
Türk ve Alman ortaklığı ile kurulan TÜVTÜRK, geçtiğimiz hafta bünyesinde yaşanan, ülke gündemini sarsan elim bir olayla haber olmuştu.
Ankara İvedik Araç Muayene istasyonunda, polis memuru Melih Okan Keskin, aracını muayene yaptırırken, park lambasının yanmadığı iddiasıyla muayeneden geçemediğini öğrenmiş, oysa aynı lambanın yandığını gösterip bu yanlışın düzeltilmesini istemesiyle başlayan tartışma sonucu, bir grup kurum çalışanları tarafından saldırıya uğrayıp darp edilmiş ve beyin kanaması geçirerek hayatını kaybetmişti.
Medya ve kamuoyunda büyük tepki çeken olayı, milletvekilleri TBMM kürsüsünden haykırıp, kınadı ve eleştirileriyle gündeme taşıdı.
Evet TÜVTÜRK'ün keyfi ve haksız uygulamaları, kurulduğu günden beri var ve bu vurdumduymazlığı ile işi cinayete kadar vardırdı.
Geride, iki öksüz yavru ve boynu bükük bir eş bıraktı.
Türk ve Alman ortaklarından oluşan TÜVTÜRK'e yolu düşen birine 'bir dokun, bin ah işit' hesabı; yaptığı araç muayenesine karşılık, daha doğrusu yapmadığı işe karşılık aldığı fahiş ücretiyle; yasal olmayan, kredi kartından komisyon ücreti alma cüretkarlığı ile ; hastane randevularına bile rahmet okutacak haftalar öncesi verdiği randevu kuyruklarıyla; çoğu yerde insana yaraşır bir bekleme yerinin bile olmayışı vs. abartılı işleriyle, örneğin; sıfır taktırıp gittiğim lastik tekerlerde bile, bilmem kaç milim çatlaklar var; far ayarlarını yaptırıp götürmemize rağmen, her muayenede, filan farın şu kadar ayarı bozuk gibi peşin hükümle verdikleri hafif kusur raporları sıradanlaşmıştı.
Birinde, arka emniyet kemer kullanımının pek yaygın olmadığı dönemlerde yaptırdığım bir muayeneden, 'arka koltukta emniyet kemeri yok' şerhiyle geçememiştim.
Sanayiye gidip, koltukçuya 'usta bir bakar mısın, aracımın emniyet kemeri yokmuş, nasıl olur' dediğimde, birkaç gün önce aceleden değiştirdiğimiz koltuk kılıfını çekip yukarı kaldırarak, 'bak, hepsi var, neyi yok' diyerek şaşkınlığıma ortak olmuştu.
Tabii biz bunu hakketmiştik ama onların kazandığı bu zaferlerden(!) de imajlarından da kendilerinden de 14 Ağustos 2027'de artık kurtuluyor olmamız, tesellimiz olacaktır.
Umarız, 2027-2047 arası ihalesini almış olan, yerli ve yabancı yeni ortaklardan TURKA markasıyla, MOI Ortak Girişim Grubu, yaşanan bu olumsuzluklardan ders çıkarır, insan odaklı, çağdaş hizmet anlayışı ile bu hizmet sektörüne yeni bir kimlik kazandırır da en azından paramızla rezil olduğumuz onurumuzu kurtarmış olurlar.