Türk dünyası, paylaşımın jeopolitiği, bilim ve edebiyat.

Dünya son iki yüz yıl içerisinde önceki binlerce yıla oranla inanılmaz derecede değişti. Orta çağ karanlığından gelen bir miras, bilim ve teknoloji ile yok olur diye beklerken aslında teknolojik bir orta çağ gelişti ve dünyayı esir aldı.

1900’lü yılların başında aslında gerisinde sanayi devriminin olduğu sosyolojik ve ekonomik değişim hızla büyüyen sorunları, milyonlarca insanın ölmesi ile sonuçlanan iki dünya savaşı ile bir süre ertelemişti.

Birinci dünya savaşı Avrupa’da milliyetçilik akımları ve yeni devletlerin kurulması, Avrupa’yı kontrol eden Osmanlı’nı yok edilmesi için çıkmış başarılı da olmuştu.

Birinci dünya savaşının Avrupa’da yarattığı gri alanlar, sanayii devriminin milliyetçilik akımları nedeniyle, pazarları olan sömürge devletlerin bağımsızlık ilan etmeleri sonucunda pazar kaybetmesi, sosyalizmin doğuşu sonucunda hakimiyet mücadelesine neden oldu ve ikinci dünya savaşı patladı.

Aslında bu savaş bir Almanya, Amerika savaşı değil, ileride ortaya çıkacak dünyayı paylaşma savaşıydı. Savaş sonunda dünya kabaca iki kutup olarak bölündü.

İşte bu vahşi ve ahlaksız işler olurken sağlıkta, mühendislikte, sosyal yaşamda bilimsel inanılmaz buluşlar oluyordu.

X ışınından yararlanan görüntüleme teknolojileri, ameliyatlar için anestezik gazların keşfi, elektron mikroskobu ile bakteri virüs ve insan genetiğinin ortaya konması, ses görüntü aktarımı, iletişim teknolojilerinin geliştirilmesi, elektronik buluşların mühendislik bilimine katkısı, uzay teknolojileri için başlangıç buluşları, yeni kimyasal moleküllerin keşfi gibi binlerce önemli buluş işte bu dünyanın o kâbus dolu zamanlarında bulundu.

Bu buluşların çoğunluğunda amaç, insanların daha iyi yaşaması, daha güzel bir dünya içindi.

Fakat dünyanın dengesizliğinden yararlanma fikrindeki bir avuç azınlık ve onların seçtirdiği ya da satın aldığı yöneticiler bu buluşları savaş kazanmak insanları yok etmek için kullanmaktan bir an bile vazgeçmediler.

Örneğin Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları en tipik olanlarıdır. “Savaş için bulunan sonra insana hizmet için kullanılan buluşlar” diye bize bu buluşları pazarlamalarının sebebi işte budur.

İkinci dünya savaşının bitişi ile sömürgecilik şekil değiştirmiş artık sosyalizm ile kapitalizm arasında sıkışmış bir dünya ortaya çıkmıştı.

Savaş harcamalarının azalması, üretilenlerin dünyaya kolay satılması biliminde önünü kapattı.

Çünkü satılan yeterliydi, yeni bir buluş için para harcamaya gerek yoktu. Nitekim o dönemlerde bilimsel patent sayıları hızla düştü.

Ama her güç kendine bir düşman ister.

Amerika ve Rusya arasındaki mücadele bir güç gösterisine dönüşmeye başlayınca yine bilim adamlarının iyi niyetli düşleri satın alınmaya başladı, roket teknolojileri, nükleer enerji ve uzay teknolojilerine büyük paralar yatırıldı.

Bu finansörlerin aslında yapma istedikleri hem bu mücadelede bir tarafın kazanmasını sağlamak hem iki tarafa da ürün satmak hem de sonuçta bu harcamalar sayesinde sonradan kullanılabilecek ve uzun yıllar satılabilecek buluşlar yapmaktı. Başardılar.

Rusya’nın yıkılması ile tek güç kalınca aslında beklenilen kayıtsız şartsız kapitalizmin hakimiyetiydi. Olmadı.

Avrupa ve Amerika büyük bir sarhoşluk yaşarken doğuda Çin etrafındaki güçsüz ülkelerinde önünü açarak sınırsız ve ucuz işgücüne dayanarak üretime başladı.

Bu üretim o kadar ucuzdu ki Avrupalı ve Amerikalı şirketler fason üretimi Çin’e yaptırmaya başladılar.

Bu hızla öğrenmeyi ve ardından yeni patentleri Çin ve uzak Doğu’nun bulması ile sonuçlandı.

Şimdi görebildiğimiz dünyada patent satın alımları bir kenara bırakılırsa yeni buluşların neredeyse tamamı uzak doğu kaynaklıdır.

Bunun farkına geç varan Amerika ve Avrupa şimdi direnç noktası yaratmaya çalışıyor.

Bu nedenle: bilişim çağının, sosyal medyanın tamamını tıpkı yüz yıl önce gazeteleri ve televizyonları kontrol ettiği gibi kontrol etmeye ve bu kanal ile toplum mühendisliği yapmaya ve büyük abi rolünü göstermeye çalışıyor.

Bu nedenle: Çin’in etrafında dengesizlik hali yaratmaya, büyük ulus devletleri parçalayarak küçük şehir devletleri kurmak ve Uzak Doğu’dan sevkiyatlardaki güvenliği bozup üretimi batıya çekmeyi planlamaya çalışıyor.

Yapılmak istenen sosyal medya ve iletişim teknolojileri ve yapay zekâ ile kandırılmış dünya insanı ve küçültülmüş yönetimlerdir.

Burada bizi ilgilendiren ise şudur.

Çin ile Avrupa arasındaki geniş coğrafyada belirgin bir Türk nüfusu vardır.

Bu bölgede dengesizlik halinin devam etmesi ve küçük şehir devletlerinin kurulması önündeki tek engel Türklerdir.

Türkler üzerine oynanan oyunlar can sıkıcı boyutlara varmasının sebebi budur.

Parçalanarak yok olacağımızı herkes bilmelidir.

Kuru hamaset ile değil, bilimde, edebiyatta, üretim ilişkilerinde tüm Türk topluluklarının bir araya gelmesi, üstencilikten kurtulmak, kadim geçmişin özellikleri üzerinde ideolojik çalışmaları tamamlamak lazımdır.

Orta Asya’da mutsuz bir çocuk varsa bunu dert edinmek yetmez, o çocukları iyi eğitmek, dünya bilimine katkıda bulunacak buluşlar yapmak, en iyi edebiyat eserlerini verebilmek, çağın farkında, çağın önünde nesiller yaratabilmek gerekir.

Yapabilecek genlerimiz olduğunu biliyorum buna inanmak ve bir başlangıç yapmak zamanı gelmiştir.

Her şey bir hayalle başlar, her buluş bir hayal ile başlar, bizim hayalimiz değil gerçeğimiz var.

Bu gerçekten yola çıkarak ilk buluşa yapmak için ne duruyoruz?

İyi pazarlar.