
Çileyi Şeref Bilen Bir Ömür: Sami Dayı’ya Son Selam
Sami Yolyemez…
Sami Dayı…
Bir isimden fazlası…
Bir hatıradan öte…
Bir duruş, bir sadakat, bir yürek, bir omurga, bir ömür…
Ülkücü literatürde bazı sözler vardır:
“Çile çekmeyen davayı anlayamaz…” veya
Galip Erdem’in dediği gibi:
“Dava, adamı sınar…”
Sami Dayı, o sınavdan geçenlerdendi… Yolda kalanlardan değil, yol olanlardandı…
O…
• O, aynı duygulardan beslendiğimiz, aynı yağmurda ıslandığımız, aynı yolda yürüdüğümüz, aynı şehit cenazesini omuzladığımız Sami Dayı’ydı…
• O, Elazığ’ın yiğit toprağında doğdu, hayatın sertliğini erken yaşta öğrendi…
• O, Kıbrıs gazisiydi…
• O, İzmit’te ülkücü hareketin ilk gazilerinden biri oldu…
• O, dostuna da davasına da son nefesine kadar sadık kaldı…
• O, geçmişini bir yük değil, bir emanet gibi taşıdı…
• O, konuşmadan anlaşılır, bakışıyla anlatırdı…
• O, kolay yolları değil, dikenli yolları seçti…
• O, en zor zamanlarda geri çekilmedi, hep en önde durdu…
• O, konuşmadı; yaşadı… Bedel ödedi…
• O, zindanı şikâyetle değil, sabırla taşıdı…
• O, davasını bir kimlik değil, bir ömür olarak benimsedi…
• O, dostlarını yarı yolda bırakmadı…
• O, birlikte yürüdüklerini, aynı sofrayı paylaştıklarını, aynı acıyı yaşadıklarını unutmadı…
• O, vefayı sözde değil, hayatında yaşadı…
• O, bağ kuran bir insandı… İnsan, hatıra ve gönül biriktirdi…
• O, “Dava sözle değil, sabırla taşınır” dedi…
• O, “Sadakat dille değil, ömürle ölçülür” dedi…
• O, yokluğuyla bile varlığını hissettirenlerdendi…
• O, zindanlara girdi… Demir kapılar ardında yıllarını bıraktı…
• O, ne bir gün boyun eğdi ne de geri adım attı…
• O, acıyla, sabırla, inatla yoğrulmuş bir ömrün sahibiydi…
• O, “Dava taşınır, vefa unutulmaz” diyerek yaşadı…
• O, çektiği çileyi kutsal bildi, her acıyı bir imtihan saydı…
• O, bu davayı sadece sevmedi… Bu davada yandı…
• O, Galip Erdem’in “Dava, adamı yüceltmez; adam davayı yüceltir” sözünü hayatına rehber edindi…
• O, Erol Güngör’ün “Ahlâk, zor zamanlarda doğruyu yapabilmektir” sözünün karşılığıydı…
• O, Dündar Taşer’in “Bu dava iman ve ahlâk davasıdır” sözünün yaşayan örneğiydi…
• O, bir sembol oldu…
Vefa ve Hatırlamak
Ülküleri kaleme almak, Mustafa Anayurtlu için bir vefa borcudur…
Ülkücülük;
Bir ismi unutmamak…
Bir hatırayı yaşatmak…
Bir dostu mezarında yalnız bırakmamaktır…
Ve en önemlisi…
Birbirine sırtını dönmemektir…
Çünkü bu yolun en büyük gücü ne kalabalık ne slogandır…
Bu yolun en büyük gücü vefadır…
Son Söz
Bugün bir cenaze kalkacak…
Ama o tabutun içinde sadece bir beden yok…
Bir ömürlük çile…
Bir mücadele…
Bir sadakat…
Toprağa emanet edilecek…
Ruhun şad olsun Sami Dayı…
Çektiğin çile, ödediğin bedel, yaşadığın mücadele şahittir ki sen bu dünyadan dimdik geçtin…
Mustafa ANAYURTLU
Eğitimci – Yazar