#Yoldaİzde Son

Beş yıldır hemen hemen her gün en az iki kere kullandığım Marmaray'ı bugün Pendik'e işe gitmek için son defa kullanacaktım.

Marmaray yolculuğunu benim için yalnızca bir ulaşım aracı değildi beş yıllık Gebze Pendik arasındaki yolculuğumun tanığıdır.

Bazen bir kitap, bazen bir insan, bazen bir kedi, bazen bir çocuk, bazen de hiç tanımadığım birinin konuşması yolculuğuma eşlik etti.

Ben onları izledim, onlar farkında olmadan benim hikâyeme girdiler. Beş yıl boyunca Marmaray'da biraz da hayatı seyrettim.


Heyecan ile her gün bindiğim saatten bir saat sonra bindim Marmaray'a.

Hiç acelem yoktu.

Tren de çok sakindi. Adımlarım yavaştı, sanki hayat da yavaşlamıştı. Ya da Pendik'ten ayrılmanın üzüntüsü ile trene bindim.

Darıca Durağına kadar beş yıl boyunca okuduğum kitapları düşündüm.

Roman kahramanları ile yaptığım yolculukları, yazarın yaptığı tasvirleri ve kendimi kaptırıp kaçırdığım durakları düşündüm.

Kaderin bizi trende tanıştırdığı ve sonra dost olduğumuz Sefa’yı; yol soran Tebrizli’yi; herkese gülen adamı; trende uyuyan çocuğu; durmadan birbiri ile konuşan iyi giyimli ilginç çifti; karşımdaki turkuaz beşli koltuğa yazdığım yazıyı; dertlerini veya günün değerlendirmesini yüksek sesle anlatanları; entelektüel görünümlü yaşlıyı; trenin tutamaçlarından sallanan ve treni oyun parkı yapan çocukları ve kaleme aldığım daha bir sürü gözlemi düşündüm.

Elinde gitar ve söyledikleri şarkı ve türkülerle bir nebze trene neşe getiren, kulaklarımızın pasının gideren gençleri de unutmadım.

Trenin bir ucundan gelen dilenciyi görünce, trende sık sık rastladığım yaşlı, genç, çocuk dilencileri, her bir parçasını ayırarak kanıtlayıcı şekilde dilenen dilenciyi de hatırladım.

Evet her gün treni bir baştan bir başa elinde yara bandı satan adamı da su ve mendil satanı da hatırladım.

Gebze Durağında hikayesi yarım kalan kedi artık olmayacak. İçinden tren yolu geçen tek kampüs olan Gebze Teknik Üniversitesinden, Kocaeli'nin son durağı olan Çayırova Durağına kadar, 1940'li yıllardan, Çayırova Ziraat Mektebi’nden günümüze kalan meyve ağaçlarına, çam ağaçlarına, çınarlara ve bin bir güzelliğe hayranlıkla bakamayacağım.

İstanbul'un ilk durağı Tuzla'ya giderken içinden geçtiğimiz askeri bölge, İçmeler Durağındaki Tuzla Devlet Hastanesi anılarda kalacak. Güzelyalı Durağında öğrenciler,

Tersane Durağında işçiler son kez trene binecekler.

İnsanların su gibi akıp geçtiğini yerler artık benim için geçmiş olacak.

Pendik Durağında bir kalabalık ile biz inerken trenden, başka bir kalabalık da trene binecek.

Kimse benim bugün son kez iş için Pendik Milli Eğitime gittiğimi bilmeyecek.

Sonra yavaş adımlarla çıkışa gideceğim. İade cihazından İstanbulkartıma iademi alacağım.

Pendik Marmaray alt geçidinden yoğun kalabalık ile geçerek minibüs duraklarının önüne geçerek Pendik Milli Eğitim müdürlüğüne doğru yürüyeceğim.

Koca yürekli çalışma arkadaşlarıma son kez el sallayacağım.

Ağır adımlarla yeni iş yerime gitmek üzere ayrılacağım.

İnsanlar yine koşacak, trenler yine gelip gidecek, kapılar açılıp kapanacak.

Birileri işe yetişecek, birileri evine dönecek. “Bir zamanlar her gün bu trende işe giderdim.” diyerek eski günleri yad edeceğim.