Tükeniş.

Cahil bir topluma özgürlük diye sınırsızlık ve fütursuzluğu,çağdaşlık diye utanmazlığı, teknoloji diye içinde sınırsız ve sonsuz bir dünya olan cep telefonu, tablet ve bilgisayarları hiçbir kural koymadan herhangi bir kısıtlama koymadan teslim edip ilk başta herkes bu dünyanın içerisine daldığı için oraya çıkan sessizliğe aldanan ülkemiz ve insanımız şimdi bu sahte dünyada kurulan ve her geçen gün boyutlarını daha da arttıran şiddet, öfke ve ahlaksızlıkların acısını çekmeye başladı.

Çocukları odalarına yetmezmiş gibi bir de cep telefonları ve tabletlerinin içine hapseden zihniyet şimdi o hapisten çıkan ve her biri ruhsal sorunları olan çocukların artık ruh dünyasına sığamayan şiddet ve öfkenin sonuçlarını yaşamakta ve buna polisiye önlem alınmasını isteyerek aynı yanlışa ısrarla devam etmektedir.

Bakın dünyada çocuklar için önerilen teknoloji yenilik ve inovasyon iken bizde bu oyun, eğlence ve sanal dünyalardan ibarettir.

Çocukların hali böyle iken sanki büyüklerin hali çok mu iyi sanki;

Bugün sayısı giderek artan milyonlarca insan ona sosyal medya ve televizyonlar ile hedef olarak konulan harika hayatları yaşamak gayesi ile sanal kumarın esiri olmuş bu bataklık her gün yuvaları yıkıp can alırken bu sayı azalmak yerine artmaktadır.

Devlet ise bu illete dur demek yerine yasa dışı olan bu alemi yasaların içine çekip buradaki pastadan payına düşen vergiyi almanın derdine düşmüş durumdadır.

İnsanların sahte hayatlara duyduğu özlem, yasak ve güce duyduğu ilgisine bir de temel ahlaki değerlerin eksikliği eklenince cebimizdeki telefonlar elimizdeki bilgisayarlar adeta bir bataklığa dönüşmüş adına özgürlük ve hayatın tadını çıkartmak denilen yalanın salıncağına binen insanlar yasak ve yalan hikayelerin kollarına kendisini atmıştır.

Bugün sosyal medyada tanışılan adam ve kadınalar ya da telefonlar ile irtibata geçilen sözde hayatında olmadığını iddia ettikleri duyguları onlara yaşatacak insanlara koşar adım giden ve gittikleri bu yerlerden daha büyük acılar ile evlerine dönen insanlar yüzünden mukaddes saydığımız yuvalar hızla birer harabeye dönüşmüş, heyecan ve adrenalin arayışında sınırı olmayan kadın ve erkeklerimiz pembe hayallerle süslenmiş ama aslında her geçen gün bataklığa doğru giden gözleri kapalı kulakları sağır birer canlılar haline gelmiştir.

İşte bu harabe olmuş evlerde yetişen çocuklar da sokakta, okulda ve iş yerlerinde birer canavara dönüşmekte ve her gün bu canavar ruhların katliamlarının haberlerini izlemekteyiz.

Toplum olarak sarsılan temellerimizi yeniden güçlendirmek yerine yaşanan olaylara yine sosyal medya üzerinden postlar paylaşarak tepki vermek bu artan şiddet ve kötülük ortamını oradan kaldırmaz aksine bu sarmalın şiddetini daha da arttırır.

Düşünmekten ve utanmaktan hızla uzaklaşan bunun adını da çağdaşlık olarak koyan insanlık kendi berbat sonunu hazırlamakta ve bu sona ait her geçen gün yeni bir hikâye gün yüzüne çıkmaktadır. Dün Çekmeköy de bir lisenin koridorlarında yazılan bu tükeniş hikayesinin biraz daha gelişmişi dün Şanlıurfa’da bir okulun koridorlarında yazıldı emin olun daha gelişmişleri de yalında ortaya çıkmak için bir kenarda yazılmaya devam ediyor.

Sessiz olun insanlık kendi tükeniş ve yok oluş hikayesini itina ile yazıyor.