İnsanları kendimiz gibi bilmenin yanılgısı

İnsanlar her zaman insanı yanıltır. Bazen bir bakışa, bir söze, bir davranışa bakarak karşımızdaki insanı kendimiz gibi sanırız. İşte insanın yaptığı en büyük hatalardan biri de budur.

Çünkü insan, karşısındaki kişiyi çoğu zaman kendi kalbiyle ölçer. Kendisi vefalıysa, karşısındakini de vefalı bilir. Kendisi dürüstse, herkesin dürüst olduğuna inanır. Kendisi kimseyi yarı yolda bırakmıyorsa, bir başkasının da onu bırakmayacağını düşünür. Oysa hayat, bize insanların bizim gibi olmadığını öğretir.

Herkesi kendin gibi bilirsen, aslında hiç kimseyi gerçekten tanımamış olursun.

İnsanları tanımak için onlarla çok uzun yıllar geçirmek de yetmez bazen. Çünkü bazı insanlar yıllarca kendilerini saklayabilir. Gerçek yüzlerini göstermek için bir kırılma anını, bir menfaat çatışmasını ya da zor bir günü beklerler.

İşte insanın gerçek yüzü, çoğu zaman hayat kolayken değil, işler ters gittiğinde ortaya çıkar.

Yanında her şey güzelken çok insan bulursun. Sofrada yer varken, yüzünde gülümseme varken, cebinde imkân varken dostluk kurmak kolaydır. Asıl mesele, sofrada bir şey kalmadığında kimin sandalyesini çekip yanında oturduğudur.

Bazı insanlar seninle yol yürürken değil, yolun sonunda seni nereye bırakacaklarını düşünürler. Bazıları ise yolun ne kadar zor olduğuna bakmadan yanında kalır.

İnsan bunu geç öğreniyor.

Bazen birini kaybettiğimiz için üzülürüz. Sonra zaman geçer ve anlarız ki aslında kaybettiğimiz bir insan değil, onun hakkındaki düşüncemizmiş.

Çünkü biz onu olduğundan farklı görmüşüzdür.

Ona kendi vicdanımızı, kendi merhametimizi, kendi sadakatimizi yüklemişizdir. Onun da bizim gibi düşündüğünü, bizim gibi sevdiğini, bizim gibi incindiğini sanmışızdır.

Oysa herkesin kalbi aynı yerden bakmaz hayata.

Sen bir sözün arkasında ömür boyu durabilirsin; bir başkası söylediği sözü ertesi gün unutabilir.

Sen bir iyiliği yıllarca hatırlayabilirsin; bir başkası yaptığın iyiliği bir gün sonra yok sayabilir.

Sen bir insanı zor gününde yalnız bırakmazsın; bir başkası senin en zor gününde telefonuna bile cevap vermeyebilir.

İşte insanı en çok bunlar öğretir.

Bu yüzden zamanla şunu öğreniyorsun:

Herkese iyi davran ama herkesi kendin gibi sanma.

Herkese saygı duy ama herkese kalbinin kapısını açma.

İnsanları sev ama kendini onların sevgisine muhtaç bırakma.

Çünkü güven, bir anda verilmemeli; zamanla kazanılmalıdır.

Bir insanın sana söylediği güzel sözler değil, söylediği sözlerin arkasında ne kadar durduğu önemlidir. “Yanındayım” demek kolaydır. Önemli olan, herkes gittiğinde gerçekten yanında kalabilmektir.

Bazıları seni yalnızca iyi günlerinde sever. Bazıları ise senin en kırgın, en yorgun, en çaresiz hâlinde bile elini bırakmaz.

İşte gerçek dostluk budur.

Hayat bize insanları kaybettikçe değil, tanıdıkça öğretir. Her tanıdığımız insan bize biraz daha dikkatli olmayı, biraz daha susmayı, biraz daha gözlemlemeyi öğretir.

Artık herkesin anlattığına değil, yaptıklarına bakarsın.

Çünkü sözler değişebilir.

İnsanlar değişebilir.

Verilen sözler unutulabilir.

Ama davranışlar, insanın gerçek karakterini bir gün mutlaka ortaya çıkarır.

Bazen bir insanın gerçek yüzünü görmek için onunla kavga etmene gerek yoktur. Sadece biraz geri çekil. Biraz sus. Her şeyi sen arama, her şeyi sen sorma, her yükü sen taşıma.

O zaman kimin seni gerçekten merak ettiğini, kimin yokluğunu fark ettiğini görürsün.

Çünkü bazı insanlar sen hep orada olduğun için seni değerli sanmaz. Seni ancak yokluğunda fark eder.

Ve bazı insanlar vardır; sen onların hayatından çıktığında hiçbir şey değişmez.

İşte en acısı da budur.

Senin için bir ömür olan bir insan, onun için sadece bir dönem olabilir.

Bu yüzden kimseye kızmadan bir hayat sürsün.