Parti üyeliği

2025 yılına veda edip 2026 yılına “merhaba” dediğimiz andan itibaren her zaman olduğu gibi sürekli rakamlara dayalı istatistikleri yapılır durur.

Bu sayım döküm dolayısı ile biz oldum olası yeni yılın ilk haftasında medya kuruluşlarından uzak durmaya çalışırız.

Sonra bir şekilde iş normale döner.

2026 yılının içerisine girer girmez bir anda yazılı-sesli ve görsel medya kuruluşlarından partilerin üye sayıları verilmeye başlandı.

-Hangi siyasi parti üye sayısını çoğaltmış.?

-Hangi parti olduğu yerde kalmış.?

-Hangi partinin üye sayısı azalmış?

şeklindeki rakamları nerede ise ezberlemiş duruma geldik.

Türkiye nefes almanın bile siyaset olduğu bir ülke.

Dolayısı ile vatandaş başta iktidar olmak üzere var olan tüm siyasi partilere ilgi duyuyor.

Geçmişten günümüze kadar siyaseti iyi süzen orta halli bir vatandaş “Başta kendim olmak üzere var olan aile fertlerimi iktidar partisine üye yaparsam iş bulmada tayin yapmada bir adım öne geçebilirim” diye düşünüyor.

Dikkat edin çevremizde hangi parti iktidara gelirse anında o partiye üye olan çok sayıda insan göreceksiniz.

İktidar partisi dışındaki siyasi kuruluşların üye sayılarında her zaman çok sert geliş ve gidişler yaşanır.

Özellikle genel seçim öncesi yayınlanan kamuoyu anketlerinde oy yüzdesi biraz öne çıkan siyasi partilere üye hücumu yaşanır.

Seçim sandıkları açıldığında söz konusu parti başarılı olmuşsa sorun yok.

Eğer parti sandıktan başarısız çıkmışsa seçmen ırada bir gün bile beklemeden başka bir siyasi partinin yolunu tutmaktan çekinmez.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin hayatımıza girmesinden sonra birbirine benzeyen partiler çoğaldı.

Kendisinde lider özelliği gören hangi siyasetçi varsa bir parti kurup başına geçmekten geri durmadı.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde bırakın yüzde biri çok daha az dilimdeki oylara ihtiyaç var.

Dolayısı ile bir partiden ayrılıp partileşen kurumlar “bakalım durumumuz nedir” sorusuna cevap bulmak adına üye yapma seferberliği ilan ederler.

Liderler çoğunlukla üye sayısının faydalı olduğuna inanırlar.

Bu inanç yaygın.

Ancak son dönemlerde “parti aidiyetinin” kalmadığını liderlerde biliyor bizde biliyoruz.

Bir siyasi partiye üye olmak artık çok zor bir şey değil.

Üye olmak yada üyeliği bırakmak bir e-devlet sahibi olmaya bakıyor.

Aynı partide üye olan iki arkadaştan birisi üyelikten istifa ettiğini söylemiyorsa kimsenin haberi bile olmuyor.

Neticede biz partilerin oy oranının üyeler ile aynı noktada ilerlediğine inanmıyoruz.

Tecrübe ile sabit.

14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan genel seçim öncesinde

31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçim öncesinde

Siyasi partileri üye sayılarına ve aldıkları oy oranlarına bakıldığında ne demek istediğimiz daha kolay anlaşılacaktır.

1999 yılında genel başkanlığını rahmetli Bülent Ecevit’in yaptığı DSP’nin üye sayına tekrar bir bakın.

Seçime aylar kala bölücübaşı-bebek katili Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra DSP’nin seçimden birinci parti olarak çıktığını hepimizi hatırlıyoruz.

Siyasi partileri üyeler iktidar yapmaz.

Önce partilerin genel başkanları

Sonra parti genel merkezlerinin geliştireceği politikalar partileri iktidar yapar.

Sonrası ise sadece ve sadece o anki konjonktür.