HAMUŞ (Suskunluk)


Bir gün gelir insan, kelimelerden yorulur…
Anlatmak ister ama anlatacak gücü kalmaz.
İçinde fırtınalar kopar da, dışı bir mezar sessizliğine bürünür.
İşte o an başlar hamuşluk…
Hamuş olmak, sadece susmak değildir.
Bir vedadır aslında;
Kırgınlıkların dile gelmeyişi,
Gözyaşlarının kimseye gösterilmeyişidir.
İnsan bazen konuşa konuşa tükenir,
Sonra susarak tamamlar eksilen yanlarını.
Çünkü bazı acılar vardır,
Söylendikçe küçülmez, aksine büyür…
Hamuşluk, gönlün kendi içine çekildiği yerdir.
Kalabalıklar içinde kaybolup da
Kimseye dokunamamanın adıdır.
Bir bakışta anlatılan,
Ama bir ömürde izah edilemeyen duyguların sığınağıdır.
Ve bilirsin…
En derin yaralar bağırmaz.
En büyük fırtınalar sessiz kopar.
En ağır sözler ise hiç söylenmez.
Belki de bu yüzden
Bazı insanlar konuşmayı bırakır.
Çünkü anlatacakları değil,
Anlaşılmayacakları ağır gelir.
Ve bir gün…
Herkesin içinde konuşan o insan,
Kendi içinde susmayı öğrenir.
İşte o zaman
Ne bir sitem kalır dilinde,
Ne de bir beklenti…
Sadece derin bir iç çekiş…
Ama hikâye burada bitmez…
Çünkü hamuşluk bir son değil,
Bir dönüşün başlangıcıdır aslında.
İnsan sustuğunda duyar kendini.
Kalbinin en kuytu köşelerinde sakladığı
O eski hatıraları,
Unuttuğunu sandığı kırıkları,
Affedemediği cümleleri bir bir işitir.
Sessizlik bir aynadır…
Ve hamuş olan,
O aynada kendine bakmaya mecbur kalır.
İşte o zaman anlar insan;
En çok başkalarına değil,
Kendine söyleyemediği sözler yakmıştır canını.
Hamuşluk, biraz da kabulleniştir.
Geçmeyeni zorlamamak,
Gitmek isteyeni tutmamak,
Kalmayanın ardından susabilmektir.
Ve belki de en acısı…
İçinde hâlâ sevgi varken
Sevmiyormuş gibi susabilmektir.
Ama bu suskunluk zayıflık değildir.
Aksine en büyük direniştir.
Çünkü herkes konuşurken susabilmek,
Herkes anlatırken içine gömebilmek,
Yüreğin en ağır imtihanıdır.
Ve gün gelir…
O suskunluk, bir dua gibi yükselir göğe.
Kelimelere dökülmeyen her acı,
Belki de en çok duyulan olur
Yaradan katında…
İşte o yüzden
Hamuş olan kaybetmiş değildir;
Sadece sözlerini kalbine emanet etmiştir.
Ve kalp…
En doğru zamanı bilir.
O vakit geldiğinde
Ya bir şiir olur dökülür dudaklardan,
Ya bir gözyaşı,
Ya da sadece bir tebessüm…
Ama o ana kadar
İnsan biraz eksik,
Biraz kırık,
Biraz da derinleşmiş hâliyle yürür hayatta.
Ve herkes konuşurken
O yine susar…
Ama artık o suskunluk bir yük değil,
Bir hikmettir.
Bir olgunluk,
Bir kabulleniş,
Bir iç huzurun sessiz adı:
Hamuş…