Hani Nazım Usta yakın dostu Abidin Dino’ya “Bana mutluluğun resmini yapar mısın Abidin?”, diye soruyor ya! O da ona “Mutluluk şiiri” ile karşılık veriyor ya! İşte bu yazımda biraz ona değineceğim.
Aslında mutluluğun resmi çizilir mi bilmem ama bildiğim tek cevap: mutluluğu görebilir ve hissedebilirsin, diye düşünüyorum.
Mutluluğun değil ama mutlu canlıların resmini yapabiliriz.
Çünkü, mutluluk insanların yaşam biçimidir. İnsanların doyasıya yaşadıkları olumlu duygu selidir. Sadece insanlar mı? Aslında tüm canlıların yaşam kaynağıdır, mutluluk.
Küçük dokunuşlarla büyük mutluluklara neden olabiliyorsunuz.
Çocuğunuzun başını okşayıp, güler yüz göstermek, tebessüm etmek, ufacık bir sempatik dokunuş bile onların mutlu olmasına yetiyor da artıyor bile.
Annenize, babanıza, yakınlarınıza veya dostlarınıza gösterdiğiniz her olumlu tepki ve sevgi dokunuşu onların dünyasında havalara uçmalarına, seni bağırlarına basmalarına atılan ilk adım olmaktadır.
İnsanları bırakın, evinizde yetiştirdiğiniz bir bitki dahi ona gösterdiğiniz ilgi ve bakımla adeta yüzünüze gülmektedir. Yüzünü size doğru çevirmektedir.
Ya evinizde hatta sokakta yaşayan hayvanlar; kediler, köpekler, kuşlar, balıklar ilgi gösterdiğinizde sevip okşadığınızda kendilerini yeryüzünün en mutlu canlıları olarak hissederler.
Kısa bir anekdotla açıklamakta yarar var. “Evimizin bahçesinde yaşayan bir sokak kedisi dahi aracımla bahçeye girdiğim andan itibaren arabanın üstüne atlar, park edip bitirinceye kadar motor kaputunun üstünde içeriyi gözleyerek bekler.
Sonrasında araçtan çıktığım anda adeta “hoş geldin” dercesine mırıldanır. Uzanıp kendisini sevdirir. Bahçeden çıkarken de yola kadar eşlik eder.”
İşte bana göre mutluluğun resmi budur, bunlardır.
Ancak, son zamanlarda yaşanılan ağır ekonomik koşullar altında bir avuç insan dışında neredeyse mutlu olan canlı kalmadı.
Ormanların, tarım arazilerinin yok edilmesi, bitkileri mutsuzlaştırdı. İnsandan korkar hale geldi o masum küçücük bitkiler.
Hayvanlar desen onlardan farksız sayılmazlar.
Bakımları zorlaşınca sokaklar kedi, köpekle dolup taşmaya başladı.
Hatta insanlar kendilerine yetemiyorlar ki hayvanlara da yetebilsinler.
İnsanlara gelince, mutluluklarının değil de tam da mutsuzluklarının resmini çizmek daha yerinde olurdu sanırım.
Abidin sağ olsaydı mutluluğun resmini değil de mutsuz insanların resmini çizerdi herhalde. Çünkü, mutsuz insan o kadar çok ki milyonlarla ifade edebiliriz. Tarımla, hayvancılıkla, ticaretle, bağ ve bahçeyle uğraşan herkes mutsuz. Çünkü, karınları doymuyor.
Çalışan kesimler, emekliler ve diğer sosyal yardım alan kesimler mutsuz.
Çünkü ne karınları doyuyor ne yeterince giyinebiliyorlar ne sağlığa erişebiliyorlar ne de barınma konusunda mutlu olamıyorlar.
Ellerine geçen para barınmasına ancak yetiyor.
Oysa ki olumlu ve verici küçük dokunuşlarla tüm canlıları mutlu edebilmek mümkündür. Yeter ki “ben değil biz olmasını öğrenelim”, yeterlidir.