Önce, Nasıl Bir İnsan Olacak Diye Soralım.

Biz çocuklarımız daha küçücükken karar veriyoruz:

“Doktor olsun.”
“Mühendis olsun.”
“Avukat olsun.”
“Devlette sağlam bir işi olsun.”
“Parası olsun, kimseye muhtaç olmasın.”

Peki kaçımız şöyle dua ediyoruz?

“İyi bir insan olsun.”

Diploması duvara asıldığında gururlanıyoruz da, yaşlı birinin elinden tuttuğunda aynı gururu duyuyor muyuz?

Matematikten yüz alınca seviniyoruz da, arkadaşının hakkını yemediğinde onu kaç kere takdir ediyoruz?

Çocuğumuzun başarısız olmasından korkuyoruz.
Ama vicdansız olmasından aynı ölçüde korkuyor muyuz?

Belki de asıl meselemiz burada başlıyor.

Çocuklarımızı hayat yarışına hazırlarken onlara sürekli öne geçmeyi öğretiyoruz. En iyi okul, en iyi bölüm, en iyi iş, en yüksek maaş...

Peki insanlığın sıralaması nerede açıklanıyor?

Bir çocuğun odasına onlarca test kitabı koyuyoruz ama merhameti hangi kitaptan çözdürüyoruz?

“Kimse seni ezmesin” diyoruz.
Peki “Sen de kimseyi ezme” demeyi unuttuğumuz oluyor mu?

“Bu dünyada uyanık olacaksın” diyoruz.
Ama “Haksızlık karşısında vicdanlı olacaksın” cümlesini ne kadar kuruyoruz?

Sonra büyüyorlar.

Doktor oluyor ama hastasına tepeden bakıyor.
Avukat oluyor ama adaleti yalnızca kazandığı dava kadar önemsiyor.
Mühendis oluyor ama yaptığı işin başkasının hayatına dokunduğunu unutuyor.
Makam sahibi oluyor ama kapısında bekleyen insanı görmüyor.

O zaman sorun meslekte değil.

Sorun, mesleğin içine insan koyamamış olmamızda.

Elbette çocuklarımız okusun. Doktor da olsunlar, mühendis de, öğretmen de, avukat da... Başarılı olsunlar, güzel hayatlar kursunlar.

Ama bütün bunların önüne küçücük bir kelime koymayı unutmayalım:

“İyi.”

İyi doktor.
İyi mühendis.
İyi öğretmen.
İyi yönetici.
İyi komşu.
İyi evlat.

Çünkü bu ülkenin yalnızca daha fazla diplomalı insana değil, diplomasının yanında vicdanını da taşıyan insanlara ihtiyacı var.

Biz çocuklarımızın geleceğini hazırlarken karakterlerini de hazırlıyor muyuz?

Belki anne babaların çocuklarına bırakacağı en büyük miras ev, arsa, araba değildir.

Belki de en büyük miras, bir gün kimse görmezken bile doğru olanı yapmasını sağlayacak vicdandır.

Çünkü günün sonunda insanın kartvizitinde ne yazdığından çok, arkasından ne söylendiği kalıyor.

Çocuğunuz doktor olsun, avukat olsun, mühendis olsun… Ama önce insan olsun. Çünkü diplomanın çerçevesi vardır; vicdanın yoktur.