Sıfırı tüketmek

İnsan bazen yokluğu da tüketir.
Bir şeyin hiçliği bile zamanla eksilir insanın içinde. İşte buna “sıfırı tüketmek” denir. Sadece parayı, umudu ya da zamanı değil… insan bazen sabrını, bazen sevgisini, bazen de hayata olan inancını sıfıra kadar tüketir.
Sıfır aslında bir başlangıçtır derler. Ama bazı sıfırlar vardır ki insanın içini yakar. Çünkü o sıfırın ardında kaybolmuş hayaller, kırılmış kalpler ve suskun geceler vardır. İnsan her gün biraz daha verir kendinden; biraz umut, biraz sabır, biraz da sevgi… Derken bir gün fark eder ki içindeki hazine bitmiş, sandık boşalmıştır.
Sıfırı tüketmek, sadece kaybetmek değildir.
Aslında insanın kendini sonuna kadar harcamasıdır. Bir dost için, bir sevda için, bir hayat için… Elinden gelenin fazlasını vermektir. Ve bazen bunun karşılığı sessizlik olur.
Ama hayatın tuhaf bir gerçeği vardır:
Sıfır, aynı zamanda yeniden başlamanın da yeridir. Çünkü insan en dipteyken, yeniden ayağa kalkmayı öğrenir. Karanlığın ortasında küçücük bir ışık bile güneş gibi görünür. İşte o zaman insan anlar; tükenen şey aslında umut değil, sadece eski hikâyelerdir.
Sıfırı tüketmek bazen bir son değil,
yeni bir başlangıcın kapısıdır.
İnsan sıfıra düştüğünde iki şey öğrenir:
Kimlerin gerçekten yanında olduğunu…
ve kendisinin aslında ne kadar güçlü olduğunu.
Çünkü bazı insanlar sıfırı tüketir…
ama yine de kalbinde bir damla umut bırakır.
İşte o umut, insanı yeniden hayata bağlayan en büyük servettir.
Ama sıfırı tüketmenin bir de sessiz tarafı vardır.
Kimse görmez, kimse duymaz. İnsan gülümserken bile içinden eksilir bazı şeyler. Her “iyiyim” dediğinde aslında biraz daha yorulur kalbi. Çünkü bazı yaralar vardır ki anlatılmaz, sadece taşınır.
İnsan bazen kalabalıkların içinde bile sıfırı tüketir.
Yanında insanlar vardır ama yanında olan kimse yoktur. Konuşacak söz bulunur ama anlayacak bir yürek bulunmaz. İşte o zaman insan anlar ki yalnızlık, insanın çevresinde kimsenin olmaması değil; insanın içini anlayacak bir kalbin bulunmamasıdır.
Fakat hayat yine de öğretmeye devam eder.
Sıfırı tüketen insan, bir gün küçük şeylerin değerini yeniden keşfeder. Bir selamın, bir dost sözünün, bir içten gülüşün ne kadar kıymetli olduğunu anlar. Çünkü yokluğu gören insan, varlığın kıymetini herkesten iyi bilir.
Ve gün gelir…
Sıfırı tükettiğini sanan insan, aslında içinde hâlâ bir şeylerin kaldığını fark eder. Küçük bir umut, küçük bir sabır, küçük bir inanç… İşte o küçücük şeyler yeniden büyür, filiz verir ve insanın hayatına yeniden anlam katar.
Belki de hayatın en büyük mucizesi budur:
İnsan ne kadar tükenirse tükensin, kalbinin bir köşesinde mutlaka yeniden başlayacak bir güç saklıdır.
Çünkü bazı insanlar sıfırı tüketir…
ama yeniden yazacak bir hikâyeleri her zaman vardır.