48 takımın katıldığı futbol turnuvasında 12 grupta ilk maçlar tamamlandı, ikinci maçlar oynanmaya başlandı.
Ülkemizin de yer aldığı bu turnuvanın nedense tadı da tuzu da heyecanı da yok.
Belki de Türkiye’nin ilk maçındaki beklenmedik yenilgisi, bütün heyecanımızı alıp götürdü. İkinci mağlubiyet de çok acı oldu.
Dört yılda bir yapılan Dünya Kupası maçlarını heyecan ile beklerdik. Genellikle Avrupa’ya uygun yapılan maç yayınları, akşama doğru başlar, peş peşe yapılan yayınlarla maçlar gece yarıları biterdi.
Türkiye’nin olmadığı turnuvalarda öncelikle Afrika takımlarının mücadeleleri hoşumuza giderdi.
Belki de bu bizdeki mazlum insanlara duyduğumuz sevgidendi. Onların sömürgeci ülkelere karşı verdiği mücadeleye TV karşısında da olsak destek verirdik.
Sonra iyi ve güzel top oynayan takımları tutardık.
Brezilya en favori takımımızdı. Sonra Arjantin çıkageldi.
Belki de Türk milli takımından sonra en çok destek gören takım bu iki ülkenin takımı oldu. Avrupa’da ise Almanya en favori takımımızdı.
Her halde en çok Türk'ün yaşadığı ülke olan Almanya, bize çok sıcak geliyordu. Onları, rakip takımlara karşı Türkler hep desteklemiştir.
Meksika, ABD ve Kanada ortaklaşa yaptıkları bu organizasyonun çok dağıldığı görülmektedir.
Bence, bu turnuvanın birden çok ülkede yapılması çok yanlış. Eski dünya kupalarını sayarken 1986 Meksika, 1990 İtalya, 1994 ABD, 2014 Brezilya, 2018 Rusya, 2022 Katar diye isimlendiriliyor ve öylece anılıyordu.
Şimdi 2026 Meksika, Kanada, ABD diye anılacak.
Meksika ve ABD’de daha önce yapılmış, Kanada tek başına yapsaydı. Yapamıyorsa, verin Türkiye yapsın. 12 tane stadı, şehri yoksa bu işe girmesin.
Dünya kupaları yıldız futbolcuları ile ve yıldız adayları ile öne de çıkardı. Pele, Maradona, Ziko, Rummenigge, Müller aklıma gelenler.
Son 20 yıla damga vuran ise Ronaldo ve Messi oldu. Bu dünya kupasında ise yine 40 yaşını devirmiş bu iki isimi konuşuyoruz.
Gerçi Messi ilk maçta üç güzel gol ile "Ben halen bir numarayım." dedi. Ronaldo ise ceza alanında yürüdü durdu.
Bu dünya kupasından bir sürpriz çıkar mı?
Hırvatistan aslında atılım yapacak gibi ama İngiltere'ye karşı kaybettiler. İngiltere dünya futbolunun lokomotifi oldu.
Bence bu kupada sonuca ulaşabilir.
Yamal dışında çok da yıldız adayı yok. Nedense Brezilya ve Arjantin'deki kaynak da tükendi. Artık Dünyayı sallayan yıldızlar çıkaramıyorlar.
Türk milli takımında yıldız olmadan, saçına yıldız takanların fiyakaları çabuk döküldü. Milli takım, milli ruh ile oynayanlar ile öne çıkar.
En zayıf gruptan lider çıkmayı beklerken, puan alamadan hatta gol bile atamadan eve dönmek var.
Milli takım için yurt dışında oynayanlar çok önemli ama yurt içinde sadece Galatasaray ve Fenerbahçe'de oynayan veya oynamayana oyunculardan kurulmamalı.
Beşiktaş'ın bu yıl en iyisi, Türkiye'de de alanında en iyi oyuncu olan Orkun son 5 dakika oyuna girerken, saçına stil yapmaktan başka bir hüneri olmayan, takımında yedek oyuncu olan
Eren Elmalı kurtarıcı olarak sahaya giriyor. Ülkede birçok çivi gibi stoper varken (Konyasporlu Adil) ağır vasıta gibi sağa sola dönen Merih, sahada racon bile kesemiyor.
Artık bu ülkenin bir santrafor bulması, yetiştirmesi gerekiyor.
Kerem ve Barış'tan yeni bir şey çıkarmayın, Erzurumspor'u şampiyon yapan Eren Tozlu bile bunlardan daha iyi görev yapardı.
Hoca da gazı kaçmış gazoz gibi sanki, beni bıraksalar da bir kulübe gitsem diyor.
İşte böyle tadı tuzu olmayan, sevinçle beklediğimiz ama hüzünle karşılaştığımız bir dünya kupası.
Onun için diyorum ki ben bu dünya kupasını sevmedim.