Hafta sonu Venezuela devlet başkanı Maduro’nun eşi ile birlikte ABD’li askeri birlikler tarafından kaçırılmasını kaçırıldıktan sonra ABD’nin New york şehrinde adeta sinema filmlerine onu olacak şekilde dolaştırılmasını bir kez daha belirtiyoruz bir canlı yayın gibi televizyonlardan seyrediyoruz.

Venezuela devlet başkanı Maduro’nun sarayından eşi ile birlikte kaçırılmasından sonra bir araba içerisinde dolaştırılması üstelik bunu da tüm dünyaya göstermesi bırakın Venezuela vatandaşlarını dünyada yaşayan tüm insanlar için çok acı bir durum.

Maduro’nun içerisine düştüğü yada düşürüldüğü bu acı durum var olan tüm ülkeleri ve o ülkelerin yöneticilerinin de kendilerini bir kez sorgulamaları gerektirdiğini gözler önüne serdi.

İşin daha acınası tarafı Venezuela’da yaşayan yaklaşık 30 milyon civarındaki nüfusun bu olay karşısında beklenilen tepkinin milyonda birini bile vermemesiydi.

Söz konusu durum Venezuela’da hep tekrarladığımız “Devlet-Millet işbirliğinin “ortaya konulamamasından kaynaklanıyor olsa gerek.

Meslek gazetecilik olunca ister istemez kendi yaşadığımız ülke ile birlikte dünyada var olan ülkelerde yapılan seçimleri ve o seçim sonuçlarını daha yakından izlemek gibi bir mecburiyet doğuyor.

ABD’nin bu süreçte haklı olduğu bir dakika bile yok.

Dünyada nüfusu Çin ve Hindistan başta olmak üzere milyar ile ifade edilen ülkeler olduğu gibi belki yüz binler civarında devletler olduğu gerçeği var.

Normal şartlarda düzen “büyük balık küçük balığı yesin” şeklinde ilerlemiş olsa bugün dünyada 150 yerine bilemediniz en fazla bir kaç devlet kalmış olacaktı.

Büyük devletlerin yöneticileri o ülkede yaşayanlara göre büyüktür.

Nüfusu az olan ve “küçük ülke” olarak kabul gören ülkelerin yöneticileri de o ülkeler için büyüktür.

Dolayısı ile ülkeleri yönetenlerin pozisyonlarını ülkelerin yüzölçümlerine ve nüfuslarına göre değerlendirmek son derece yanlış bir kabuldür.

Burada iş dönüp dolaşıyor ülkelerin ilimde-teknikte-fende hangi ölçüler içerisinde olduklarında düğümleniyor.

Bu durum elbette ABD’nin “Haydut Devlet” olduğu gerçeğini değiştirmez.

Ancak sınırların korunması noktasında saldırılara karşı konulması adına ne kadar caydırıcı olunacaksa o şartları yerine getirmek gerekiyor.

Dünya eski.

Ancak bir ülkeyi diğerlerine göre üstün kılacak teknolojiler yeni.

Söz konusu teknolojiyi yakalayan yakaladıktan sonra ilerleten ülkeler biraz daha rahat.

Sınırları içerisinde yaşayan vatandaşlara rahat bir hayat sağlayan iktidarlara o ülkenin halkı da sahip çıkıyor.

İktidar mensuplarının kendi kabuklarına çekildikleri ve halktan kopmaya başladıkları anda o ülkede sıkıntı hem içeriden hem dışarıdan başlıyor.

Dışarıdan baskı geliyor.

Baskıyı yapanlar saldırı öncesi hedef ülkedeki siyasetçinin etrafını boşaltıyorlar.

Sonrası malum.

Gözleri bağlı.

Üzerinde ABD markalı eşofman ve terlikler

Sağında solunda ABD askerleri ile sona eren bir dönem.

Son 30 yıla bakın.

Birbirini takip eden böylesi hadiseleri göreceksiniz.

Tetikte olmakta fayda var.

Aksi takdirde ABD dünde saldırıyordu

Bugünde saldırıyor.

Yarında saldıracak.

ABD’de başkanlar ve yönetimler değişiyor.

Ancak anlayış değişmiyor.

Biz kapımızı sağlam kilitleyelim.

Caydırıcı bir ülke olalım.

Gerisi için Allah kerim.