Gücün gücü, adaleti yok ettiğinde,

Dünyada yaşananlara tahammül etmek gittikçe zorlaşıyor. Önce Katolik kilisesinde duyulan ve papanın görevi bırakmasına neden olan çocuk istismarı, şimdi dünyanın büyük! gücü ABD’yi sarsıyor.

Jeffry Epstein denilen gayrimeşru bir adam onun sahibi olduğu bir ada, o adada düzenlenen insanın kanını donduran aşağılıkta partiler, insan etinin yendiği, sadizmde sınır tanımayan kepazelikler, küçük yaşta çocukların sex amacı ile kullanılıp öldürülmesi, daha çok şey var ama hiddetim ve insani duygularım anlatmaya yetmiyor.

Görülen o ki yaşlı, siyaseten ya da ekonomik olarak güçlü mahluklar sapık fantezilerini bu adada tatmin etmişler.

Bu adanın sahibi, bu mahluklar ne istiyorsa onu yapmış.

En acı olanı bu adamlar ve kadınlar dünyada tanınan zengin insanlar siyasiler. Demokrasiden insan hayatının kutsallığından bahseden, siyasette, ticarette iyi bir baba eş ya da anne rolü oynayan, dünyanın geleceği konusunda söz s ahibi insanlar.

Bu alçaklar küçük çocukları istismar etmekten, onların ölümüne sebep olarak ve insan eti yiyecek kadar dünyadan, insanlıktan kopuk mahluklar.

Ülkemizin de içinde bulunduğu geniş bir coğrafyadan kaçırılan küçük çocuklar bu ahlaksız organizasyonun eline düşüyor.

Bu çocuklar genellikle olağanüstü durumlar sırasında sahipsiz kalan, yetiştirme yurtlarında bakılan, savaş nedeniyle toprağından ayrılan çocuklar.

Ulaşabildiğimiz belgeler ve görüntülerde Türk çocuklarının da bu iğrenç tuzağa düşürüldüğü görülüyor.

Özellikle 6 Şubat depremi sonrasında yüzlerce çocuğun deprem bölgesinden çeşitli araçlar ile kaçırıldıkları, bu epstein denilen şerefsizin uçağının sık sık Türkiye’ye indiği gerçeği ile karşı karşıyayız. Biz evlatlarımızı koruyamamışız, biz çocuklarımıza sahip çıkamamışız, biz adam olamamışız.

Bu rezaletlerin içinde Amerikan başkanı Trump yine Amerika’nın Türkiye büyük elçisi ve Suriye özel temsilcisi Barrak, eski Amerikan başkanları, Gates gibi güçlü şirketlerin yöneticileri, sanatçılar ve hatta bilim! Adamları var.

Yaşananlar, asıl o zavallı çocuklara yaşatılanlar anlatılabilecek gibi değil. Vahşet odaları, yaşlı başlı adam ve kadınların iğrenç fantezileri için hazırlanmış eğlenceler, sonrasında tecavüz, sapıklık, insan eti yenilen balolar, öldürülen kadınlar, çocuklar. Bunun farkına varıp konuşmaya başlayan insanların aniden ortadan kaybolmaları.

Bu meselede gereken yapılmalıdır.

Türkiye’de yargı ve emniyet istihbarat konu ile ilgili çalışmalı, bu çocuklara ne olduğu ortaya çıkarılmalı, öldürülen her bir Türk vatandaşına bunu kim yaptı ise misli ile cezalandırılmalıdır.

Bu cezalandırmada yargı, hukuk gibi artık sadece güçlülerin hakkı olan yöntemler değil kısas hükümleri uygulanmalıdır. Türk töresinde bu yapılanların cezası çok ağırdır ve bu ceza töreye göre milletin gözleri önünde verilmelidir.

Bunu yapabilirsek Türk’ün adaletini ve hassasiyetlerini tüm dünyaya gösteririz.

Ben bunu büyük bir gurur ile yapacak milyonlarca vatan evladının olduğuna inanıyorum.

Kurtuluş Savaşı yıllarında her bir öksüz ve yetim çocuğa, o kıtlık içerisinde bakıp koruyabilen Türkiye Cumhuriyeti, emanet olan çocuklarımızı korumak için gereken önlemleri hızla almalı, ülkemiz içerisinde bu çocukları koruyamayan ya da korumayan devlet görevlileri hakkında ağırlaştırılmış cezalar verilmelidir.

Dünya ve dünya siyasi iklimi ciddi bir sınav ile karşı karşıyadır.

Birçok devlet bu olan kepazelikleri kapatmaya çalışacaktır. Buna engel olunmalıdır.

Sonuçta bu rezillikten zarar görülmediği inancının yerleşmesi, dünyada adalet fikrini ortadan kaldırır ve dünya ciddi bir terör, saldırı kıskacının içine girer.

Cezasızlık algısı, yöneticiye bir şey olmaz fikrinin yerleşmesi, adil ve eşit yaşamı bitirir, Adaletin değil gücün dünyayı yönetmesine neden olur ve dünya güvensiz, kalitesiz bir orta çağ karanlığına girer.

Suç cezasız kalmamalı, Türk töresinin gereği yapılmalıdır.

Bu karmaşa ve dengesizlik içerisinde Türk Milleti de derin, uzun ve çok can yakacak bir savaşa hazırlanmalıdır. Öngörülerimiz ciddi bir savaşın bizi beklediğidir.