Toy Han’ın Obasında olur.

Çerçevesinden çıkmış “çerçeve yasa” siyasette uzun zamandır durağan iklimi ısıttı.

Türk Milliyetçiliğini savunan partiler ortaya çıkan bu De facto durumu görünce bu kötüye gidişten çıkacak çözümler için kafa yormaya başladılar.

Bu yasanın mecliste görüşmeleri sırasında İYİ Parti’nin mücadelesi hangi partide olursa olsun Türk Milliyetçilerinin taktirini kazandı.

Onca parti içerisinde net ve kesin duruşu bu nedenle çok önemlidir.

Bu mücadeleye rağmen maalesef 460'ın üzerinde evet oyu verilen bu bu yasa mecliste kabul edilmiş ve Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak yasalaştı.

Çerçeve yasa” içerisinde birçok bilinmeyeni içeriyor ve bu yasa adalettin eşitliği, eşit suça eşit ceza anlayışını bozuyor ve terör ile mücadele yasasını arkasından dolanarak etkisiz hale getiriyor.

Ben hukukçu değilim.

Bu nedenle belki de anlamakta zorlanıyorum.

Bu neden ile bazı cevabını bulamadığım soruları burada sormak istiyorum.

Bu yasada neden işlenen suçlar için 2005 yılı belirlenmiş, neden 2005 yılından önce müebbet hapis ve ağırlaştırılmış müebbet hapis suçları bu yasanın dışarısında bırakılmış?

Üst sınırı on beş yıldan daha az cezası olanlar için beş fazla olanlar için on yıl erteleme ne anlama geliyor?

Erteleme nedir?

Ceza var mı yok mu?

Yani bu teröristler teslim olduklarında geçen beş ya da on yılın sonunda ne olacak?

3. Maddenin 3. Fıkrasında bu suçlar erteleme sonunda erteleme alanların soruşturulması milli güvenlik kurulunun iznine tabi olunca hukukun yerini yani mahkemenin yerini bu kurul almış olmuyor mu?

Bu yasayı savunanlar cumhuriyetin ilk yıllarındaki isyanlar için kurulan “İstiklal Mahkemeleri” nin adaletsizliğinden söz ederler, şimdi bu kanun ile adalet kalıyor mu?

Aslında üstü kapalı bir af yerine neden erteleme yöntemi tercih edilmiştir?

7. Maddede tanımlanan kurul alt komisyonlar oluşturur ve gerekli gördüğü kişileri kurul ve komisyon toplantılarına davet edebilir denilmektedir.

Bölücü başı bebek katili İdam cezalısı Apo bu kurula davet edilecek midir?

10. Madde 2. Fıkrada “bu kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz” denilerek bu yasadan yararlanma şansı olmayan idam cezasından tutuklu birinin yani Apo’nun ceza infaz kanununu yerine getirmeyip kurula davet edilmesindeki engeli kaldırmak, bu kurul görevlilerinin adalet ve hukukun yerine geçen yetkileri nedeniyle soruşturulmalarına engel olmak yüzünden mi bu maddeye gerek duyulmuştur?

Bu sorularımın cevabını aslında yaşayarak göreceğiz.

Bu hukukun by-pas edilmesinin zararını Türk Milletinin sade vatandaşları görecek.

Terörü ve teröristi cezalandırmayarak yeni terör odaklarına cesaret verilecek. Bu nedenle bu yasa ülkemizde ciddi sorunlar yaratmaya gebedir.

Şimdi gelelim ittifak meselesine;

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ tüm milliyetçi partililere ve başta da İyi Parti’ye aba altından sopa gösterip ittifak çağrısında bulundu.

Bu çağrının birçok yanlışı var ve konuşmamız lazım. Mesele eğer Türkiye’nin başındaki sorunlar ise her bir parti gereğini yapar hiçbir koşul ve şart sunmadan ve oy oranı en yüksek olan partinin çatısı altında toplanır.

Bunun için Türk Töresi devreye girer, tüm bileşenler toplanır karar verilir ama bu “toy hanın obasında” olur.

Kaldı ki Özdağ ittifak önerdiği partiden o partide bulunan bir yöneticinin FETÖ ile iltisaklı olduğunu iddia ederek ayrılmıştır.

Bu yönetici hala İYİ partidedir ve bu iddia ile ilgili hukuki bir suçda söz konusu değildir.

Madem bu meseleler geride bırakılmak zorundadır, ayrıldığı parti ile ittifak yapmak yerine ilhak olmak daha doğru olmaz mı?

Daha önce küçük çok sayıda parti ön koşul olmadan ittifak önerdiğinde bu önerilere kulaklarını tıkayan Özdağ şimdi neden böyle bir öneriyi mecliste grubu olan ve son çerçeve yasa mücadelesi ile vatandaşın teveccühünü alan İyi partiye yapmıştır?

İçinden geçilen bu kritik süreçte bu manevranın koltuk kapmak çabası ile ilgisi var mıdır?

2023 seçimlerinde Cumhur ittifakına bakanlık verilmesi koşulu ile destek vereceğini söylerken bu kötü gidişi görmemiş midir?

Sorulacak çok soru var.

Sonuç olarak böyle şark kurnazlıklarını bir kenara bırakmak şarttır. İYİ Parti’nin bu gidişe engel olabileceği düşüncesinde olan herkesin yapması gereken tek şey ittifak senaryoları yerine parti rozetlerini ceplerine koyup “Türk Milliyetçisi” olmak, tabandan tavana tek bir parti içerisinde bu mücadele zemininde yer almaktır.

Sonuçları görürüz, soracağımız hesapları sorarız ama şimdi koltuk günü değildir, birlikte mücadele etme günüdür.