Vicdanlı olmak ahlaklı olmaktır.

Vicdan, Allah’ın içimize koyduğu ve ahlaki normların neşvünema bulduğu insandaki en müstesnayerdir. Ahlaklı olmamız için bizi içten içe dürtüp duran, yargılayan, denetleyen mekanizmadır vicdan. Vicdan olmayınca, merhamet olmayınca bir insanda ahlak aranmaz. Ahlaksızlık bulaşıcıdır. Bütün toplumu çok çabuk sarar, esir alır ve çürütür.

Vicdanlı olmak ve dolayısıyla ahlaklı olmak her zaman zor olmuştur. Ahlaksızlık bulaşıcı olduğu için ahlaklı insanların kendini koruması, kollaması ve dahi ahlaksızlığa karşı mücadele etmesi kolay değil. Çoğu zaman bu mücadeleyi kaybederler.

Ahlaksızlığın taraftarlarının sesi gür ve etkin çıktığı için toplumun her katmanında çabuk işitilir bu ses. İnsanı cezbeden, aklını ve fikrini çalan çok etkin araçları kullanırlar.

Kısa zamanda, mal ve mülk edinme arzusunu, makam ve mansıp hırsını, iş hayatı ve ekonomik çıkarlar psikolojisini körükleyen insanı baştan çıkarıcı araçlarla saldırır. Çok buyurgan bir dille insanın önce vicdanını köreltir, sonra ahlakını elinden alır. Son tahlilde toplum olarak enkazın altında hep birlikte kalırız.

Uzun zamandır bu ahlaksızlık virüsü, sinsi sinsi toplumun en ince damarlarına kadar yavaş yavaş sirayet ettiği için, bağışıklık sistemimiz yani vicdanımız yeteri kadar antikor üretemiyor. Korkuyor, tırsıyor ve saklanıyor. Yenilmeyi, yaralanmayı, itilmeyi, kakılmayı göze alamadığı için vicdan yeniden mayalanamıyor. Yeniden dirilmeyi, yeniden yaralarını sarmayı, mücadeleye yeniden başlamayı göze alamıyor.

Oysa vicdan, en az bu ahlaksızlık virüsü kadar cesur olmalı. Horlansa da, itilip kakılsa da, saldırıya uğrasa da hak bildiği yoldan milim geri atmamalıdır. O vicdan ki Allah’ın içimizdeki son sığınağıdır. O sığınağı kaybettiğimizde nereye sığınacağız? Enkazın altından bizi kim kurtaracak ?

Merhum milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un dizelerinde:

“Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...” diyerek vicdanlı olmayı bütün zorluklarıyla ne güzel tarif etmiş.

Herkes bu şiiri ezbere okuyabiliyor ama kimse hayatına tatbik etmek istemiyor. Çünkü bunun bir maliyeti var. O maliyete katlanmak her babayiğidin harcı değil.

Gücün, güçlünün yanında durup onun kılıcını mazluma, zayıfa karşı çekme kolaylığı varken, zora yani vicdanlı olmaya, yani merhametli olmaya, yani ahlaklı olmaya kimse yanaşmıyor.

Çünkü bir toplumda ahlaklı olmak hep kaybettiriyorsa oralardan vicdan, ahlak, merhamet, ilim, bin bereket kaçar ve göçer.

Sahibinin sesi olma? Yüce Allah’ın içimizdeki son sığınağı VİCDAN’ın sesi ol.