Hatalarım var, eksiklerim var, yanlışlarım da… Bazen kırdım, bazen kırıldım. Bazen söylemem gerekeni sustum, bazen de içimde biriktirdiklerimi yanlış zamanda söyledim. Çünkü ben de insanım.
Her zaman doğruyu yapan, herkesi anlayan, herkesi affeden biri değilim. Benim de sabrım tükenir, benim de canım yanar. Benim de kimseye anlatamadığım gecelerim, içime attığım kırgınlıklarım, sessizce taşıdığım yüklerim vardır.
Ama hiç kimsenin hayatına bilerek kötülük olmak istemedim.
Melek değilim…
Ama kalbimde kötülük taşımamaya çalışıyorum. Bana yapılan kötülüğün aynısını başkasına yapmamaya, beni kıranın yarasına dönüşmemeye gayret ediyorum. Çünkü insanı asıl anlatan, kendisine yapılanlar değil; kendisine yapılanlardan sonra nasıl biri olduğudur.
Bir insanın kalbine dokunmanın ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu biliyorum. Çünkü bazı yaralar görünmez. Bir söz söylersin, sen unutursun; karşındaki insan yıllarca içinde taşır.
Bu yüzden dilime dikkat etmeyi öğrendim.
Kırmamaya…
Küçümsememeye…
Kimseyi kendimden aşağı görmemeye…
Çünkü hayat, insana bir gün mutlaka yaptıklarının karşılığını gösterir.
Bugün güçlü olan yarın güçsüz olabilir.
Bugün gülen yarın ağlayabilir.
Bugün sırtını dönen, yarın aynı kapının önünde bekleyebilir.
Hayat böyledir.
Kimse bulunduğu yerde sonsuza kadar kalmaz.
Ben insanları kaybetmekten çok, insanlığımı kaybetmekten korkarım.
Bu yüzden bana yapılan her kötülüğün karşılığını vermek için yaşamıyorum Her kırgınlığa kırgınlıkla cevap vermiyorum. Çünkü başkasının karakteri, benim karakterimi belirlememeli.
Ama bu, her şeyi unuttuğum anlamına da gelmez.
Bazılarını özlerim ama aramam.
Çünkü yaş aldıkça insan şunu öğreniyor:
Her tartışmaya cevap vermek zorunda değilsin.
Her söze karşılık vermek zorunda değilsin.
Herkese kendini anlatmak zorunda hiç değilsin.
Bazen susmak, verilebilecek en iyi cevaptır.
Bazen gitmek, kalmaktan daha büyük bir cesarettir.
Bazen bir insanı affetmek, onu yeniden hayatına almak değil; onun sende bıraktığı yükten kurtulmaktır.
Ben de değiştim.
Şimdi herkesin beni sevmesinin mümkün olmadığını biliyorum.
Eskiden yanlış anlaşılınca kendimi anlatmaya çalışırdım.
Şimdi beni gerçekten tanımak isteyen insanın zaten anlayacağını biliyorum.
Herkes hayatımızda kalmak için gelmez.
Bazıları bize ders vermek için gelir.
Bazıları sabrımızı öğretir.
Bazıları sınırlarımızı gösterir.
Bazıları ise kimseye gereğinden fazla güvenmemeyi…
Ve bazıları giderken bize kendimizi yeniden buldurur.
Melek değilim…
Ben de yorulurum.
Ben de öfkelenirim.
Benim de sabrım tükenir.
Benim de bazen herkesten uzaklaşıp yalnız kalmak istediğim olur.
Ama ne yaşarsam yaşayayım, içimdeki insanı kaybetmek istemem.
Beni kıranların kırgınlığına dönüşmek istemem.
Bana kötülük yapanların kötülüğünü taşımak istemem.
Çünkü insanın en büyük zaferi, kendisine yapılan kötülüğe rağmen iyi kalabilmesidir.
Ben kusursuz değilim.
Ama samimiyim.
Hatasız değilim.
Ama vicdanımı kaybetmemeye çalışıyorum.
Herkese iyi görünmek gibi bir derdim yok.
Benim derdim, geceleri başımı yastığa koyduğumda kendime hesap verebilmek.
Aynaya baktığımda kendimden utanmamak.
Varsın bazıları beni yanlış tanısın.
Varsın bazıları arkamdan konuşsun.
Varsın bazıları değerimi, beni kaybettikten sonra anlasın.
Çünkü öğrendim ki bazı insanların kalbinde yer bulamamak, insanın değerini azaltmaz.
Ben melek değilim.
Ben sadece yaşadıklarımdan ders almaya çalışan bir insanım.
Düşerim…
Kalkarım…
Kırılırım…
Toparlanırım…
Bazen ağlarım…
Sonra yine yoluma devam ederim.
Çünkü hayat, kusursuz insanların değil; yaralarına rağmen yürümeyi bilen insanların hikâyesidir.