Dün Çanakkale’de durdular, Bugün Hürmüz’de duracaklar

Dedelerimiz Çanakkale’de direnmeselerdi, Milli Mücadele’de İngilizleri def etmeselerdi, hiç kuşkusuz Anadolu’yu Srebrenitsa’dan, Gazze’den beter yapacaklardı.

Büyük Türk Milleti Kurtuluş Savaşı’nı, I. Dünya Savaşı’ndan sonra Anadolu’nun işgal edilmesine karşı başlatmıştır.

Bu mücadelede Türk milleti en büyük savaşı Yunanistan ordusuna karşı Batı Anadolu’da vermiştir.


Doğu Cephesi’nde ise Ermenistan ile savaşılmış ve Kars ile çevresi geri alınmıştır.

Güney Cephesi’nde halk direnişleriyle Fransa kuvvetlerine karşı mücadele edilmiş, ayrıca işgalci güçleri destekleyen İngilizlere karşı olmuştur.

Çanakkale Savaşı’nda İngiltere ve müttefiklerine karşı büyük bir direniş göstererek İstanbul’un işgali bir süre engellemiştir.


Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusu, işgalci devletlere göre asker ve silah bakımından daha zayıf durumdaydı.

İşgalci güçler olan Yunanistan, İngilizlere ve Fransa daha modern silahlara, toplara ve düzenli ordulara sahipti.

Türk kuvvetleri ise savaşın başında çoğu zaman eski silahlar, sınırlı mühimmat ve düzensiz birliklerle mücadele etmek zorunda kaldı.

Buna rağmen halkın desteği, milli birlik ve iyi bir strateji sayesinde Türk ordusu giderek güçlendi.

Sonuçta Türk ordusu askeri ve silah bakımından daha güçlü olan işgalci kuvvetleri yenerek bağımsızlığını kazandı.


İran ordusu asker sayısı bakımından büyüktür ve yaklaşık 600 bin aktif askere, çok sayıda füze ve drone sistemine sahiptir.

İsrail ise asker sayısı daha az olsa da çok gelişmiş teknolojiye, modern savaş uçaklarına ve güçlü hava savunma sistemlerine sahiptir.

Amerika Birleşik Devletleri ise dünyanın en güçlü ordularından biridir; yaklaşık 1,3 milyon aktif asker, binlerce uçak, uçak gemileri ve küresel askerî üsleri vardır.

Bu nedenle İran bölgesel olarak güçlü olsa da teknoloji, bütçe ve küresel güç açısından ABD ve İsrail’e göre daha zayıf kabul edilir.


TRUMP VE NETANYAHU…..ŞIMARDIYSAN BAŞKA DÜŞMANA GEREK YOKTUR.

Irak, 2003 yılında Amerika Birleşik Devletleri öncülüğündeki koalisyon tarafından, yönetimin kitle imha silahlarına sahip olduğu ve terör örgütlerini desteklediği iddiasıyla işgal edildi.

Ancak işgalden sonra bu silahların bulunamaması, savaşın gerekçeleri konusunda dünyada büyük tartışmalar yarattı.

Irak’ın eski lideri Saddam Hüseyin ise iktidarı döneminde işlediği suçlar nedeniyle yargılanarak idama mahkûm edildi. Saddam Hüseyin 30 Aralık 2006’da, Müslümanların Kurban Bayramı sabahında idam edildi.


Muammer Kaddafi, 2011 yılında Libya’daki iç savaş sırasında doğduğu şehir olan Sirte’den kaçmaya çalışırken yakalandı.

NATO’nun hava saldırıları ve muhalif güçlerin ilerlemesi sonucunda konvoyu vuruldu ve ardından muhalif savaşçılar tarafından yakalanarak öldürüldü.


Ali Hamaney, İran’ın en güçlü siyasi ve dini otoritesi olarak biliniyordu.

28 Şubat 2026’da, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından Tahran çevresindeki hedeflere düzenlenen hava saldırıları sırasında hayatını kaybettiği bildirildi.

Bu saldırının gerekçesi olarak İran’ın nükleer programı gösterildi.

Müslümanlar için kutsal kabul edilen Ramazan ayında gerçekleştiği ise, dünyada hem siyasi hem de duygusal açıdan büyük yankı uyandırdı.


Nicolás Maduro, yıllarca Venezuela’nın en güçlü adamı olarak saraydan ülkesini yönetirken bir gecede kaderi değişti.

Patlamaların ve sirenlerin gölgesinde yakalanarak ülkeden çıkarıldı ve ağır güvenlik altında Amerika Birleşik Devletleri’ne götürüldü.


Tarafını seçmekten korkma.

Gücün değil, haklı olanın yanında dur.


Ezilenlerin, sömürülenlerin, bombaların altında bırakılan çocukların yanında ol.


Saraylardan, ekranlardan ve algoritmalardan yayılan propaganda gürültüsüne kanma.


Donald Trump’ın, Benjamin Netanyahu’nun ve kirli düzenin karanlık figürlerinin ürettiği sözlere değil, insanın vicdanına kulak ver.


Masum çocukların kanı üzerine kurulan düzenin sahipleri kahkaha atarken susanlar olabilir.


Ama sen susma.
Çünkü zulüm karşısında tarafsızlık diye bir şey yoktur.
Tarafsızlık çoğu zaman zalimden yana saf tutmaktır.
165 çocuğun hayatını söndüren karanlık zihniyet karşısında dur.


SAVAŞIN KARŞISINDA, İNSANLIĞIN YANINDA: PEDRO SÁNCHEZ
Pedro Sánchez savaşın karanlığı karşısında barışın sesini yükselten nadir liderlerden biridir.

Gücün değil insanlığın yanında durarak, çatışmaların çözümünün bombalarda değil diplomaside olduğunu defalarca vurguladı.

Masum sivillerin ve özellikle çocukların hayatını savunurken gösterdiği kararlı duruş, birçok ülkede vicdan sahibi insanlara umut verdi.

Uluslararası siyasetin sert rüzgârları içinde bile barışı savunmak cesaret ister; Sánchez bu cesareti gösteren liderlerden biri oldu.

Bu yüzden onun savaş karşıtı tutumu, insanlık onurunu önceleyen bir liderliğin örneğidir.