Bir ülke var çok zengin. Ülke GSYH'sinin %30'u, ihracat gelirlerinin %95'i ve kamu gelirlerinin %56'sı petrol sektöründen kaynaklanmaktadır. Venezuela'nın 2022 yılı için kanıtlanmış petrol rezervi 303,468 milyar varil, petrol üretimi 636 bin varil/gün; doğalgaz rezervi 5,541 trilyon metreküp, doğalgaz üretimi 23,7 milyar metreküptür.
Nicolas Maduro, Venezuela’da uzun süredir iktidarda olan bir siyasi figürdür. Bolivar devrimi’nin ateşli bir savunucusudur.
Eski otobüs şoförü olarak siyasi kariyerine başlayan Maduro, Görevi boyunca özellikle ekonomik sorunlar, yolsuzluk iddiaları, demokratik meşrutiyet tartışmaları ve muhalefetle gerginlikler ülkede kronikleşmiştir.
Maduro ise kendi ülkesini bu kadar petrol zenginliğine rağmen açlıkla boğuşma safhasına getirmiş, 8 milyon Venezuelalı ülkeyi açlık yüzünden terketmiş, % 67 ile seçilen rakibine şans tanımamış, ülkesinde kendisine bağlı en fazla paramiliter terörist gurupları barındıran, petrolü değilde uyuşturucuyu ülke ana geçim maddesi sayarak üreten satan, Kendi milletine ülkesinin kalkınmasında faydası olmayan biridir.
Kendi ülkesine faydasağlamayan başkasına fayda sağlayamaz, buna rağmen sağlıyorsa ihanetçidir, başkalarının kuklasıdır,
ülkesini Çin’e Rusya’ya fransızlara soydurtan dünyaya kokain satan biridir.
Amaaaa öyle ya da böyle seçilmiş bir liderdir.
Maduro’nun kaçırılması ilgili ABD yi alkışlayacak değiliz, ABD faşizmin baş pehlivanıdır.
ABD, Maduro’ya yönelik askeri operasyonu gerekçelendirmek için onu “narco-terörist”olarak tanımlamış ve Venezuela hükümetini uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlamıştır.
Trump yönetimi, rahatlıkla Venezuela’nın petrol endüstrisine el koyma planlarını ve ABD şirketlerinin bu alana yatırım yapma olasılığını çok açık bir ifadeyle asıl amacını söylemiştir.
Bununla kalmayıp Küba, Kolombiya, Meksika, İran ve Danimarka da Grönland’a hazırlanıyor kan görmüş sırtlan gibi nerede petrol nerede yeraltı zenginliği varsa oraya saldırıyor.
Bugün VenezuelayıKübayı İranı ambargo ve kaos la boğuyor, ; Trumpla birliktebu pervasızlık daha da alenileşti ama mesele başkan meselesi değil, bu bir sistem meselesi.
Amerika demokrasi diyor ama yaptığının adı ambargo, özgürlük diyor, bıraktığı şey yoksulluk ve iç savaş, insan hakları diyor, ülkeleri açlıkla terbiye etmeye çalışıyor bu bir devlet aklı değil bu çıkar bağımlılığıdır.
Amerika üretmeden tüketmeye alışmış,başkalarının kaynaklarıyla ayakta kalan bir devlettir.
ABD’nin bu adımı, Latin Amerika ve küresel arenada ciddi tepkilere yol açmıştır.
Maduro’nun ani şekilde iktidardan uzaklaştırılması Venezuela’da yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor; ancak bu geçiş sancılı bir süreç olacağa benziyor: Kim Venezuela’yı yönetecek?
Uluslararası toplum hangi aktörleri tanıyacak?
Petrol üretiminin düşüşü ve dış yatırımların çekilmesi ülkede ekonomik çöküş riskini artıracak mı?
Bu belirsizlik ortamında, Venezuela’nın kısa ve orta vadede istikrar kazanması zor görünmektedir.
Ülke içi siyasi boşluk, ekonomik çöküş riski ve bölgesel tepki bu krizin daha uzun süre dünya gündeminde kalacağını gösteriyor.
ABD gözlerimizin önünde, uçaklara silah doldurup, düşmanımıza veriyor. Rusya istediği kadar insan öldürüyor.
Dünyanın en büyük sosyal paylaşım siteleri Amerikalıların.
Abd, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa'nın silah ihracatı, dünyanın geri kalan 200 küsür ülkesinin toplamından daha fazla. Akademik makale sayısı, ar-ge yatırımı, nüfus, toprak büyüklüğü, nükleer silah falan bunlara hiç girmedim.
Avrupa Birliği, NATO, Atlantik Paktı’nın esiriyiz çünkü alternatifimiz yok. 5 Ülkenin toplam gsmh'si = 51.52 trilyon dolar. ki bu sadece ekonomi. Ordulara nükleer güce vs vs değinmedik bile.Geri kalan ülkelerin tamamı= 44.99 trilyon dolar. Yani gücün başlıca ölçüsü silahtır.
Yani bu durumda beşten geriye kalan ülkeler 5 ten büyük değildir.