ÖZET:
Anadolu coğrafyasında Evangelik Amerikan Hristiyanları tarafından yapılan misyonerlik faaliyetlerinin geçmişi 1800’ün başına kadar gitmektedir. Bu misyonerlerin temel prensibi Hristiyanlığın beşiği olan toprakları yeniden kurtarmaktı.

Bu çalışmada; Osmanlı İmparatorluğunu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci yarısını içeren yüz yıllık bir zaman içerisinde aynı alanlarda misyonerlik yapan iki ayrı misyonerin Kayseri’deki çalışmaları araştırılmıştır.

1853-1903 yılları arasında Kayseri’de misyonerlik yapan ve American Board tarafından görevlendirilen Wilson Amos Farnsworth ile 1958-1966 yılları arasında yine Kayseri’de hem misyonerlik hemde doktorluk yapan Dr. Warren H. Winkler in basılı eserlerinden yola çıkarak misyonerliğin Anadolu ve Türkler üzerindeki etkileri ve sosyal, siyasal ekonomik değişimler ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Bu çalışmada, iki kişilik örnekten yola çıkarak misyonerliği oluşturan koşullar, misyonerliğin biçimindeki değişiklikler tartışılmış Türk coğrafyasında bugün de var olan bu toplum mühendisliği çalışmalarının önlenebilmesi için neler yapılabileceği konusunda bir sorgulamanın yapılması planlanmıştır.
Anahtar kelime: Misyonerlik, Kayseri, Amerikan Board
GİRİŞ:
Bütün dünyada ve Türkiye’de faaliyet gösteren Amerikalı misyonerlerin merkezi kuruluşu olan ve yabancı ülkelerde görevli Amerikalılar örgütü (American Board of Commissioners for Foreign Mission 1810 yılında kurulmuştur. (1) Bu kuruluş Andover ruhban okulu’nun teklifi ile dokuz kişilik kurucu heyeti ile kurulmuştur. 1776 tarihinde başlayan Amerikan ihtilali yani İngiltere’ye karşı yürütülen bağımsızlık savaşından sonra dini hayat gerilemişti ancak 19. Yüzyılda Evanjelik Hristiyanlar laik düzen ile koordine dışa dönük teşkilatlanmaya başlamışlardı.

Amerika’nın yeni dünya gücü olacağı fikri ile filizlenen bu teşkilatlanma 1823 “Monroe doktrini” ile siyasi olarak farklı düşünse de sivil toplum hareketi olması nedeniyle siyasiler tarafından kabul görüyordu. Bu nedenle özellikle Amerika’nın yurt dışı misyonlarının şiddetli desteğini görmüşlerdir. İlk board misyonerleri 17 Haziran 1812 tarihinde Hindistan’ın Kalküta şehrine varmışlardır.


Osmanlı coğrafyasına misyonerlerin gelişi (Holy Land) “Kutsal topraklar” olarak adlandırılan Filistin, Anadolu ve Akdeniz’in Hristiyanlığın doğum yeri olan coğrafyaların İslam’ın kontrolünde kalmasına karşı çıkıp, buraları tekrar Hristiyanlaştırmak fikrinden kaynaklanmaktadır.

Bu amaçla iki misyoner Pliny Fisk ve Levi Parsons 3 Kasım 1819 da Filistin’e gitmek üzere yola çıkmışlar, lisan öğrenmek için önce İzmir’e gelmiş oradan da Anadolu’yu dolaşmışlar en son Beyrut’ta faaliyetlerini tamamlamışlardır. Bu dönemde bir grup Ermeni’nin evanjelizmi benimsediğini de rapor etmişlerdir. (2)


Yunan bağımsızlığı ve Rus savaşının ardından Amerikan misyonerleri faaliyetlerini arttırmışlar ve 1831 yılında İstanbul misyonu kurulmuştur. Bu gelişmede 1830 yılında Amerika ile imzalanan Türk-Amerikan ticaret anlaşmasının çok etkisi olmuştur. İlerleyen yıllarda çok sayıda misyoner Anadolu’ya gelmiş özellikle önce Rum ve Yahudiler üzerinde çalışmaya başlamışlar ancak onlardan yeterli dönüşü görmeyince Ermeniler üzerinde yoğunlaşmışlar, Müslüman nüfusa mesafeli olmaya özen göstermişlerdir.

