Bayramınız kutlu olsun efendim.
Bu, geleneksel bir dilektir; ancak içinden geçtiğimiz bugünlerde insanın içi bu dileği söylerken sızlıyor. Dünya, adeta güç odaklarının kıskacında kalmışken ve hiçbir kural işlemiyorken, zalimler baş olup dünyayı felakete sürüklerken bayram kutlamak insanın içinden gelmiyor.

Komşu ülkelerde yaşanan acıları düşünmek bile nefes almayı zorlaştırıyor.
Türk milleti tarih boyunca her zaman mazlumun yanında yer almıştır. Dost ve kardeş İran, haksız bir saldırı karşısında mücadele ederken, tüm devlet imkânlarıyla ve insani yardım kuruluşlarıyla destek olunmalıdır. Bayram vesilesiyle İran halkına elimizden gelen desteği göstermek hem insani hem de vicdani bir sorumluluktur.
Nitekim 6 Şubat depremlerinde İran’dan önemli yardımlar almıştık.

Bugün mesele sadece İran meselesi değildir.
Mesele, onur meselesidir. İnsanlık, teknolojiyle büyüdü ama vicdanla küçüldü.
Güç arttı ama merhamet azaldı. Ve en acısı, kutsal olanın bile artık korunamadığı bir çağdayız.
İnsan, yalnızca yaptıklarından değil, sustuklarından da sorumludur.
Sessizlik bazen en ağır ortaklıktır. Bu yüzden susmayın. Haksızlık karşısında başınızı eğmeyin.
Gülerek zulmü meşrulaştıranların karşısında utanmayın. İşte o zaman bayram hâlâ bayramdır.

Ve unutmayalım:
Gerçek bayram, adaletin olduğu yerde başlar.

Ramazan ayında göğe dua yerine yükselen duman, insanlığın utancıdır.

Ramazan bitti, bayram geldi…
Ama gökyüzünde hâlâ ateş var.
Duaların yükselmesi gereken semalar, bombaların sesiyle yankılanıyor.
Kutsal zamanlar, insanın kendine döndüğü, merhametin çoğaldığı, kalplerin yumuşadığı zamanlardır.
Ama ne yazık ki dünya, her zaman bu inceliği anlayacak kadar vicdanlı olmadı.
Kutsal ayların huzuru içinde olması gereken coğrafyalar, bir kez daha barut kokusuna teslim edildi.
İbadetin, sabrın ve arınmanın zamanı olması gereken günlerde, gökyüzü dualarla değil, patlayan bombaların gürültüsüyle yankılandı.
Bu sadece bir askeri hamle değildir.
Bu, kutsala saygının yok sayılmasıdır.
Bu, insanlığın ortak değerlerine karşı açık bir meydan okumadır.
Çünkü hangi inançtan olursa olsun, kutsal zamanlar savaşın değil, sükûnetin zamanıdır.
Bu gerçeği görmezden gelenler, yalnızca bir ülkeye değil, insanlığın vicdanına zarar verir.

Ve bir gün mutlaka sorulacaktır:
Kutsal zamanlarda bile zulmü seçenler, hangi vicdana sığındı?

Bu nasıl bayram, bu nasıl ümmet?

Yusuf Akçura’nın Üç Tarz-ı Siyaset adlı eseri 1904 yılında Mısır’da Türk gazetesinde yayımlanmıştır.
Yusuf Akçura, Üç Tarz-ı Siyaset’te ümmetçiliği savunmaz; çünkü Osmanlı toplumunda Müslümanlar bile artık tek bir birlik oluşturmuyordu.
Milliyetçilik çağında din temelli bir birlik yerine millet temelli yapının daha güçlü olacağını düşünür.

Ziya Gökalp’ın Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak isimli eseri 1918 yılında yayımlanmıştır.
Ziya Gökalp’e göre ümmetçilik, modern çağda devlet kurucu bir güç olmaktan uzaklaşmıştır.
Farklı milletlerden Müslümanların tek bir siyasi birlik altında toplanması artık mümkün değildir. Milliyetçilik çağında toplumları bir arada tutan asıl unsur millet ve kültür birliğidir.
Ümmetçilik, Türk milletinin kendi kimliğini geliştirmesini ikinci plana atmaktadır.
Bu yüzden Gökalp, dini reddetmeden Türk milliyetçiliğini esas alan bir modeli savunur. Gökalp, ümmetçiliği değil, millet temelli ama İslam’la uyumlu bir Türkçülüğü savunur.

Bu ümmet, o ümmet…

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından, bazı Arap ülkeleri dönüp İran’ı kınadı.
Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Ürdün gibi ülkeler bu kınamaya katıldı.
Yetmedi, daha geniş bir blok halinde 12 ülke ortak bildirilerle İran’ı hedef aldı.

Peki sorulması gereken soru şu:
İlk kurşunu kim sıktı?
Saldırıya uğrayanı değil, saldırıya karşılık vereni hedef almak nasıl bir aklın ürünüdür?

Bayramı bir takvim günü olmaktan kurtaralım…

Bayram, sadece yeni kıyafet giymek değildir.
Bayram, sadece sofralar kurmak değildir.
Bayram, sadece birbirimize “iyi bayramlar” demek değildir.

Bayram; Mazlumun yanında durmaktır.
Haksızlığa karşı susmamaktır.
Zulme karşı kalbini diri tutmaktır.

Sadece sevdiklerimizi değil, mazlumları da hatırlayalım.

Eğer bir bayram sabahı çocuklar ölüyorsa,
eğer kutsal zamanlarda bile kan akıyorsa,
eğer buna rağmen susuluyorsa…

O bayram eksiktir. Hatta o bayram, sadece bir takvim günüdür. Bugün asıl soru şudur:
Vicdanımız hâlâ hayatta mı?

Sizin, Türk milletinin ve bölgede onuruyla dimdik duran tüm halkların bayramı kutlu olsun.