Bu pazar bilgisayarımın başına geçtiğimde son birkaç gün içerisinde olanları düşündüm.
Yaklaşık 50 sene önce tüm dünyada bir yılda olan değişimler şimdi neredeyse bir haftada oluyor.
Bu yaşam hızlanması, devinimi her an artan motor gibi.
Hızlanan ve bu durmayan hızlanma sonunda gündem saatler içerisinde değişiyor, ısınan ve yanma noktasına gelen sosyal ilişkiler dünyayı hiç de iyi olmayan bir mecraya doğru sürüklüyor.
Bu hız insanın düşünme ve karar verme hızından daha hızlı artık.
Sürekli gündem değişikliği insanların bir kısmında olanları takip etmek yerine vazgeçmeye, bir kısmında ise derin bir çaresizliğe doğru sürüklüyor.
İletişimin ulaşılabilirliği ve sosyal medya kaynakları doğru yanlış sayısız veriyi insanın gözüne sokuyor.
Bu veri içerisinde doğruya ulaşmak neredeyse kirli bir havuzun içerisinde temiz su damlası bulmak kadar zorlaşıyor.
Bu hafta sonunda ABD uzun süredir sinyallerini verdiği Venezuela’ya bir operasyon yaparak devlet başkanı Maduro’yu ele geçirdi ve Amerika’ya kaçırdı.
Maduro; bolivarcı Chaves den sonra onun önerdiği isim olarak Venezuela’nın başına gelmiş, 2013 yılından bu yana siyasi kargaşaların, iktidar ve muhalefet arasındaki kavgaların, seçimlerde yapılan hilelerin gündemden hiç düşmediği bir ülkenin başkanıydı.
Tüm bu karmaşa ve sıkıntılar aslında dünyanın en büyük petrol rezervine sahip ülkede ciddi ekonomik sorunlara, açlık ve sefalete sebep oldu. Yaklaşık 1500 dolar kişi başı geliri olan bu ülke üzerinde oturduğu petrol kaynaklarına rağmen açlık ile yaşamak zorunda kalmıştı.
Amerikan petrol şirketleri Venezuela petrolü üzerindeki pazar paylarını Chaves’ten başlayarak hızla kaybedince birçok iç karışıklığı çıkarmak için öncü oldular ve Amerikan siyasetine önlem alması için baskı kurdular.
Burada acı olan bu kadar büyük ticari bir meta ’ya sahip olan ülkeyi yönetenlerin gerekli önlemleri alamaması ve halkını sefalet içerisinde yaşatmasıdır.
Bir acı durumda ülkenin başkanının bir başka ülkeden gelen güçler ile operasyona uğrayıp yatağından eşi ile kaçırılmasına silahlı kuvvetler olarak hiçbir şey yapamamasıdır.
Bu cevapsızlık rejime inanmayan silahlı kuvvetlerin, ekonomik olarak kolayca satın alınabilecek devlet görevlilerinin varlığı ile açıklanabilir.
Önümüzdeki günlerde halkın bu konuda ne karar vereceğini hepimiz göreceğiz.
Buradan çıkarılması gereken ders kötü yönetilen ülkelerin her şeyinin kötü olacağı gerçeğidir.
ABD’nin özel birlikleri ile Venezuela’nın başkenti Karakas’a kadar girerek egemen bir devletin topraklarında eşkıyalık yapıp saray basıp adam kaçırması, bunu anlatırken Trump’ın ukalalığı önümüzdeki yıllar konusunda da önemli ipuçları vermektedir.
Ülkeler arası ilişkiler, Birleşmiş Milletler gibi organizasyonlar bu operasyon ile artık yok hükmündedir.
Gücü olanın güçsüzü bir naylon sebep yaratarak tehdit etmesi, operasyonlar ile zarar vermesi, egemenliğinin sembollerini küçük düşürmesi, savaş ahlakında ve dünya geleneklerinde önemli bir kırılmaya sebep olmuştur.
Son 30 yıldır naklen savaşlar seyrettiğimiz dünya artık sokak çeteleri gibi davranan ülkelerin operasyonlarına evrilmiştir.
İsrail’in Gazze’de yaptıklarını, Rusya’nın Ukrayna ile savaşını, ahlaksız, insan haklarına aykırı ve savaş suçu sayan dünyanın bu yeni operasyonu nasıl hazmedeceğini bilemiyoruz.
Bu güçlünün asimetrik güç kullanımı, mazlum ülkelerde ilerde ciddi reaksiyon yaratacağı kesindir.
Büyük devletlerin savaş ve mücadele ahlakından çıkarak yaptıkları bu eylemler bireysel terörizmi güçlendirecek, bu reaksiyonel ve ahlak dışı terörist eylemler masum insanlara zarar verecektir.
Amerika dostlarını kaybederek, şımarık ve mafya abisi olma seçeneğinden ilerleyen zamanlarda çok zarar görecektir.
Biraz petrol, nitelikli element için yapılan bu planlaması bozuk ve tamamen güçlü Amerika olgusu yaratmak amaçlı operasyonların, Amerika’nın akıllı insanları tarafından da hoş karşılanmadığı bellidir.
Trump, Epstein davası ile bozulan sicilini toparlamak, ekonomik olarak zor durumdaki Amerikan üretimine yeni kaynak yaratmak için yaptığı bu fütursuz, ahlak dışı eylemlerinin cezasını halkının zarar görmesi ile ödeyecektir.
Bir insan olarak masum insanlara nereden gelir ise gelsin her kötülüğün karşısında olmak zorundayız.
Ancak güçlülerin ukalalıklarına bir direnç gerekliliğini hiç kimse unutmamalıdır.
Amerika bu hafta itibari ile kendisine düşman olanların sayısını arttırmıştır.
Buraya not düşelim Trump farkına varmadan Asya ve Avrupa’da yeni ve güçlü bir hanlığın kurulması için şişeden cin’in çıkmasına sebep olmuştur.
Amerika’nın ülke olarak hayatta kalmasının yolu eşkıyalık değil, yardımsever ve adaletli olmaktır.
Bu nedenle Amerikan kamuoyunun hızla reaksiyon göstermesi gereklidir.
Yoksa her şey için çok geç olacağını göreceğimiz yeni bir 50 yıla gireceğiz.
İyi pazarlar dilerim.