Durum bundan ibaret

Hayat, insanın önüne bazen öyle yollar çıkarır ki ne geri dönebilirsin ne de yürümekten vazgeçebilirsin. İçinde kopan fırtınaları kimse görmez. Yüzündeki sessizliği huzur sanırlar, oysa yüreğinde binlerce cümle yarım kalmıştır. İnsan bazen en büyük çığlıklarını sessizliğiyle atar; en derin yaralarını ise gülümseyerek gizler.

İnsan, en çok da emeklerinin kıymeti bilinmediğinde yorulur. İyilik yaptıklarının nankörlüğüyle, güvendiklerinin sessizliğiyle, beklediklerinin gelmeyişiyle ağırlaşır omuzları. Sonra konuşmayı bırakır. Çünkü bazı gerçekleri anlatmak değil, yaşamak tüketir insanı. Kimi zaman haklı olursun ama dinleyen olmaz. Kimi zaman susarsın, suçlu ilan edilirsin. O zaman anlarsın ki bu dünyada her şey göründüğü gibi değildir. Her tebessüm mutluluk, her sessizlik kabulleniş değildir.

Zaman geçtikçe insan, kalabalıkların içinde yalnız kalmayı öğreniyor. Dost sandıklarının birer birer uzaklaştığını, menfaat bitince samimiyetin de bittiğini görüyor. Oysa insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey; anlaşılmak, hatırlanmak ve içten bir "Yanındayım." sözünü duyabilmektir. Ne yazık ki en zor günlerde en az duyulan söz de budur.

Hayat bazen öyle sınavlar çıkarır ki ne gücün yeter ne de gözyaşın. Sabretmekten başka çaren kalmaz. İşte o anlarda insan, dünyanın geçiciliğini daha iyi anlar. Dün vazgeçilmez sandıkları bugün yabancı olur; dün omuz omuza yürüdükleri bugün selamını bile esirger. Fakat bütün bunlar, insanın karakterini değil; karşısındakilerin gerçek yüzünü ortaya çıkarır.

Yıllar geçer, saçlara ak düşer, yüz çizgileri derinleşir. Ama en derin izler, yüreğe düşen kırgınlıklardır. İnsan bazı acıları unutmaz; sadece onlarla yaşamayı öğrenir. Her tebessümün ardında saklanan bir hüzün, her sessizliğin içinde anlatılmamış bir hikâye vardır. Çünkü hayat, dışarıdan görüldüğü kadar kolay değildir.

Bütün bunlara rağmen kin tutmadan yaşamak, kötülüğe kötülükle karşılık vermemek en büyük erdemdir. İnsanı yücelten; makamı, serveti ya da şöhreti değildir. İnsanı yücelten vicdanıdır, merhametidir, adaletidir ve doğruluktan ayrılmayan duruşudur. Çünkü insan, sahip olduklarıyla değil; kaybettiklerinden sonra koruyabildiği değerlerle ölçülür.

Gün gelir alkışlar diner, kalabalıklar dağılır. Geriye ne mal kalır ne de gösteriş... Geriye sadece insanların kalbinde bıraktığın iz kalır. Bir yetimin duası, bir yaşlının hayır duası, bir dostun gönlünde bıraktığın güzel bir hatıra... Asıl zenginlik budur. Dünya, kendisine bağlanan hiç kimseye sonsuza kadar kalmamıştır. Bugün var olan, yarın yok olabilir. Fakat iyilik, sevgi ve güzel ahlak, insanların gönlünde yaşamaya devam eder.

Belki bugün elimizde sadece temiz bir yürek, başımızı eğmeyecek bir onur ve Rabbimize olan teslimiyetimiz kalmıştır. Ama bazen insanın en büyük serveti de budur. Çünkü vicdanı rahat olanın yastığı yumuşak, kalbi huzurludur. Doğruluktan ayrılmayan, geç de olsa kaybetmez. Sabreden, sonunda mutlaka bir hikmetle karşılaşır.

Hayat herkese kendi payına düşen imtihanı yaşatıyor. Kimi yoklukla, kimi varlıkla; kimi yalnızlıkla, kimi de vefasızlıkla sınanıyor. Kimileri sevdikleriyle, kimileri özledikleriyle imtihan ediliyor. Fakat önemli olan, bütün bu sınavların içinde insanlığını kaybetmeden yoluna devam edebilmektir.

Çünkü gün gelir, perde kapanır. Konuşan diller susar, atan yürekler durur. Ardımızdan söylenecek birkaç cümle, bütün ömrümüzün özeti olur. O gün ne makamın bir anlamı kalır ne de servetin. İnsan, sadece yaptığı iyiliklerle, bıraktığı güzel izlerle ve arkasından edilen dualarla yaşamaya devam eder.

İşte durum bundan ibaret...

Hayat, herkese farklı hikâyeler yazdırır; ama son satırı hep aynıdır. Önemli olan, o satıra gelinceye kadar doğruluktan ayrılmadan, kimseyi incitmeden, vicdanını kaybetmeden yaşayabilmektir. Çünkü insan, başına gelenlerle değil; başına gelenlere rağmen nasıl bir insan olarak kaldığıyla hatırlanır. Asıl başarı da, asıl miras da budur.