İstanbul’dan sonra İzmir, Bursa, Trabzon ve Erzurum’da karargahlar kurulmuştur. (3) Ermeniler üzerindeki çalışmaların Ermeni milliyetçiliğini körüklediği konusunda çok sayıda bilgi vardır. (4)
İşte bu tarihi süreç içerisinde Kayseri’ye board tarafından görevlendirilerek gelen ilk misyonerler W.A Farnsworth ve J.N. Ball’dır. 1854 yılında Kayseri’ye ulaşmışlardır.

Farnsworth’un 50 yıl boyunca yaşadıklarını yazdığı, Erciyes Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Mehmet Şahin tarafından hazırlanan “Kapadokyada’ki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen Tarihi” isimli eserden ve 1958 yılında yani 104 yıl sonra aynı ilde misyoner doktor olarak çalışan Dr. Warren Winkler tarafından yazılan “İki Doktor Bir Yolculuk” isimli iki açık kaynak eserden yola çıkılarak misyonerlik üzerinde bir tartışma planlanmıştır.


W.A. Farnswort’un 1854 ten başlayan Kayseri’deki misyonerlik faaliyetleri:
1854 yılında Merzifon’dan yola çıkarak Kayseri’ye gelen Farnsworth ve Ball aileleri ile ilk Pazar ayinini gerçekleştirdiklerinde Kayseri nüfusu yaklaşık 75 bin idi. Farnswort Board’ a gönderdiği ilk mektubunda Merzifon’dan Çorum’a geçtiklerini, burada Osmanlı tarafından verilen muhafızlar tarafından korunduklarını, ardından Yozgat’a geçtiklerini Erciyes dağını gördüklerinde, Kızılırmak nehrinden bir köprü ile geçip Kayseri’ye geldiklerini rapor etmiş. İlk günden başlayarak demografik yapıyı ortaya koymuş ve 15 bin Ermeni’nin yaşadığı bu şehrin önemli bir karargâh olduğunu bildirmiştir.

Notlarında Kayseri’ye önceden gönderilen misyonerlerden ve çalışmalarından bahseden Farnswort 1849’dan başlayan bu çabanın 1854 de devam ettiğini belirtiyor.


Biz bu çalışmada Farnswort’un ay ay ne yaptığı üzerinde durmayacağız.

Onun yaşadığı tarihlerde bir Anadolu şehri olan Kayseri’de misyonerliğin neleri değiştirdiğini değerlendireceğiz. Yaşanan çalkantılı süreçler ve misyonerlerin ilginç yöntemleri neticesinde Protestanlık yayılmaya başlıyor.

Bunda birçok sebep var. Ermeni topluluğunun tarihsel süreçte dini yetersizlikleri, Osmanlı’nın gerekli gücü göstermekte geç kalması, ekonomik zorluklar ve kıtlıklar Protestanlığı kabul edenlerin sayısını arttırıyordu.

1857 yılında ilk Protestan Şapeli bu sayede Kayseri’de açılmıştı. 1858 de Kayseri’nin yanı sıra Yozgat 18592’da da Niğde şubeleri açılıyor. Bu arada ilk kez Müslümanlardan Protestanlığa geçenlerin olduğu rapor ediliyordu ve tarih 1861’di.


Farnsworth, 1870 yılında yazdığı mektupta Kayseri çarşı yangınından söz ederken “halkın büyük çoğunluğu bu yangını hükümet tarafından şehri güzelleştirmek için çıkarıldığına inanıyor” şeklinde siyasi bir mesaj verme üstenciliğini yapabiliyor.

Benzer notu 1873 de Yozgat yangını içinde söyleyebiliyor. 1873 ile 1874 yılları arasında orta Anadolu’da şiddetli bir kıtlık yaşanıyor ve Farnsworth’un geziler sırasında gördüğü neredeyse her üç kişiden birinin açlıktan öldüğü.

Osmanlı bu meseleyi kapatmaya çalıştığı biliniyor.

Çünkü 1854’de ilk borçlanma ile 1874’e kadar 15 borçlanma ile para alan Osmanlı’nın senede 11 milyon altın ödemesi vardı oysa tüm geliri 18 milyon altındı.

İşte bu nedenle kendisine yakın orta Anadolu’da olan kıtlığa reaksiyon gösteremezden gelirken, misyonerler 1875 yılında Kayseri şehir merkezinde 11 bin kişiye yardım ediyordu.

