TBMM etkisiz, milletvekili yetkisiz

Bilindiği gibi TBMM siyasetin vücut bulduğu mekan.

Halkın seçim gönderdiği gönderirken de “benim adıma yetki kullan” dediği siyasetin en üst noktası.

Türkiye’nin nüfusu bugün itibarı ile 86 milyon.

TBMM’de ise 600 milletvekili var.

Pek çok vatandaşımız 600 milletvekilinin Türkiye için çok ama çok fazla olduğunu dillendiriyor.

Bizde öyle düşünüyoruz.

Ancak bu yazının ana konusu bu değil.

86 milyon insanımız

81 il

900 ilçe

450 civarında belde ve köylerde yaşıyor.

81 İl merkezinden seçilip gelen vekiller TBMM’yi oluşturuyor.

86 milyon nüfus ve 600 milletvekili.

Kabul etmek gerekiyor ki TBMM’yi teşkil eden 600 milletvekili arasında olmak öyle kolay bir iş değil.

Seçildikten sonra TBMM’de birden fazla dönem kalabilmek ise başlı başına bir maharet.

Bölgelerinden seçilen milletvekilleri yukarıda da belirttiğimiz gibi TBMM’ye geldikten sonra partileri çoğunluğu sağlayıp iktidar olmuşsa bir taraftan Türkiye’nin sorunlarını diğer taraftan da seçilip geldikleri bölgenin sorunları için çözüm üretmek durumunda kalıyorlar.

Önceden yani 2018 yılında tanıştığımız “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine” kadar ülke yönetiminde söz sahibi olan bakanlar seçilip gelen milletvekilleri arasından seçilirdi.

Milletvekili olduktan sonra bakan seçilmeyi başarabilen siyasetçi de en azından partisinin iktidarda kaldığı süre zarfında bakanlık koltuğunu muhafaza edebilmek adına olağanüstü bir mücadele vermek zorunda kalırdı.

Türkiye 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile tanıştı.

Sistem gereği yetkilerin tamamı Cumhurbaşkanının elinde toplandı.

Yine sistem gereği ülkenin yönetiminde söz sahibi olacak bakanlarda Cumhurbaşkanı tarafından ve TBMM dışından atanmaya başlandı.

Bugün ülke yönetimindeki bakanları “Sekreterya” şeklinde tanımlayan ciddi bir kesim var.

Bu sistem içerisinde TBMM’nin işlevi olabildiğince azaldı .

Sıfıra indirildi” demek biraz haksızlık olur.

Zira en azından iktidar partisinin milletvekilleri Cumhurbaşkanlığından gelen kanun değişiklikleri için el kaldırıp indiriyorlar.

Söz konusu bakanlar “Bizi halk değil Cumhurbaşkanı seçti dolayısı ile sorumluluğumuz halka değil Cumhurbaşkanlığı makamınadır” anlayışı ile hareket ediyorlar.

Bu durum karşısında Türkiye’nin dört bir tarafından seçilip gelen iktidar yada muhalefet partilerine mensup milletvekillerinin bir fonksiyonu kalmadı.

Muhalefet partilerine mensup milletvekillerinin işi dünde zordu bugünde zor.

Ancak bu sistemden en fazla zarar gören kesim iktidar partisine mensup milletvekilleri olsa gerek.

Türkiye’nin yıllar yılı en büyük problemi ekonomi ve işsizlik.

Birde daha çok bürokraside yer bulanların atama ve tayin talepleri.

Şu sıra söz konusu atama ve tayinlerin nerede ise tamamı Cumhurbaşkanlığı tarafından yapıldığından milletvekilleri son derece zorda.

İktidar partisinin seçilmiş milletvekilleri atanmış bakanlara ulaşmakta zorlluk çekiyorlar.

Bu durum iyiden iyiye sarpa sarınca milletvekillerinden gelen talepleri değerlendirmek ve çözüm bulabilmek adına daha önceden milletvekilliği yada bakanlık yapmış siyasetçiler için “Bakan yardımcısı” makamı oluşturuldu.

Buda son derece garip bir durum.

Seçilmiş milletvekilinin atanmış bakana ulaşamaması galiba sadece bizim ülkemizde görülen enteresan bir durum.

Yetkisizlik iktidar muhalefet tüm milletvekillerinin ortak derdi.

Muhalefet partilerine mensup partiler “İktidara geldiğimizde bu sistemi değiştirip yeniden güçlendirilmiş parlamenter sistemi yeniden inşa edeceğiz” diyorlar.

Ancak iktidar partisi milletvekillerinin bırakın böyle bir ifadeyi kullanmaları düşünmeleri bile kendi açılarından sakıncalı.

Yetkisi ve ona bağlı olarak etkisi olmayan bir milletvekili olmak hiç cazip değil.

Üstelik atanmışların seçilmişler karşındaki üstünlüğü de bu kadar belirgin iken.

Bu sistemin değişeceği yada aynı kalacağı yapılacak ilk seçimde belli olacak.

Eğer milletvekilleri kadar seçmen de bu durumdan muzdarip ise ülke yeniden güçlendirilmiş parlamenter sisteme geri dönecek.

Seçmen istiyorsa da bu sisteme devam.

Halk ne karar verirse başımızın tacı.

Zira seçmenden daha üst bir tayin edici tanımıyoruz.