Yol çıkmaz sokak.

Bazı yollar vardır, yürüdükçe uzar sanırsın. Bir adım daha atarsam düzelir, biraz daha sabredersem her şey yoluna girer diye düşünürsün. Oysa bazı yolların sonunda bir kapı değil, kocaman bir duvar vardır. Ne kadar yürürsen yürü, ne kadar beklersen bekle, seni hiçbir yere götürmez.

İşte hayatın bazı yolları da böyledir; adı yol, sonu çıkmaz sokak…

İnsan bazen birine ulaşabilmek için kendinden uzaklaşır. Onun için susar, onun için affeder, onun için defalarca yeniden başlar. Kırıldığı yerde bile gülümser. İçinden binlerce şey söylemek gelir ama karşısındakini kaybetmemek için tek kelime etmez. Çünkü severken insan, çoğu zaman kendi yarasını görmez.

Sonra bir gün yorulur…

Ne sevgisi biter ne de geçmişi silinir. Sadece artık aynı kapıyı çalacak gücü kalmaz. İşte o gün anlar ki bazı insanlara giden yol, aslında başından beri çıkmaz sokaktır.

Ne kadar iyi niyetle yürürsen yürü, karşındaki insanın niyeti kötü ise yolun sonu değişmez.

Bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bize bir şey öğretmek için girer. Kimi sabrımızı öğretir, kimi susmayı… Kimi affetmenin büyüklüğünü, kimi de kendini kaybetmeden sevebilmenin ne kadar önemli olduğunu.

En acısı da şudur:

Sen o yolu birlikte yürüdüğünü sanırsın, oysa karşı taraf çoktan başka bir sokağa sapmıştır.

Sen hâlâ onun ayak izlerini takip ederken, o senin yokluğuna alışmıştır.

İşte insanın en büyük yanılgısı burada başlar. Birinin seni bırakıp gitmesini, kendi değerinle ölçersin. “Demek ki yeterince sevmedi.” dersin. “Demek ki bende bir eksik vardı.” dersin.

Hayır…

Bazen mesele sen değilsindir.

Bazen karşındaki insan, elindeki güzelliğin kıymetini bilecek kadar olgun değildir.

Sen ne kadar güzel bir kalp taşırsan taşı, yanlış insanın elinde o kalp hep yorulur.

Bu yüzden bazı çıkmaz sokaklardan geri dönmek gerekir.

Geri dönmek yenilmek değildir.

Bazen geri dönmek, kendini kurtarmaktır.

Çünkü insanın hayatında öyle yollar vardır ki devam etmek cesaret değil, kendine haksızlıktır.

Bir noktadan sonra insan şunu öğrenmeli:

Her kapıyı çalmak zorunda değiliz.

Her gidene yetişmek zorunda değiliz.

Her kıranı affetmek zorunda değiliz.

Herkesi anlamak zorunda da değiliz.

Çünkü bizim de canımız var.

Bizim de sabrımızın bir sınırı, kalbimizin taşıyamayacağı bir yük vardır.

Ve bazen en güzel başlangıç, yanlış bir yoldan vazgeçtiğin anda başlar.

Çıkmaz sokakta saatlerce beklemek yerine geri dönmek gerekir.

Belki döndüğün yerde yeni bir yol vardır.

Belki o yol seni hiç tanımadığın güzelliklere götürecektir.

Belki de yıllardır aradığın huzur, başkasının kapısında değil; kendi içine açılan kapının ardındadır.

Şunu unutma:

Her yol bir yere çıkmaz.

Bazı yollar seni sadece kendine getirir.

Ve bazen hayatın sana verdiği en büyük ders, bir yere varmak değil; hangi yolda daha fazla yürümemen gerektiğini öğrenmektir.

Çünkü bazı yolların adı ne kadar güzel olursa olsun, sonu çıkmaz sokaktır.

Ve insan, kendini kaybetmeden önce o sokaktan dönmeyi bilmelidir.