Görmedim, duymadım, bilmiyorum…
İnsan bazen bu üç kelimenin arkasına saklanınca masum olduğunu sanır. Oysa suskunluk her zaman temizlik değildir; bazen en ağır kir, sessizliğin içine siner.
Üç maymunu oynamak, yalnızca gözleri kapatmak değildir. Haksızlığı görüp başını çevirmektir. Çığlığı duyup kulaklarını tıkamaktır. Gerçeği bilip dili tutulmuş gibi susmaktır. İnsan, vicdanını susturduğu an suçsuzluğunu da kaybeder ama bunu fark etmez; çünkü suskunluk, en sessiz yalandır.
Bir kötülük olurken “Bana dokunmuyor” demek kolaydır. Bir adaletsizlik yaşanırken “Ben karışmam” demek rahattır. Ama unutulur ki kötülük, seyircisi olduğu sürece büyür.
Ama asıl tehlike, üç maymunu oynamayı erdem sananlardadır. Susmayı olgunluk, geri durmayı bilgelik zannederler. Oysa bilgelik, doğru zamanda konuşmayı bilmektir. Cesaret her zaman bağırmak değildir; bazen yalnız kalmayı göze alarak gerçeği söylemektir. Çünkü herkes sustuğunda konuşan biri, kalabalıktan değil, vicdanından güç alır.
Üç maymunu oynayan insan, aynaya bakmaktan da kaçar. Çünkü aynalar konuşur. “Görmeliydin” der, “duymalıydın”, “konuşmalıydın.” İnsan sustukça içindeki ses bağırır ama kalabalıkların sessizliği, o sesi bastırır.
Üç maymunu oynamak, sadece başkasına sırt dönmek değildir; insanın kendine ihanetidir. Çünkü insan, sustuğu her an biraz daha eksilir. Doğruyu söylemeyen dil, zamanla doğruyu tanımaz olur. Görmezden gelen göz, gerçeği seçemez hâle gelir. Böylece insan, yavaş yavaş kendine yabancılaşır.
En acısı da şudur: Sessizlik bulaşıcıdır. Bir kişi susar, diğeri alışır, bir başkası normal sayar. Ve sonunda yanlış, sıradanlaşır. İşte o an toplum, çöküşünü alkışlamasa da sessizce onaylar.
Bugün sessiz kalanlar, yarın aynı karanlığın içinde yol arar. Görmezden gelinen her yanlış, gün gelir kapıyı daha sert çalar. Ve o zaman ne gözleri kapatmak işe yarar, ne kulakları tıkamak. İnsan en çok, sustuğu anların hesabını verir kendine.
Bir gün herkes “Ben bilmiyordum” der. Oysa herkes biraz biliyordur. Bilmekle yüzleşmek arasındaki mesafe, insanın korkusudur. Korku büyüdükçe vicdan küçülür; vicdan küçüldükçe insan susar.
Ve unutulmamalıdır: Üç maymunu oynamak geçici bir sığınaktır. Gerçek ise sabırlıdır. Zamanı geldiğinde kapıyı çalar, içeri girer ve herkesi aynanın karşısına dizer. Kaçacak yer kalmaz. O gün, konuşmayan diller değil; susan vicdanlar yargılanır.
Gör.
Duy.
Konuş.
Çünkü susmak bazen suç ortaklığıdır.