Özlem... İnsan hayatının en derin, en sessiz ve en ağır duygularından biridir. Kimi zaman bir şehri özleriz, kimi zaman bir sokağı, kimi zaman da geçmişte kalan güzel günleri. Fakat hiçbir özlem, aramızdan ayrılıp giden sevdiklerimize duyduğumuz özlem kadar derin değildir.
Bugün dönüp geriye baktığımızda, yollarını gözlediğimiz nice insanın artık aramızda olmadığını görüyoruz. Bir zamanlar sesleriyle evimizi dolduran annelerimiz, babalarımız, büyüklerimiz ve dostlarımız artık hatıralarımızda yaşıyor. Bazen içimizden sessizce haykırıyoruz:
"Neredesin annem? Neredesin babam? Neredesiniz ey gönlümde yaşayan sevdiklerim?"
Keşke bugünleri birlikte görebilseydik. Keşke bu yıllarda da yanımızda olsaydınız. Belki o zaman özlemimiz biraz olsun dinerdi. Belki birlikte yeni ufuklara yelken açar, yeni hayatlara birlikte adım atardık. Ama hayatın değişmeyen gerçeği şudur ki; bazı insanlar gider ve geriye sadece sevgileriyle dolu hatıralar kalır.
Aslında özlediğimiz yalnızca insanlar değildir. Onlarla yaşadığımız günleri de özleriz. Bir sofranın etrafında edilen sohbetleri, bayram sabahlarını, bir omuza yaslanıp içimizi döktüğümüz anları, yüzümüzde tebessüm bırakan küçük mutlulukları özleriz. Çünkü insanlar giderken hatıralarını da yanlarında götürmezler; onları kalbimize emanet ederler.
Bu yüzden özlem iki yönlüdür. Hem insanları özleriz hem de onlarla yaşadığımız anıları. Bir fotoğraf, eski bir eşya, duyduğumuz bir türkü ya da tanıdık bir koku bizi yıllar öncesine götürür. O anlarda kalbimiz hem hüzünle dolar hem de teselli bulur. Çünkü hatıralar, sevdiklerimizin bize bıraktığı en değerli mirastır.
Geri gelmeyeceklerini biliyoruz. Onlarla yeniden aynı masaya oturamayacağımızı, aynı sohbetleri yapamayacağımızı da biliyoruz. Belki de insanın yüreğinde taşıdığı en büyük özlem budur. Zaman geçse de eksilmeyen, yıllar geçse de silinmeyen bir özlem...
Kimileri zamanın her yarayı iyileştirdiğini söyler. Oysa bazı yaralar iyileşmez; sadece insan onlarla yaşamayı öğrenir. Sevdiklerimize duyduğumuz özlem de böyledir. Kabuk bağlar gibi görünür ama kalbin en derin köşesinde yaşamaya devam eder.
Yine de bizi ayakta tutan bir şey vardır: Hatıralar...
Çünkü hatıralar, kaybettiklerimizin bize bıraktığı ışıklardır. Onları düşündükçe yeniden yanımızda hissederiz. Bir gülüşlerinde, bir sözlerinde, bir nasihatlerinde yeniden hayat bulurlar. İşte bu yüzden özlem acı verse de hatıralar teselli olur.
Ve insan anlar ki; gerçek sevgi ölümle bitmez. Seven gönüllerde yaşamaya devam eder. Özlem büyür, yıllar geçer, mevsimler değişir ama sevgi hep kalır. Hatıralar da o sevginin sessiz dili olarak ömrümüz boyunca bize eşlik eder.
Belki bugün onları göremiyoruz, seslerini duyamıyoruz. Ama kalbimizde taşıdığımız sürece onlar hâlâ bizimleler. Ve biz, her hatırladığımızda onları yeniden yaşatıyoruz.
Çünkü bazı insanlar gider... Ama hatıraları hiçbir zaman gitmez.