Sabır taşımıyım?


Ben sabır taşı mıyım, söyle?
Üstüme her düşen dertte sessiz kalan,
Her kırılışta yine dimdik duran,
İçinde fırtınalar koparken dışarıya sükûnet saçan…
Ben sabır taşı mıyım?
Gözlerimde biriken yaşları geceye saklayan,
Gündüzleri gülüş diye sunan…
Kalbim paramparça olurken bile
“İyiyim” demeyi alışkanlık yapan…
Bir insan ne kadar susabilir?
Ne kadar içine atabilir acıyı?
Bir yürek kaç defa yanar da
Kül olduğunu kimse fark etmez?
Ben sabır taşı mıyım, yoksa
Kendi kendine yetmeye çalışan bir garip mi?
Herkese omuz olup
Kendi yükünü dizlerine çöktüren bir yalnız mı?
Sustum…
Çünkü anlatsam anlamazlardı.
Bekledim…
Belki bir gün fark ederler diye.
Ama anladım ki,
Sabır sandıkları şey
Benim içimde büyüttüğüm sessiz çığlıkmış…
Bir gün…
Evet, bir gün
Bu sabır taşı da çatlar.
İçinde biriktirdiği her acıyı
Bir anda döker hayata.
O gün geldiğinde
Kimse “neden?” diye sormasın.
Çünkü ben defalarca anlattım
Ama hep içimden…
Şimdi soruyorum sana:
Ben sabır taşı mıyım…
Yoksa sadece sevilmeyi bekleyen bir kalp mi?
Belki de en çok
Kendi içimde kayboldum ben…
Herkese yol gösterirken
Kendi yolumu unuttum.
Gülüşler dağıttım etrafa,
İçimde kanayan yaralarla…
Kimse anlamadı,
Çünkü ben göstermedim,
Gösteremedim…
Bir ses vardı içimde,
Hep aynı şeyi fısıldayan:
“Biraz da kendin için yaşa…”
Ama ben susturdum onu,
Başkalarının sesini duyabilmek için.
Her “geçer” dediklerinde
İçimde biraz daha kaldı acı…
Geçmedi.
Sadece ben alıştım taşımaya,
Adını da sabır koydular.
Oysa kimse sormadı:
“Yoruldun mu?” diye…
Bir el uzanmadı omzuma,
“Artık bırak” diyen olmadı.
Ben sustukça
Beni güçlü sandılar.
Oysa ben sustukça
Bir parçam daha eksildi içimden…
Bir insan hep mi anlayan olur?
Hep mi alttan alan?
Hep mi yaralarını saklayan?
Ben sabır taşı değilim…
Sadece kırılmaktan korkan bir kalptim.
Ama şimdi anlıyorum;
Kırılmamak için susmak
En büyük kırılışmış meğer…
İçimde biriken ne varsa
Bir gün yağmur gibi yağacak.
Gözlerim değil,
Kalbim ağlayacak bu kez.
Ve ben ilk defa
Kendim için konuşacağım…
İlk defa kendimi seçeceğim.
O gün geldiğinde
Belki kimse beni tanımayacak,
Çünkü ben artık
Herkesin bildiği o sabır taşı olmayacağım.
Ben…
Kendine geç kalmış bir insanın
Yeniden doğuşu olacağım.
Artık anlıyorum;
Sabır, susmak değilmiş…
Sabır, doğru yerde konuşabilmekmiş.
Sabır, kendini yok saymak değil,
Kendini kaybetmeden bekleyebilmekmiş.
Ben bugüne kadar
Sabır diye diye
Kendimi tüketmişim…
Şimdi ise
Kendimi tamamlamaya geliyorum.
Kimseye kırgın değilim belki,
Ama içimde bir hesap var hayatla…
Geç kalınmış sevgilerin,
Yarım bırakılmış cümlelerin
Sessiz bir hesabı…
Ve ben artık
O hesabı kapatıyorum.
Ne içimde ukde kalan sözler,
Ne de yarım kalan duygular…
Hepsini bırakıyorum ardımda.
Çünkü ben…
Sabır taşı değilim.
Ben, her şeye rağmen hâlâ sevebilen
Ama artık kendini de seven
Bir insanım.
Ve bu kez…
En çok kendime söz veriyorum:
Susarsam eğer,
Bu korkudan değil, huzurumdan olacak.
Beklersem…
Bu eksiklikten değil,
Hak ettiğim içindir.
Ve seversem…
Bu kez kendimi unutarak değil,
Kendimle birlikte olacak…
Şimdi son kez söylüyorum:
Ben sabır taşı değilim…
Ben, sabrın içinden geçip
Kendini bulan bir kalbim.