçecek” duasıydı.
Her sabır bir çığlık biriktirir içinde. Her suskunluk bir gün dile gelir. Ve her yorgunluk, bir gün dinlenmeyi hak eder. Şimdi yorgunum evet… Ama yenik değilim. Kırgınım evet… Ama kalbim hâlâ merhametli. Çünkü ben acıyı öğrendim ama acımasız olmayı öğrenmedim.
Bazen aynaya baktım dünya…
Gözlerimdeki yorgunluğu tanıyamadım.
Saçlarıma düşen akları saymadım,
Ama içime düşen ağırlıkları saymayı öğrendim.
Bir gün gülerken içim acıdı,
Bir gün ağlarken kimse anlamadı.
Sevinçlerimi içimde büyüttüm,
Acılarımı gecelere bıraktım.
Çok yordun dünya…
Ama şunu da öğrettin bana:
İnsan en çok kırıldığı yerden olgunlaşırmış.
En çok düştüğü yerden güç alırmış.
Ve en karanlık gecede bile
İçinde bir kandil yanarmış.
Ben o kandili söndürmedim.
Rüzgâr estirdin,
Fırtına gönderdin,
Ama elimle korudum.
Ve bir gün ben de senden gideceğim.
Üzerimde taşıdığın yükleri toprağa bırakacağım.
Ama içimde sakladığım sabrı rahmet gibi göğe kaldıracağım.
O zaman anlayacaksın;
Beni en çok yoran sensin sandım
Ama insanın en ağır yükü içindeki kırılmışlıkmiş.
Çok yordun dünya…
Ama beni karartamadın.
Beni eksilttin belki,
Ama kirletemedin.
Ve işte tam burada,
Yorgun ama dimdik duruşumda
Sen bana yenildin.