Bu kıtlık boyunca yaklaşık 100 bin kişiye yardım yapmışlardı. İşte bu yardımların sonucu çok sayıda katılım olmuştu.1881 yılında bu sefer çekirgelerin yarattığı açlık ile karşı karşıya kaldı Kapadokya. Bu sırada yine Osmanlı İstanbul’da siyasi hesaplaşmaların içerisindeydi.

Ne kadar kişinin hayatını kaybettiğini rapor etmemiş Farnsworth ancak bu sefer daha temkinli bir destek yaptıklarını bildirmiş.
Misyonerlik daha ilk günden başlayarak sağlık hizmetleri de vermiş. Anadoluda. Örneğin Dr. Jewett 1854’te Merzifon’dan Board’a yazdığı mektupta “Belediye başkanları, defterdar, yerel meclis başkanı müftü gibi nüfuslu kişiler kendileri ya da haremleri için tıbbi yardım almaya bana geliyorlar” diyor.

(5) bu ilgiyi fırsata çeviren misyonerler İstanbul, Merzifon, Kayseri, Sivas, Erzurum, Harput, Van, Antep, Mardin ve Diyarbakır’da hastaneler açmıştı.

Antep hastanesinden 224 doktor mezun olmuştu. (6) 1893’te Kayseri’de Dr. Dodd tarafından 4853 hastaya bakılmıştı.

O tarihlerde Kayseri’de başka hastane yoktu.

Bu çalışmalar, açılan okullar hastaneleri Farnsworth tarafından yıl yıl not edilmiş ve 1904 yılında yani tam 50 yıl sonra Kayseri’den ayrılmış. Bir misyoner olarak o görevini yapmış, Anadolu çaresizliği ile baş başa kalmaya devam etmiş.
Dr. Warren H. Winkler’in faaliyetleri:
Dr. W.H. Winkler’in yazdığı “İki Doktor Bir Yolculuk” isimli basılı eseri 1959-1967 yılları arasında Kayseri’de tuttuğu günlükleri içeriyor. Winkler kendisi ile Amerika’dan Kayseri’ye gelen ekip dışında Salih Tokgöz’den yani “Tohtur Salih’den” ve Kayseri’nin o tarihlerdeki sosyal ve ekonomik yaşamından ve sağlık durumundan söz ediyor.

Kitabında öğrencilik yıllarında Pazar ayinleri düzenleyebilecek kadar evanjelist ve okulu bitirdikten sonra “cemaat kilisesi misyonu” tarafından istenilen iki senelik cerrahi ihtisasını tamamlayıp Türkiye’ye gelecek kadar misyoner. (7) Gemiden İstanbul’da inince yanında getirdiği malzemeler “dört misyon okulu, bir hastane, bir yayınevinin malzemeleri ile kendi malzemeleri” bu malzemelerin gümrükten çekilebilmesi için Amerikan Konsolosluğundan yardım istediğini kitabında yazıyor. (8) yaklaşık 100 yıl önce board misyonu görevi ile dispanser olarak çalışan aynı binada yüz yıl sonra o bir klinik açıyor.
Kayseri Talas’ta işe başladığında askerde Sıhhıye olarak görev yapan halk arasında “Tohtur Salih” olarak bilinen Salih Tokgöz ile tanışıyor. Kitap boyunca bu beraberlikten bahseden Winkler çok sayıda fotoğraf çekmiş. O tarihe ait sosyal yaşam, hastalıkları sabitleştirmiş.

Kitabın ayrıntılarında sağlık hizmeti vermek için gelen bir doktor’un arka planını görecek ipuçları var. 1960’larda Kayseri’de Verem yaygın, Çocuk Felci, Kızamık, Zatürre yaygın, Kuduz hastalığından ölenler var. Sağlık evleri boş, ebe yok, aşılama çalışmaları yok, Güvenliği sağlayan jandarmadaki manyetolu telefondan başka iletişim şansı yok, şehir’e yaklaşık 5 kilometre uzaktaki Talas’ın köylerinde salgın hastalıklar, beslenme bozuklukları kol geziyor.

