Sayılarının ne kadar olduğunu bilmiyoruz.
Ancak hatırı sayılır miktardaki bir kitle yeni alacağı kararlar için sembol tarihler üzerinden harekete geçerler.
Bu sembol tarihler ile ilgili yüzlerce zaman dilimi verilebilir.
Lakin dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi bizim ülkemizde de kendisi için alacağı kararın çok ama çok önemli olacağını düşünen kim varsa milat olarak yeni yıl akşamını kabul eder.
Sigarayı bırakanlardan
Yeni bir şirket kurmak isteyene
Yeni bir ilişki düşünenden
Hayatına yeni bir düzen vermek isteyen
Kim varsa yeni yılı daha doğrusu yılın ilk gününü bekler.
Peki yeni yıl dolayısı ile tutulan dilekler o zaman diliminden sonra hayata geçermi?
İşin doğrusu biz hiç görmedik.
“Yeni yıla girerken uyursan, bütün gün uyursun” ile başlayan ve insanın kendisini nerede görmek istiyorsa oraya göre niyet eden çok insan tanıyoruz.
Bu dilek ve temenniler çoğu zaman değil genellikle hiç gerçekleşmez.
Son yıllarda bilindiği gibi eğer hafta içerisine denk geliyorsa 31.12 tarihinin ertesi günü tüm kamu kurum ve kuruluşlarda tatil uygulaması hayata geçirildi.
Alınan tatil kararı uyarınca en azından gece yarılarına yada sabaha kadar uyumayan kim varsa yeni yılın ilk gününde istediği kadar uyuyabilir, dinlenebilir.
Birkaç gündür yazıyoruz.
Ekonomik durumu iyi olanlar zaten günler öncesinde yurt dışına çıkış yaptılar.
O kitle için herhangi bir sıkıntı zaten yok.
Yeni yılın ilk günü bizde saat 11.00’e kadar uyuduk.
Uyandıktan ve sıkı bir kahvaltıdan sonra kendimizi dışarıya attık.
Yarım saat sonra kendimizi o hiç bitip tükenmeyen “Müslüman Noel kutlamaz, yılbaşı gecesini ibadet ile geçirir” söylemi etrafında devam eden tartışmalar içerisinde bulduk.
Bir kez daha belirtiyoruz.
Eski yıldan yeni yıla geçiş gecesinde eğlence mekanları sabah 03.30’a kadar ibadethaneler ise sabaha kadar açıktı.
Kim nereye istiyorsa oraya gitti.
Böyle yapıldığı için dünyanın sonu da gelmedi.
Belli dünya görüşündeki arkadaşlarımız “Melekler dişimidir, yoksa erkekmidir?” tartışmasına hiç durmadan devam ederken 2026 yılına vatandaşı epey bir zora sokacak zam haberlerini duyduk, okuduk.
Sanırım 2025 yılında olduğu gibi 2026 yılında da bizi en fazla meşgul edecek olan tek ve değişmez mesele zamlar ve ekonomik sıkıntılar olacaktır.
İnsan hayatını tarihler ve o tarihlerin çerçevesi içerisindeki yıllar değiştirmez.
İnsan hayatını siyaset kurumunun atacağı yada atamayacağı adımlar belirler.
Siyaset kurumundan bir vatandaş olarak beklentimiz daha iyi bir hayat.
Yağmur gibi yağan zamların bulunmadığı
İnsanların birbirleri ile boş yere tartışmadıkları
Bir ülke hepimizin ortak özlemi.
Bu yüzden olsa gerek biz beklentilerimizi başlangıç yaptığımız yıllardan değil siyaset kurumundan bekliyoruz.
Umarız siyaset kurumu bizim bu feryadımızı duyar.
Aksi takdirde halimiz harap.