Türkiye’nin yaşadıkları ve çözüm önerilerimiz (1)

Şimdi Türkiye’nin içinde bulunduğu dış dünya kaosundan ülke içerisine dönelim ve içeride yaşananları konuşalım.

Etrafımızı saran ateş çemberinden çok da iyi değil içerde olanlar.

Adalet sisteminde yaşanan güçlülerin adaleti nedeniyle artık halkın büyük kısmı sorunlarını adalet ile çözemeyeceklerini düşünüyor.

Bu nedenle trafikte ölümlü kavgalar, sokakları kontrol eden haraç çeteleri, okul önlerinde bile artık olağan hale gelen uyuşturucu satıcıları, vahşet ve ölüm.

Bu yasadışı güç,gençlerimizin ilgisini çekiyor.

Kısa sürede büyük kazanç, güç sahibi olmak heyecanı ile bu çeteler kendilerine eleman devşirmekte hiç sorun yaşamıyorlar.

Bu gruplara dahil olan gençlerin çok azı aslında hayal ettikleri yaşama ulaşabilirken, büyük kısmı kullanılıp ya hayatlarını kaybediyor ya da hapishane koğuşlarında hayatlarının yok oluşu ile yaşıyorlar.

Uyuşturucunun sentetik maddelere dönüşmesi fiyatlarını çok düşürdü. Sokaklarda artık çok daha ucuza ve çok daha kolay temin edilebiliyor. Fiyatı azalınca daha önce seçilmiş ve zengin müşterilere servis edilen bu maddeler artık herkese satılıyor.

Torbacılar bu nedenle sokak başlarında, okul önlerinde. Bu satıcılar eskiden sayıca az ve torbacıları bilinirken artık hemen her uyuşturucu kullanan aynı zamanda torbacı haline geldi.

Akran zorbalığı, bu sokak çetelerine dahil olmak için uyuşturucu ile tanışma, okullarda yeterli güvenliğin olmaması, ailenin ekonomik ve sosyal güçsüzlüğü, mahallelerin artık bu çeteler tarafından kontrol ediliyor olması nedeniyle uyuşturucu kullanımı hızla artıyor.

Esnaflar, iş yeri sahipleri gençlerin kullanıldığı haraç çeteleri karşısında çaresiz. Ekonomik olarak zaten zor koşullarda ayakta durmaya çalışan işletmeler bir de bu çetelere haraç veriyor, vermez ise kundaklanıyor, sahibi darp ediliyor, kurşunlanıyor, öldürülüyor.

Bu işte kullanılan gençler ile polis arasında oluşan her temas, çocuklara kötü davranma şeklinde servis ediliyor ve kolluk pasifleştiriliyor.

Etnik olarak farklı bu organizasyon artık güçlenip sermayeye ulaştı bu nedenle bu çeteler artık Suriyeli Afgan kaçakları kullanıyor ve daha acımasız bir sokak haydutluğu daha çok insanı rahatsız ediyor.

Bu kadar zor koşullarda yaşayan halk, bireysel silahlanma karşıtı sözüm ona hümanist sersemler yüzünden silah sahibi olamaz iken, bu çeteler ruhsatsız silahlar ile dehşet saçıyor ve biliyor ki karşısındaki masumun silah sahibi olması ve kendini koruması imkânsız.

Meşru müdafaa neredeyse masumları cani saydığı ve hırsızı saldırganı koruduğu için ve devlet masumu koruyamadığı için yaşamak her gün daha çok zorlaşıyor.

Devlet koruyamıyor, vatandaş kendini koruyacak silaha sahip olamıyor, sokaklar çetelerin elinde, uyuşturucu çocuklarımızı öldürüyor, bu tablo halkı derin bir çaresizliğin dibine itiyor.

Peki çözüm yok mu?

Elbette var. Ama bunun için bu çözümü istemek ve gerekeni yapacak bir irade gerekli. Hızla kolluk gücünün yetkileri arttırılmalı, suça itilmiş çocuk yerine suçlu ve akli yeterlilik gündeme gelmelidir.

Silah kullananda yaş değerlendirmesi yerine bu silahın öncelikle pasif ve zararsız yöntemler ile etkisiz hale getirilmesi aksi halde gerekeni yapılması için yasal düzenlemeler hemen hayata geçirilmelidir.

Vatandaşın bireysel silahlanması önündeki saçma engeller kaldırılmalı, ruhsatsız silah ile işlenen suçlarda cezalar çok büyük şiddetle arttırılmalıdır.

Ruhsatlı silah ile işlenen suçlarda da ceza artımı olmalıdır. Meşru müdafaa hükümleri yeniden gözden geçirilmelidir.

Vatandaşın kendini koruma refleksi kriminal suçların karşısında en önemli direnç noktasıdır ve bu desteklenmelidir.

Uyuşturucu ile mücadelede özel yetkili timler kurulmalı, içen ile satan aynı kişi ise içtiği için değil, sattığı için ağır ceza almalı, içenler için denetimli serbestlik koşulları ağırlaştırılmalıdır.

Tıbbi görüş alınarak tedavi ya da islah kararı verilmelidir.

18 yaş altına uyuşturucu satanlar ya da sattıranlar özel kanun hükümleri ile yargılanmalı cezalarını özel tutuk evlerinde ve tekrar çeteleşmeyecek şekilde geçirmelidir.

Bu cezaları sırasında özel güvenlikli tutukevlerinde devlet için üretmeleri için gereken önlemler alınmalıdır. Bu tutuklular vasi olarak devletin vasiliğine geçirilmelidir.

Köy korucuları benzeri mahalle korucuları sistemine geçilmeli ve sokaklar bu çetelerden ne pahasına olursa olsun temizlenmelidir.

Özel timler ve savcılar bu sistemi şeffaf ve hesap verebilirdik ilkesi ile yürütmeli, bu mücadelede eksikliği olan ya da görevini kötüye kullanan tüm görevliler ağır cezalar almalıdır.

Bu çetelere yardım eden devlet yetkilileri siyasilerin cezaları yüzde elli arttırılmalı ve bu cezaların affı söz konusu olmamalıdır.

Suça karışan devlet görevlileri ve siyasi saikler tutukluluk süreleri boyunca devlet adına çalıştırılmalıdır.

Suç ile uyuşturucu ile mücadele, ciddi bir güvenlik meselesidir.

Bu konuda sadece devlet değil vatandaş da mücadelede görev almalıdır.

Devlet vatandaş iş birliği, yetkilendirilmiş gözü kara devlet görevlileri ile bu suç çeteleri yok edilmelidir.

Suç ile mücadelede Türk töresi ve kadim bilgilerimiz, çağdaş kriminal bilimle birleştirilmeli bu konuda hızlı bir akademi kurulmalı ve eleman yetiştirilmelidir.

Bunu acilen yapmak zorundayız yoksa yakın bir zamanda çok daha ağır önlemler almamız gerekecek.Daha çok vatan evladını kaybedeceğiz, daha çok zarar göreceğiz.

Geciktirenler tarih önünde bunun sorumlusu olacaklar.