Dev ekranlar gecenin içine ışık saçıyor.

Her köşede başka bir reklam, başka bir yüz, başka bir kimlik. İnsanlar yürüyor ama kimsenin gözlerinde gerçek bir ifade yok.

Herkes birbirine benziyor.

Aynı bakışlar, aynı kıyafetler, aynı boşluk…

Bir defile başlıyor.

Müzik insanın içine işleyen mekanik bir titreşim gibi yükseliyor.

Podyuma çıkan modeller insan gibi değil.

Yüzleri maskelerle kapalı.

Bedenleri şişirilmiş, bozulmuş, tanınmaz hâlde.

Kadın mı erkek mi anlaşılmıyor.

Sanki insan formu bilinçli olarak parçalanıyor.

Modern dünya artık sadece insanın nasıl yaşayacağını değil, nasıl düşüneceğini, nasıl görüneceğini ve sonunda nasıl hissedeceğini de tasarlıyor.

Bir zamanlar toplumun dışında kalan görüntüler bugün sahnenin merkezinde alkışlanıyor.

Maskeler,

kimliksiz yüzler,

bozulan beden formları,

insanı hayvana dönüştüren kostümler,

ruhsuz bakışlar…

Bunların hepsi artık “sanat”, “yüksek moda” ve “özgürlük” adı altında sunuluyor.

Karanlık figürler yeniden parlatılıyor.

Çünkü sistem artık ahlakı değil, şoku ödüllendiriyor.

İnsan ne kadar sınırları zorlarsa o kadar görünür oluyor.

Çünkü kaos dikkat çeker. Ve dikkat, modern çağın en büyük para birimidir.

Markaların defilelerinde insan bedeni artık doğal hâliyle yeterli görülmüyor.

Kadın erkekten, erkek kadından ayrılmıyor.

Yüzler saklanıyor.

Kimlik siliniyor.

Çünkü yönünü kaybetmiş insan, yönlendirilmeye daha açıktır.

Bir zamanlar yalnızca elit toplantılarında görülen maskeler bugün moda sahnesinde normalleştiriliyor. Etrafında anlatılan gizemli davetlerde görülen semboller artık milyonların önünde sergileniyor.

Eskiden gizlenen şeyler bugün estetik olarak pazarlanıyor.

Ve teknoloji… İnsan artık sadece izlenmiyor; şekillendiriliyor.

Algoritmalar ne göreceğimizi seçiyor.

Sistem neye öfkeleneceğimizi belirliyor.

Sürekli tüketen, sürekli dikkat dağıtan ve sürekli kimliğini sorgulayan bireyler üretiliyor.

Şimdi ise sıra beden ile makine arasındaki sınırı kaldırmaya geldi.

Projeler kimileri için ilerleme olabilir.

Ama birçok insan için bu, insan zihninin teknolojiye teslim edilmesinin ilk adımı gibi görünüyor.

Belki de bugün yaşadığımız çağın en büyük trajedisi şudur: İnsan özgür olduğunu düşünürken, neyi arzulayacağını bile artık kendisi seçemiyor.

“İnsanlık artık zincirlerle kontrol edilmeyecek kadar gelişti.

Bu çağda insanlar arzularıyla yönetilecek.”

“En başarılı sistem, insanlara kafesi sevdirebilen sistemdir.”

Ve en korkutucu olan şey…

İnsanların buna alışması.