Söyleyemem derdimi

Bazı dertler vardır ki dile gelmez…
Gelmek ister ama boğazda düğümlenir, kelime olur ama dudaktan çıkamaz. İnsan bazen konuşmak ister, anlatmak ister; ama bilir ki anlatsa da anlaşılmayacaktır. İşte o zaman susar… Çünkü bazı acılar anlatıldıkça hafiflemez, sadece daha çok kanar.
Benim de içimde öyle bir dert var ki, ne sorsalar “iyiyim” demekten başka bir şey diyemem. Çünkü söylesem uzun, sussam ağır… Söylesem kalpler dayanmaz, sussam içim dayanmaz. İnsan bazen en çok kendi içinde konuşur; geceleri yastığa başını koyduğunda, kimsenin duymadığı bir yerde dökülür kelimeler.
Bir bakarsın herkes gülüyor, herkes kendi dünyasında meşgul… Ama kimse bilmez bir insanın içindeki fırtınayı. Dışarıdan sakin görünen bir kalbin içinde nice kırıklar, nice suskun çığlıklar vardır. İşte benim derdim de öyle bir şey… Görünmez ama yakar, konuşulmaz ama yaşanır.
Bazen bir türküde bulurum kendimi, bazen eski bir hatıranın gölgesinde… Bir söz, bir koku, bir anı dokunur kalbime ve içimdeki o eski sızı yeniden uyanır. İşte o an anlarım ki bazı dertler zamanla geçmez, sadece insan onlarla yaşamayı öğrenir.
Kimi insanlar derdini anlatır, yükünü paylaşır, biraz olsun hafifler. Ama benim derdim öyle bir dert ki paylaşacak kelime bulamam. Anlatmaya kalksam yarım kalır, sustuğumda ise içimde büyür. Sanki kalbimin bir köşesinde sessiz bir yara gibi durur; ne tamamen kapanır ne de tamamen kanamaktan vazgeçer.
Geceleri düşünürüm bazen… İnsan neden bazı şeyleri söyleyemez? Neden en derin acılar hep sessizlikte saklanır? Belki de insanın en gerçek derdi, kimseye anlatamadığı derdidir. Çünkü söz olursa paylaşılır, ama suskunluk insanın kendi kaderi olur.
Bazen bir kalabalığın ortasında bile kendimi yapayalnız hissederim. İnsanların sesleri gelir kulağıma ama hiçbiri içimdeki sessizliğe ulaşamaz. Herkes bir şeyler konuşur, bir şeyler anlatır ama benim içimdeki hikâye hep yarım kalır.
Bir zamanlar anlatmayı denedim… Belki biri anlar diye, belki biri kalbimin yükünü hisseder diye. Ama gördüm ki herkes kendi derdinin peşinde. O zaman öğrendim; bazı acılar anlatılmak için değil, insanın içinde saklanmak içindir.
Zaman geçtikçe insanın kalbi de yoruluyor. Eskiden her şeye kırılan gönül, artık sessizce kabullenmeyi öğreniyor. Ama yine de insanın içinde bir yer var ki orası hiç susmuyor. Orada eski sözler, eski hatıralar ve yarım kalmış duygular yaşamaya devam ediyor.
Bazen kendi kendime sorarım:
“Bir gün gerçekten anlatabilecek miyim derdimi?”
Belki bir gün bir dost çıkar karşıma, belki bir gün kalbim bu kadar ağır gelmez bana. Ama o gün gelene kadar ben yine susacağım.
Çünkü bazı dertler vardır…
Söylenince küçülmez, susulunca büyür.
Sorarsan yine söyleyemem derdimi…
Biraz kaderden, biraz kırılmış hayallerden, biraz da içimde sakladığım hatıralardan. Ama en çok da anlatacak kimse bulamamaktan…
Belki bir gün bir rüzgâr alır bu yükü içimden, belki bir gün kalbim bu sessizliğe alışır. Ama o gün gelene kadar ben derdimi susarak taşıyacağım.
Çünkü bazı dertler vardır