Sözüm ona günümüz modern dünyasında, Amerika ve İsrail işbirlikçilerinin Orta Doğu'daki küstahlığı, eşkıyaya pabucunu ters giydirir nitelikte kimliksiz, onursuz; acımasız ve şahsiyetsizce bir hal aldığı malumunuz.

Son kalelerden olan İran'a, 28 Şubat 2026 günü, okul çocuklarının imhası ve devlet dini lideri Hamenei ile üst düzey yöneticilerinin katledilmesiyle başlayan bombardımandaki kan ve gözyaşı seyriyle uyandı dünya.

Dinler savaşlarıyla başlayıp şekillenen ve ganimet savaşlarıyla da yol almaktan sicili pek kabarık olan insanlık tarihi, son bir iki yıldır Uluslararası hukuk tanımayan yine aynı aktörlerden Sarı Baron Trump ve suç ortağı Netanyahu gibi iki despot işbirlikçinin sahneye çıkmasıyla, yeni silahlarıyla Orta Doğu'da büyük bir insanlık suçu işlemeye devam etmektedirler.

Tabii İran'ın da eli armut toplamıyor orta ve uzun menzilli balistik vs. füzeleriyle İsrail yerleşim alanlarına ve Orta doğuya Üs ağlarıyla musallat olan Amerika'nın bölgedeki askeri ve stratejik alanlarına karşılık vererek korku yaşatıyorlar.

Yanı başımızdaki bu savaşın sonucunun nereye varacağı ise şimdilik meçhul.

Dünya Petrol taşımacılığının önemli bir bölümünün yapıldığı, İran'ın da imtiyaz sahibi olduğu Hürmüz boğazının riskli alan olmasıyla, bugünden başlayan petrol fiyatlarındaki artışın, bu savaşları seyreden hatta bazı dolayı destek veren NATO üyeliği adındaki Amerikan mandası olan Batı ülkelerinin de enflasyon konusunda uykularını yavaş yavaş böleceğe benziyor. Umarım üzerlerine düşen payı da alırlar.

Birleşmiş Milletler barış gücü her savaşa müdahil oluyordu da bunlara gelince ne oldu?

Bu olanlara karşın, bu zulme şiddetle karşı çıkan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'i de alnından öpüyoruz.

İnsanoğlu, bilimi ve fenni toplumların refah ve mutluluğu için kullanacağı yerde, zalimlik için kullanıyor olmasını artık, her ülke ve yönetimlerinin şapkasını önüne koyup yeniden düşünmesi gerektiği gün gelmiş, geçiyor bile...