Eskiden mesele sadece fiziksel güç değildi.

Mesele; sorumluluk almak, emek vermek, mücadele etmek, ailesini ve toplumunu omuzlamaktı.

Bugün ise birçok erkek konfor alanının esiri hâline geliyor.

Aslında sorun erkeklerin değişmesi değil; çağın insanı değiştirmesi.

Sürekli tüketim...

Saatlerce ekran karşısında geçirilen zaman...

Hazıra alışmak...

Daha az hareket etmek...

Daha az üretmek...

Bunlar yalnızca erkekleri değil, toplumun tamamını etkiliyor.

"Mesele kas gücü değil, karakter gücüydü.

Eskiden erkek; sözünün arkasında duran, ailesi için mücadele eden, zorluklardan kaçmayan insandı. Bugün teknoloji hayatı kolaylaştırdı ama konfor, mücadele ruhunu da elinden aldı.

Sorulması gereken soru şu: Biz gerçekten gelişiyor muyuz, yoksa sadece rahatlıyor muyuz?"

"Bir medeniyet, erkeklerini savaşçı yaptığı için değil; sorumluluk sahibi yaptığı için yükselir.

Erkekliğin karşıtı zayıflık değil, sorumsuzluktur. Güç; kılıç taşımakta değil, yük taşımaktadır."

Erkekler mi değişti, yoksa çağ mı onları değiştirdi?

Bir fotoğraf gördüm. Bir zamanlar atının üzerinde, gözünü ufka dikmiş savaşçılar... Alt tarafta ise koltuğa gömülmüş, elinde kumanda, önünde cips ve gazlı içeceklerle saatlerini tüketen bir adam...

(keşke sizinle paylaşabilsem lakin telif hakkı doğar.) Bu resim ilk bakışta güldürüyor. Ama biraz düşününce insanın içini acıtıyor.

Çünkü mesele sakal değildir...

Mesele kılıç değildir...

Mesele zırh da değildir.

Mesele karakterdir.

Eskiden erkek olmak; sadece savaşmak değil, sorumluluk almaktı. Bir aileyi ayakta tutmaktı. Çocuklarına güven vermekti. Verdiği sözün arkasında durmaktı. Kendi rahatını değil, sevdiklerinin geleceğini düşünmekti.

Bugün ise modern dünyanın sunduğu konfor, fark ettirmeden mücadele ruhunu törpülüyor.

Artık savaş meydanları yok... Ama bağımlılıklarla savaş var.Tembellikle savaş var. Tüketim kültürüyle savaş var.Nefsimizle savaş var.

Eskiden insanlar düşmana yenilirdi. Bugün ise çoğu insan ekranına yeniliyor.

Eskiden kaleler dışarıdan kuşatılırdı. Bugün zihinler içeriden işgal ediliyor.

Ve belki de en acısı şu...

Bugün birçok insan özgür olduğunu zannederken, aslında alışkanlıklarının esiri olarak yaşıyor.

Ama burada önemli bir uyarıyı da yapmak gerekir.

Bu mesele kadın-erkek meselesi değildir. Bugünün insanı; kadın da olsa erkek de olsa, aynı tüketim kültürünün içinde yoruluyor, hantallaşıyor ve üretmek yerine tüketmeye yönlendiriliyor.

O yüzden asıl soru şudur: Kaslarımız mı zayıfladı, yoksa irademiz mi?

Çünkü gerçek güç... Kılıç taşımakta değildir. Yük taşımaktadır.

Gerçek cesaret... Başkalarına hükmetmek değildir. Kendine hükmedebilmektir.

Ve gerçek erkeklik... Kaslarda değil... Vicdanda, sorumlulukta, merhamette ve gerektiğinde ayağa kalkabilmektedir.

Belki de yeniden özlem duymamız gereken şey...

Geçmişin kıyafetleri değil, Geçmişin karakteridir.

"Bir milleti güçlü yapan, kasları kuvvetli erkekler değil; sözüne sadık, sorumluluk alan, iradesine sahip çıkan insanlardır."