"Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan ve kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak anılan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünlüğün Güçlendirilmesi Kanun Teklifi, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi.
Teklifte, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen bazı suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda erteleme düzenlemesi yer alıyor. Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005’ten önce işlenen müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlar kapsam dışında tutulacak.
Bunun dışındaki suçlardan 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektirenler için yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlar için ise 10 yıl ertelenecek.
Barış, Huzur ve Kardeşliğe yeryüzünde sahip çıkmayacak bu kavramların insanlığa kattığı değerleri sahiplenmeyi istemeyecek kaç kişi olur ki bu hayatta?
Ülkemizde geçmiş yaklaşık elli yıllık süreçte bir ayrışımın körüklenmesinden hareketle ortaya çıkan ayrılıkçı PKK Terör Örgütü ve bu örgüt ile Devlet olma refleksi ile yapılan mücadelede çok kanlar akmış çokça canlar verilmiş maddi ve manevi boşluğu doldurulmaz kayıplar yaşanmıştır.
Evlerin sokağına giren her resmi plakalı araç, sokağa asılan Türk Bayrağı elleri kınalayıp gönderilen yiğitlerin al bayraklı tabutlar ile gelişi onları yetiştiren anne ve babaların yüreklerine düşen ateş olmuştur. Kayıplar her ne kadar zamanla kanıksanıp birer sayıdan ibaretmiş gibi görünse de kaybedilen canların ocaklarında bitmeyen bir yas sönmeyen bir ateş yanıp durmaktadır.
Sadece Asker, Polis, Öğretmen, Ebe, Hemşire, Mühendis veya başka mesleklerden insanlar mı elbette hayır, bölge insanlarının dağlara çıkartılan çocuklarının da acı haberleri o yokluğun ve yoksulluğun kol gezdiği evlere düşmüş çoğu zaman canını yitiren evlatlarının mezarları bile olmamış bir avuç toprak bir mezar taşına sarılmak bile nasip olmamıştır insanlara.
Dolayısı ile akan kan durmalı yitip giden canlara bir son verilip yüreklere düşen ateşlere mutlaka bir su serpilmelidir.
Ancak bu yukarıda çerçeve yasası komisyondan geçen bir metinle bu çocukların katillerine imtiyazlar sağlayarak mı yapılmalı yoksa bölgede yokluk ve yoksullukla boğuşan köylünün kursağına giren lokmanın sayısının arttırılması, çocuklarının dağ yerine okullara gitmesi, sınır ötesi kamplar yerine fabrikaların bacalarından dumanların tütmesi ile mi sağlanmalıdır buna karar verilmelidir.
Bu yasa çıktıktan sonra bu ihanet ateşini harlayan ağaların köylerinin sayısı mı azalacak? yokluk ve yoksulluk nedeni evlenip yuva kurma hayali bile kuramayan binlerce gencin aksine düğünlerinde havada uçuşan paralar ve takıların ağırlığı nedeni boyunları bükülen ağa çocuklarının sayısı mı azalacak?Okullara gitmek yerine dağlara gönderilen gariban çocuklarının eğitim haklarının noksanlığına inat yurt içi ve yurt dışında evlatlarına en güzel eğitimleri aldıran terör baronlarının sayısı mı azalacak?
Üzülerek söylüyorum ki; Bu soruların hepsinin cevabı kocaman bir hayır içinde halkın bizzat kendisinin olmadığı, fikrinin dahi alınma gereği duyulmadığı ve seksen altı milyon insanı ilgilendiren bu hassas konunun sayısı sınırlı bir yerlere diyet borcu olan ve bir çok mahfilden talimat alan ve aldıkları bu talimatların karşılığında onca yokluk içinde varlığı yaşayan ve bu varlıklı yaşamın bedeli olarak diyet borcu ödemek zorunda olan ağalar ve beyler tarafından alınan her karar esasa değil sınırlı bir azınlığa hizmetten öte bir durum değildir.
Ağlayan yüreği yaralı anaların olmadığı ve tüm umudunu bağladığı evladı ile birlikte kendisi de yaşarken toprağa gömülen babaların sözlerinin dinlenmediği bir masada alınan hiçbir karar bu elli yıllık yarayı sarmayacak tam aksine bu yarayı milletin bağrında açanların geleceklerini teminat altına alan nafile çabalar olduğu gibi aynı zamanda da üniter yapısı ile ayakta kalan Türkiye Cumhuriyeti’nin bugüne kadar koruduğu varlığını ciddi zafiyete düşürecektir.
Bu yasa teklifi derhal geri çekilerek terörden beslenenlerin değil terörden canı yananların istek ve talepleri ile yeniden şekillenip milli bir mutabakat sağlanarak meclise getirilmelidir. Aksi halde bu bir barış süreci değil bundan sonra ortaya çıkacak daha kanlı daha acılı bir savaş sürecinin kaldırım taşlarının döşenmesi olacaktır.