Simgeler önemlidir

Çorum İl Milli Eğitim şube müdürü olarak yıllar önce Kuşadası MTAL Uygulama Oteli'nde seminere katılmıştım.


Seminerde her gün öğleye kadar ders yapılıyor, öğleden sonra çevre gezisi düzenleniyordu.

Bir gün de Söke'ye bağlı Davutlar beldesinde bulunan milli parka bizi götürdüler.


Otobüs bizi Sisam Adası’na en yakın yeri olan ormanın sahiline bıraktı. 2-3km’ye yakın yolu yürüyerek geri dönecek ve çevre hakkında bilgilendirilecektik.

Sahile paralel yürüyor, Söke Orman İşletme Müdürlüğü tarafından görevlendirilen bir orman mühendisi de bize milli park ve bölge hakkında bilgiler veriyordu.

Sol tarafımızda masmavi Ege Denizi ve hemen yanımızda diyebileceğimiz noktada Yunanistan’a bağlı Sisam Adası...

Sağ tarafımızda ise yemyeşil çam ormanları...

Zevk alarak, yeşilin ve mavinin bin tonuna doyarak güzel bir yürüyüş yapıyorduk.


Otobüse bineceğimiz noktaya yaklaşmıştık. Kara, kuru, ince yapılı ve orta boylu mühendisi daha iyi dinlemek için yanına yaklaştım.

O orman ve bölge hakkında bilgi verirken, benim dikkatimi elindeki Trabzonspor anahtarlığı çekti.

Biraz daha yanına yaklaştım ve konuşması bitince:
“Trabzonlu musun?” dedim.
“Evet!” dedi.
“Ben de Trabzonluyum, Çömlekçi Mahallesi'nde oturduk.” dedim.
“Biz Hacıkasım Mahallesi'nde oturuyorduk ama Çömlekçi Mahallesi'ndeki okulda okudum.” dedi.
Farklı ve kenar bir mahalledeki okula gelmesi dikkatimi çekmişti.
“Niye uzaktaki bir okula gidiyordun?” diye sordum.
“Annem o okulda öğretmendi.” dedi.
“İsmi neydi?”
“Fatma Kutsal.”
“O zaman sen de Erdinç Kutsal?”
“..!” İkimizde şaşırmıştık.
"Ben de Mahmut Aşıkoğlu!" dedim ve birbirimize sarıldık. İlkokul sınıf arkadaşımla 30 yıl kadar sonra bir simge sayesinde yeniden Türkiye'de Trabzon'a en çok uzak noktalardan birinde buluşmuştuk.

Birbirimizi tanımamıza imkân yoktu, her şey Trabzonspor simgeli bir anahtarlık ile başladı.

Onun için kullandığımız ve taktığımız simgeler önemlidir.

Bazen boynumuzda taşıdığımız bir kolye, anahtarlığımıza taktığımız küçük bir figür, yakamıza taktığımız rozet ya da bileğimize doladığımız sade bir bileklik, sadece bir süs eşyası değildir.

Onlar geçmişimizin izlerini, aidiyetlerimizi, sevdiklerimizi ve kimliğimizi sessizce anlatan simgelerdir.

Bir gün hiç ummadığımız bir yerde, hiç beklemediğimiz bir anda bir kapıyı aralayabilir, yıllardır kopmuş bir bağı yeniden düğümleyebilirler.

İşte bu yüzden, taktığımız her takı sadece bir aksesuar değil; geçmiş hatıraları gelecek hatıralara bağlayacak bir köprüdür.