Şehir merkezindeki sağlık otoritelerinin ilçelerden bilgisi yok. Cumhuriyet’in kurulduğu ilk yıllarda sağlık hizmetlerindeki ciddi ilerlemeler durmuş, sağlık hizmeti uzun yıllar ihmal edilmiş.

İşte bu nedenle Winkler yıllarca Talas’ta hizmet veriyor, belki kimse dinini değiştirmiyor ama kendisini unutmadığını düşündüğü bir yabancıya teslim oluyor.


Winkler ile çalışan “Tohtur Salih’in” oğlu hakkında uzun bir bölüm var kitapta. “Mehmet Tokgöz” isimli bu oğlu tek şansı olan polis yatılı okulu sınavlarını kazanıyor.

Winkler Ulusal Sağlık Sisteminin revizyonu için John Hopkins Üniversitesi ekibinin direktörü olarak Ankara’ya geçiyor.

Mehmet Tokgöz Polis Akademisi sınavlarını kazanarak Emniyet Müdürü oluyor. Winkler ondan söz ederken “Ülkenin Emniyet Genel Müdür Yardımcısı. Onun üzerindeki tek kişi İzmir’in eski valisi ve o göreve siyaseten atanmış biri.

Bu demek oluyor ki Mehmet şu anda Türkiye’deki en üst rütbeli polis” olarak tanımlıyor. (9) Winkler’in kitabında sözünü ettiği bu kişinin 15 Temmuz kalkışmasından sonra ilçe Emniyet Müdürü damadı tarafından FETÖ iltisaklı olduğu iddia edilerek bildirilmiş ve yargılanmış, meslekten uzaklaştırılmış biri olmasını burada not etmeliyiz.
SONUÇ:
Dünya üzerinde çok sayıda misyoner örgütü kendi dini fikirlerinin yanı sıra kaynaklandıkları ülkelerin çıkarları için yüz yıllardır çalışıyorlar. Evanjelik Hristiyanlar özellikle Anadolu toprakları üzerindeki hayalleri için yola kendi insanları ile çıktılar.

Sayılarının arttığı zamanlar Osmanlı’nın çöküş yıllarına denk geldi. Önemli dini ve ekonomik kazançlar elde ettiler. Cumhuriyet’in kuruluşu ile kendilerine boş alan kalmadı bir süre geri çekildiler.

Ancak yıllar içerisinde Cumhuriyet’in eksiklerini gördüler ve en önemli eksik olarak gördükleri sağlık hizmetleri ile yeniden faaliyetlerini arttırdılar.

Uluslararası gelişmelere ve tarihe bakınca bu çalışmaların zayıflayan ve enerjisini kaybeden ülkelerde hızla canlandığını görüyoruz.

Bu organizasyonların devletlerin gücünü kaybetmesinde de önemli roller oynadıklarını saptıyoruz.
Misyonerlik fikrinde son asırda en önemli değişikliğin bizzat misyonerlik vazifesini o ülkenin vatandaşları yolu ile yapılması olduğunu kanıtlayacak çok sayıda veri ile karşı karşıyayız.

Artık misyonerlik ekonomik, siyasi ya da sosyal olarak seçilip, eğitilip donatılan o ülke insanları tarafından yürütülüyor. Türk coğrafyasında bu çalışmalar konusunda dikkatli olmak zorundayız.

Tarihte, ırk’ta ve kaderde bir araya gelmeye çalışan Türk Milletlerin önündeki önemli sorunlardan birisinin yeni nesil misyonerlik çalışmaları olduğunu bilmemiz ve önlem almamız kaçınılmazdır.
KAYNAKÇA:
1. William E. Strong, The Story of The American Board, The Pilgrim Press,1910,s. 7 2. William E. Strong, The Story of The American Board, The Pilgrim Press,1910,s. 84 3. Barlet 1876 age s.4, 76 4. İnternet:http://freepages.history.rootsweb.ancestry.com/-dickbolt/TurkeyDaguerreotype.htlm 5. The Missionary Herald, Mayıs 1854, s.141 6. E.E Strong,age. S.24-27 7. Warren E. Winkler, İki Doktor Bir Yolculuk, yapı kredi yayıncılık 2014, s. 40 8. Warren E. Winkler, İki Doktor Bir Yolculuk, yapı kredi yayıncılık 2014, s. 42 9. Warren E. Winkler, İki Doktor Bir Yolculuk, yapı kredi yayıncılık 2014, s. 214