2026-2027 eğitim öğretim yılı 14 Eylül 2026 tarihinde başladı. İki aydır boş duran okul bahçeleri ve sınıflar çocuk sesleri ile doldu. İlk gün okula yeni başlayacak velilerinin, çocuklarıyla birlikte sınıfa kadar girmek istemeleri, velilerdeki endişe ve kaygıyı da göstermekteydi.
Özellikle büyükşehirlerde çocukların en büyük, hatta çoğu zaman tek sosyalleşme yeri okuldur. Şehirlerde beton yığınlarının arasında boş kalmış, yeşil kalmış ve oyun yeri olarak kullanılabilecek tek yer okullar kalmıştır.
Her şeye rağmen toplumda, aile ortamından sonra en güvenilir yerin okul olduğu unutulmasın. Çocuğun anne babasından sonra en güvendiği kişilerin öğretmenleri olduğu unutulmasın. Toplum olarak okul kurumunu korumanın aslında toplumu korumak olduğu ve bu görevin sadece Milli Eğitim Bakanlığının görevi olmayıp, hepimizin görevi olduğu da unutulmasın.
Unutulmasın ki okullar, toplumları ayakta tutacak kişileri yetiştirsin…
Unutulmasın ki okullar, toplumları düzene sokacak kuralları öğretsin…
Unutulmasın ki okullar, topluma adil kişiler, ahlaklı kişiler hazırlasın…
Okulların yeni başladığı bu günlerde ben de siz velilere kısaca birkaç tavsiyede bulunacağım.
1.Bırakın çocuklar okula kendileri hazırlansın. Özellikle de korumacı ebeveynler çocukların yakasından bir düşün. Eksik meksik bırakın bakalım ne yapacaklar?
2.Çocuk okula kendisi gitmelidir. Diyeceksiniz ki “Bu mümkün değil.” Maalesef ben de size katılıyorum. Ama imkân varsa arkasından gözetleyerek de olsa bu imkânı çocuklara tanıyın.
3.Çocuk sorumluluklarını kendisi bilmeli. Durmadan “Şunu yaptın mı?”, “Bunu yaptın mı?” diye hatırlatmalar olmamalı. Ödevini ne zaman yapacağını, okula ne zaman gideceğini, hangi defteri kitabı alacağını bırakın kendisi düşünsün.
4.Okulun, sınıfın, öğretmenin veya arkadaşlarının olumsuzluklarını, yanlışlıklarını çocuğun yanında konuşmayın. Çocuğun gözünde onları değersizleştirmeyin. Bir olumsuzluk varsa bunu okul yönetimi ile çözmeye çalışın.
5.Çocuğa eğitim ile ilgili endişe verici bilgiler veya geçmişe dönük kötü yaşanmışlıklar anlatmayın. “Bizim zamanımızda...” diye başlayarak kurulan cümlelerin çocuğa yapacağı etkiyi düşünün. Şunu da unutmayın; sizin zamanınız çoktan geçti.
6.Çocuğun yaşamı okulun kurallarına ve düzenine göre şekillendirilmelidir. Sizin kurallarınızı bir kenara bırakın, okul tarafından ortaya konulan ve öğrencilerin uyması gereken kurallara tabi olduğunuzu unutmayın. Kafanıza göre okulu tatil yapmayın.
7.Çocukların kısa ve uzun başarabilecekleri hedefleri olmalıdır. Bu hedefler, her çocuğun seviyesine göre belirlenmelidir. Çocuk ne konulan hedefin altında ezilmeli ne de çaba gerektirmeyecek hedef olmamalıdır. Hedefi belirlerken çocuk etkin olmalıdır. Buna göre de çocuk kendisini değerlendirmelidir. Hedefe ne kadar vardı? Varamadı ise sebepleri nelerdir? Problemi kendisi bulmalı ve bu problemi çözmesi için kendisi çözüm yolları üretmelidir. Burada biz sadece yönlendirici olarak takip etmeliyiz.
8.Çocuğa paylaşma, iş birliği gibi duyguları geliştirici ortamlar ve girişimler sağlanmalıdır. Bence okullar bu konuda faaliyetlerini arttırmalıdır. Günümüz çocuklarının en büyük eksikliklerinden biri de paylaşım ve iş birliğidir. Küçük yaştan itibaren çocuklara paylaşabilecekleri ve birlikte iş başarma becerilerini sağlayacak ortamlar hazırlanmalıdır.
9.Çocuğun okul ortamına yavaş yavaş uyum sağlaması gerektiğini unutmayalım. Hemen bir günde çocuğun okula uyum sağlamasını beklemeyin. Bunun için MEB’nın son yıllarda okula yeni başlayan öğrenciler için uyguladığı “Uyum Haftası Programı” çok değerli bir etkinliktir. Bu haftanın çok iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.
10.Çocuğun yapması gerekenleri anne ve babası yapmamalıdır. Evet, birinci maddede de dediğim gibi; çocukların yakasından hep birlikte düşelim. Onları yirmi yıl sonrasının dünyası için yetiştirelim.
Onların yerine çantalarını biz hazırlamayalım…
Ödevlerini biz takip etmeyelim…
Sorumluluklarını biz üstlenmeyelim…
Onların yerine biz karar vermeyelim…
Onların yerine biz ayakta durmayalım…
Onlara güvenelim…
Sorumluluk verelim…
Hata yapmalarına izin verelim…
Kendi yollarını bulmalarına fırsat verelim…