İnsan, en çok ses çıkarmadan giden şeylerle yaşlanır.
Bir gün değil…
Bir anda hiç değil…
Yavaş yavaş…
İnceden inceye törpülenir ömrü.
Beklemek mesela…
Kapısı hiç çalınmayan umutların önünde nöbet tutmaktır.
“Belki gelir” diye yaşanan her gün, takvimden değil, kalpten düşer.
Ve kimse fark etmez;
Bir parça daha eksilmiştir insan.
Susmak da ömür törpüsüdür.
Her şeyi içine atıp, kimseye dokundurmadan yaralanmaktır.
Dilin sustuğu yerde kalp bağırır,
Ama o çığlık yalnızca gecelerin duvarlarına çarpar.
Anlaşılmamak…
Kalabalıklar içinde yabancı kalmaktır.
Cümle kurarsın, eksik anlaşılır.
Dert anlatırsın, konu değişir.
İnsan, en çok anlatamadıklarından yorulur.
Bir de mecburiyetler vardır…
İstemeden katlanılan hayatlar,
Sevilmeden sürdürülmüş alışkanlıklar…
Gülümseyerek taşınan yükler,
Omuzdan değil, ruhtan çöker.
Ömür, büyük acılarla değil hep…
Küçük ama sürekli sızlayan şeylerle tükenir.
Bir veda daha,
Bir kırgınlık daha,
Bir “boş ver” daha…
Ve insan farkına vardığında
Saçları değil,
Hayalleri ağarmıştır.
İşte buna derler ömür törpüsü…
Ne kanatır ne bağırır,
Ama sessizce alır götürür
İnsanın içindeki en canlı yerleri.
Ve kimse sormaz insana:
“Yoruldun mu?”
Herkes güçlü sanır susanı,
Oysa en çok susanlar tükenmiştir.
Gülmek zorunda kalmak da bir ömür törpüsüdür.
İçin kan ağlarken, yüzünü hayata emanet etmektir.
“İyiyim” demek,
En ağır yalandır bazen.
İnsan bazı insanlardan değil,
Onların bıraktığı boşluklardan yorulur.
Gidenin arkasından değil,
Kalanın içinden eksilir ömür.
Zaman geçtikçe anlar insan;
Her şeyle savaşılmaz.
Bazı şeyler kabullenilir,
Bazı yaralar sevilerek taşınır.
Ve en acısı da şudur:
İnsan, kendine geç kalır.
Başkasını mutlu etmek uğruna
Kendi içini ihmal eder.
İşte bu yüzden…
Ömür törpüsü dediğimiz şey
Ne kaderdir ne tesadüf;
Çoğu zaman
Kendimizden vazgeçişimizin adıdır.
İnsan bazen bir ömrü,
Başkasının yarım cümlelerinde tamamlamaya çalışır.
Sevilmeyi bekler,
Hatırlanmayı umar,
Değer görmeyi sabır sanır.
Ama sabır her zaman erdem değildir.
Bazı sabırlar insanı olgunlaştırmaz,
Sadece sessizce eksiltir.
Gece herkes uyurken,
Uyanık kalan düşünceler vardır.
O düşünceler yaşlandırır insanı.
Bir sabah aynaya bakarsın,
Yüzün tanıdık, içindeki yabancı…
Kırıldığını belli etmemek,
Güç değil çoğu zaman;
Alışkanlıktır.
Ve alışılan her acı,
Bir gün seni senden alır.
İnsan en çok şuna yanar:
“Bu kadarına gerek var mıydı?”
Ama iş işten geçmiştir.
Söylenmeyenler birikir,
Bir gün içinden taşar
Ve kimse neden sustuğunu anlamaz.
Ömür törpüsü,
Hayatın sertliği değil sadece;
İnsanın kendine gösterdiği merhametsizliktir bazen.