Umut Tacirleri

 Umut, insanların bir yerlere varmak için kurdukları hayaller ve yaşama istekleridir. Bir insan umudu var oldukça yaşar. Umudu tükendiğinde hayatı sekteye uğrar. İnsan; düşünmek, inanmak, sevmek ve sevilmek için vardır. Bunları başarabilmek için de umudu olması gerekir.

     Tacir, her hangi bir iş dalını kendisine meslek edinmiş, ticari faaliyette bulunan kimseler ya da kuruluşlardır. Tacir, yaptığı işten nemalanmak ister, kazanmak ister ve yaşamını onunla sürdürür.

     Bir de umut tacirleri vardır; para pul karşılığı iş yapmazlar. Sadece insanların umutlarını sömürürler. Umutlarını çalarlar. Onlar, kendilerini çok zeki sanıyorlar. Akıllarınca saf gördükleri insanları, aldattıklarını düşünür, onların hayalleriyle hatta ekmekleriyle oynarlar. Yaptıkları bu işten de zevk alırlar. İşte bu yazımda bu konuya değinmek istiyorum.

     Umut fakirin ekmeği ye Mehmet ye! İşte tam da bu yazıya uygun düşen bir dize. Yıllardır tanıdığım bazı bir insanlar vardır. Özellikle sanal-sosyal medyada memleketleri adına çok güzel işler yapan bir kişiler. Yaptığı işlerden de bir karşılık beklemeyen, halk gönüllüsü bir insanlar. İşte bugün yaşanan da bu gariban Mehmet’ e verilen umudun boşa çıkarılmasıdır ve hayal kırıklığı yaşatılmasıdır.

Malum her kış ayları geldiğinde tüm yöre STK’ları, dernekleri vb. kuruluşlarda etkinlikler başlar. Kimi kültürü yaşatma adına, kimi yörenin özel günlerini kutlama adına. Bunların hepsi çok güzeldir.

Yöreleri tanıtmak ve yüceltmek adına başarılı işler diye düşünüyorum. Ancak, bazı kişiler de kimi neyi temsil ettiklerini ifade edemeden bu tür işleri yapmaya çalışırlar ki, o kişileri de toplumumuz çok ciddiye almaz.

Evet, buraya kadar söylediklerimizin hepsi yaşanmış durumlardır. Hizmetin yeri, zemini ve zamanı yoktur. Kimi de hayır için yapar bu tür işleri. Bir takım kesimler de seçimlerden ve siyasilerden nemalanmak ya da onlara şirin görünmek için bu tür etkinliklere yeltenirler.

Şimdi gelelim sadede: Bireysel yapılanmaların ve etkinliklerin kime, nereye ve nasıl hizmet ettiğini anlamakta zorluk çektiğimi ve çok ta doğru olmadığını ifade etmekle başlıyorum.

Davranış biçimi her ne kadar yanlış olsa da bu tür etkinlere girişen insanlara umut vermenin de bir o kadar yanlış olduğunu ve bunun adının ‘’UMUT TACİRLİĞİ’’ olduğunu belirtmekte yarar vardır.

Bu hayatta hiçbir kimsenin bir başkasına zorla bir şey yaptıramayacağını bilmeyen yoktur. Yapamayacağın her hangi bir şey için birisini umutlandırmak kadar, O’nun umutlarını, hayallerini yıkmaktan başka bir şeye yaramayacağını söylemek te bir yanlış olmasa gerek.

Neyse fazla uzatmadan şunu söylemek te yarar var: Memleket için taş üstüne bir taş koyan kim olursa olsun, toplumumuza en iyi hizmeti yapıyor demektir. Hizmet yapan her kim, hangi kurum ya da hangi kuruluş olursa olsun mutlaka desteklenmelidir.

Umutlarla oynanmamalı, insaniyet yitirilmemeli, yalana-dolana entrikaya başvurulmamalı; açık sözlü, dik duruşlu, doğru ve dürüst davranmalı, ilkeli olunmalı.

Hani bizim Ardahan’ın insanları için denir ya: ‘’Kışı sert, insanı mert.’’ diye. İşte tam da bu tanıma uygun davranılmalı.                                                                                                                                                                                     

Sözün özü, ne demiş Mevlana;                                                                                                                                              

  “Güneş gibi ol şefkatte, merhamette.
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
Akarsu gibi ol keremde, cömertlikte.
Ölü gibi ol öfkede, asabiyette.
Toprak gibi ol tevazuda, mahviyette.                                                                                                                                            

Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün.”

Kalın sağlıcakla!

YORUM EKLE
banner128

banner8

banner11

banner34

banner9

banner12

banner20

banner33